Turizm ve gastronomi
İlimizin tarihi, turistik ve coğrafi olarak birçok zenginliğe sahip olduğunu biliyor ancak bunları harekete geçirme noktasındaki ataletimizi bir türlü kıramadığımız gibi bir gerçekle de yüzleşmekten korkuyoruz.
Haberin Özeti
- • Elazığ, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları'nın çalışmalarıyla 4'ü faal, 3'ü yapım aşamasında toplam 7 müzeye sahip "Müzeler Şehri" olma yolunda ilerliyor.
- • Hazar Gölü, yoğun turizme rağmen çevresel kirlilikle mücadele ediyor; kıyı şeridinin büfe karşılığı temizlenmesi gibi yeni çözümler aranıyor.
- • Elazığ'da gastronomi potansiyelini artırmak amacıyla 21 Ağustos'ta geleneksel festival, 10-13 Eylül'de ise Bilal Erdoğan ve Emine Erdoğan'ın katılacağı yeni bir festival planlanıyor.
Bu gerçeğin farkına varan Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın özellikle Harput’a yönelik çalışmaları turizme yeni bir soluk getirmiş, “Müzeler şehri Elazığ” projesi ile dördü faal üçü de oluşturulma aşamasında yedi müzeye sahip bir il konumuna yükselmiş durumdayız.
Kent Müzesi, Basın Müzesi, Hamam Müzesi, Musiki Müzesiyle Harput’ta ciddi bir hareketlilik yaşayan Elazığ; Gastronomi, Tespih ve eski öğretmenevi binasında açılacak Eğitim Müzesi ile müze alanında birçok ilin önüne geçecek gibi.
Hazar Gölü ve çevresinin yaz aylarında aldığı yerli ve yabancı turiste rağmen çevresel kirliliğin devam ettiğini, ilimiz Valisi Numan Hatipoğlu’nun da bizzat katıldığı temizlik kampanyalarından anlamak mümkün.
Şüphesiz bu kirliliğin en büyük sebebi de bizleriz. Kullandığımız mekânlarda kendi çöplerimizi hemen yanı başında bulunan çöp konteynerlerine atsak sorun olmayacak ama ne yazık ki bizler hem kirletiriz hem de “bu ne kirlilik” diyerek yetkililere sitem ederiz.
Hazar gölünün kaderini değiştirecek en önemli adım, kıyı şeridinin mevzuata uygun olarak ve birtakım şartlara bağlı olarak belki bir büfe açmaları karşılığı ve bir kilometrelik kıyı şeridini temizleme şartına bağlamak olabilir. Yani bu cennet mekanlar bir formülle hem temiz tutulabilir hem de nezih mekanlar oluşturulabilir.
Zira kamu kurumlarının gölün tüm çevresini kendi imkanlarıyla temiz tutma imkan ve güçleri yok.
İlimiz turizminde şeytanın bacağını bir türlü kıramadığımız konulardan biri de gastronomi Her ne kadar ülkemizde Gaziantep’ten sonra en çok yöresel lezzete sahip olduğumuz söylenegelse de bu ürünleri şehir merkezinde ya da tarihi mekânlarda tatma imkanımız da çok yok. İşin garip tarafı şehir olarak gastronomide Orcikten başka öne çıkartabildiğimiz bir ürün de yok.
Durum bu olunca Lokantacılar Oda Başkanlığı, 8 yıldan beri Gastronomi Festivali adıyla önemli bir faaliyet yürütüyor. Bu festivalle birlikte ilimizin öne çıkan tüm lezzetlerin tanıtımı yapılırken, ülkemizin saygın sanatçıları da hemşerilerimizle buluşuyor.
20 Ağustos’ta planlanan bu festivalle birlikte farklı bir festival hazırlığı da kulislerde konuşuluyor.
Elazığ dışından bir STK’nın 10-13 Eylül tarihinde düzenlemeyi düşündüğü festival için özellikle siyasilere ve iş
insanlarına şimdiden mesajlar çekiliyor.
Söz konusu mesaj hiçbir kelimesine müdahale etmeden aynen şöyle yazılmış:
“Kıymetli büyüğüm, 10-13 Eylül’de açılışını Bilal Erdoğan’ın yapacağı, Emine hanımefendinin de katılacağı festivali federasyonumuz düzenliyor. O tarihlerde ev sahibi olarak bulunmanızı canı gönülden isterim.”
Bugünlerde birçok eski ve yeni siyasiye, Elazığlı iş insanlarına, ilimiz yöneticilerine gönderilen mesaja bakınca insan ister istemez tereddüt yaşıyor.
Öncelikle festivalin açılışını yapacağı iddia edilen Bilal Erdoğan isminin başına bir Sayın kelimesi konmaması, Emine Erdoğan için sadece isminin zikredilmesi bu işin ne kadar çalakalem, alelacele ve ticari kaygılarla yapıldığını ifşa ediyor.
Kaldı ki herkes biliyor ki ne Bilal Erdoğan ne de Emine Erdoğan’ın böylesi bir festivale katılma ihtimali sıfırın da altında bir olasılık. Zira Bilal Erdoğan’ın sadece Teknofest, Geleneksel oyunlar ve sosyal konularla ilgili çalıştaylar dışında, Emine Erdoğan’ın da sıfır atık temalı programlar dışında herhangi bir programa katılmıyor.
Özetle söylemek gerekir ki Elazığ’ın gastronomisini tanıtma adına yapılan ve bunun ekonomiye olumlu yansıması yerine popülist ve ticari gayelerle yapılan faaliyetler bu şehre fayda değil zarar verir. Var olan ve 8 yıldan beri devam eden bir festival varken aynı isimle yeni bir festival abesle iştigaldir ve gereksizdir.
Bu şehri, şehrin insanlarını ve siyasilerini çok yormayın. Eğer bu konular çokça sulandırılırsa bizim şehir olarak gastronomi hikayesi yazma yerine gastronomi kakofonisi çalmaya mahkum oluruz.