Zülfü Bal, polisimize hakaret edecek biri mi Allah aşkına…

Son günlerde bazı sosyal medya hesaplarında gazeteci Zülfü Bal'ın bir polisimize karşı geldiği ve tartışmaların yaşandığı videoları görüyoruz.

Zülfü Bal, polisimize hakaret edecek biri mi Allah aşkına…
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen Ticaret Fuarını gazeteci olarak takip etmek ve haber yapmak için Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezine gelen gazeteci Zülfü Bal, uygun bir alan bulunca aracını park ediyor.
Park yapılmaması ya da protokole mensup yöneticilerin araçlarının geleceğine dair herhangi bir duba ve uyarıcı levha görmeyince aracını park eden Zülfü Bal’a arabasını park ettikten sonra bir görevli polisin “lan” diye hitap etmesiyle başlayan tartışma araya diğer polislerin girmesiyle kısa sürede bitiyor.

MHP’ye yakınlığı, devlet, bayrak, vatan ve polise olan hassasiyeti ile her zaman öne çıkan Zülfü Bal, yanlış ve belki de bir anlık gafletle kullanılan bir kelimeye gösterdiği tepkiye, bazı medya organlarında mal bulmuş mağribi gibi sarıldı ve yayınlar peş peşe geldi. Yapılan yorumlar da cabası. Polise ve devlete hassasiyeti olmayanlar bile birden bire devletçi, milliyetçi ve polisçi  kesildi.

Aslında bu tartışma normal zamanlarda yaşansa çok da kıymetli ve değerli olmayacak. Videonun yayınlanmasının merkezinde de öznesinde de aslında Zülfü Bal yok.

Asıl mesele birkaç gün önce Elazığspor ikinci Başkanı Mustafa Şerifoğulları’nın yine aynı medya organına düşen ve özel sohbet ortamının muhabbetine yansıyan cümlelerdi.

Yayınlanan ses kaydında da Elazığspor için yapılan fedakârlıklar ve alınan riskler anlatılıyor. Yani Elazığspor’un kaderine etki edecek olumlu adımlar atılıyor ve bunlar belki sohbetin koyuluğunun verdiği hava ile biraz da abartılı cümleler kullanılıyor. Konu Elazığspor ve Elazıspor’un geleceği.

Başka bir gün de yine Şerifoğulları ailesinden bir iş insanının ses kaydı düşüyor ki bu aslında söz konusu medya kuruluşunun sahibinin kendisini ifşa, Korkut Şerifoğulları’nın da dik duruşu ve kuru gürültüye pabuç bırakmamasının resmen tescili oldu. 
Zira iddia edildiği gibi susması karşısında kendisine herhangi bir teklifte bulunulmadığı halde kendisi racon keserek ve “kabul etmedim” diyerek şehri yanıltıyordu.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Gazeteci Zülfü Bal, “şehir için elini taşın altına koyan, birçok başarı hikâyeleri yazan Şerifoğulları ailesinden ne istiyorsunuz?” dedi ve kıyamet koptu.

Söz konusu medya organı Şerifoğluları ailesinin yanında duran Zülfü Bal’ı hedef aldı ve söz konusu polislerle tartışma videosunu sanki büyük bir skandalmış gibi yayınladı. 

Adamların gazetecilikten anladığı bu. Hak hukuk, tarafsızlık hak getire. 

Gazeteciliği değerler ve mesleki ilkeler yerine kişisel duygular ve güdülerle yaparsanız geldiğiniz nokta, şehirde itibarsız ve değersiz bir medya organı olma kaderini yaşamaktır.

Bu şehir ve şehir halkı, kendine hizmet eden çalışkan, gayretli ve gönüllere yerleşmiş yöneticileri kimseye yedirmez. Hele hele amacı belli, niyeti belli ve kimlere tetikçilik yaptıkları çok belli müsveddelere asla…