Nihat Akyol

Toplumu derinden zedeleyen bir hastalık, gıybet

Nihat Akyol

İnsan, konuşan bir varlıktır. Dil; düşüncenin, duygunun ve niyetin dışa yansımasıdır. Ancak bu büyük nimet, kontrol edilmediğinde en tehlikeli silaha dönüşebilir. Gıybet de işte bu kontrolsüz dilin en yaygın ve en yıkıcı sonuçlarından biridir.
Gıybet; bir kimsenin arkasından, onun hoşuna gitmeyecek bir özelliğini dile getirmektir. Bu kusur ister gerçek olsun ister olmasın, o kişi bundan rahatsızlık duyacaksa yapılan şey gıybettir. Hatta söylenen şey doğruysa gıybet, yanlışsa iftira olur ki bu daha ağır bir vebaldir.
Kur’an-ı Kerim’de gıybet, son derece çarpıcı bir benzetmeyle anlatılır: Bir insanın ölmüş kardeşinin etini yemesi… Bu benzetme, gıybetin ne kadar çirkin ve insan onuruna aykırı bir davranış olduğunu açıkça ortaya koyar. Çünkü gıybet edilen kişi orada yoktur, kendini savunamaz. Bu da onu savunmasız bir şekilde incitmek anlamına gelir.
Gıybet çoğu zaman bilinçli bir kötülükten değil, nefsin zaaflarından kaynaklanır:
Kendini üstün görme isteği: Başkalarının hatalarını anlatarak kendini daha iyi gösterme çabası
Kıskançlık: Birinin sahip olduğu nimeti hazmedememek
Öfke ve kin: İçte biriken duyguların dil yoluyla dışa vurulması
Ortam etkisi: Bulunulan mecliste gıybet yapılıyorsa buna uyum sağlama isteği
Boş konuşma alışkanlığı: Faydasız sözlerle vakit geçirme eğilimi
Gıybet Bireysel olarakta Zararlıdır 
Gıybet, önce söyleyen kişiye zarar verir. Kalp zamanla katılaşır, vicdan hassasiyetini kaybeder. Kişi farkında olmadan sürekli başkalarının kusurlarıyla meşgul olur ve kendi eksiklerini görmez hale gelir. Bu da manevi gelişimi durdurur.
Ayrıca gıybet, kişinin sevaplarını da tüketir. Rivayetlerde belirtildiği üzere, kul hakkı olan bu davranış kıyamet günü hak sahiplerine aktarılır. Yani insan, farkında olmadan kendi birikimini başkalarına devretmiş olur.
Toplumsal Etkileri
Gıybetin en büyük tahribatı toplumda görülür. İnsanlar arasındaki güven duygusu zedelenir. Samimiyet yerini şüpheye bırakır. Dostluklar yüzeysel hale gelir. Bir ortamda insanlar birbirlerine gülümserken, arkasından konuşulduklarını düşünürler. Bu da gerçek birlik ve beraberliği ortadan kaldırır.
Gıybetin yaygın olduğu bir toplumda:
Huzur azalır
Güven kaybolur
İlişkiler zayıflar
Kardeşlik duygusu yara alır
Bu hastalıktan korunmak için ;
Farkındalık geliştirmek: Her sözün kayıt altında olduğunu bilmek
Empati yapmak: “Bu söz benim arkamdan söylenseydi ne hissederdim?” diye düşünmek
Ortamı değiştirmek: Gıybet yapılan meclislerden uzak durmak veya konuyu değiştirmek
Kendine yönelmek: Başkalarının kusurları yerine kendi eksiklerini düzeltmeye çalışmak
Dili meşgul etmek: Faydalı konuşmalar, zikir ve güzel sözlerle dili korumak
Gıybet, küçük gibi görünen ama etkisi büyük olan bir günahtır. Kalpleri kırar, dostlukları zedeler, toplumu içten içe çürütür. Bu yüzden dilimizi korumak, sadece bireysel bir erdem değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Unutulmamalıdır ki; susmak çoğu zaman en doğru cevaptır. Güzel söz söylemek ise bir sadakadır. Dilimizi hayra alıştırmak, kalbimizi de güzelleştirir.
Rabbim bizleri dilini koruyan, gönül incitmeyen ve kardeşlik hukukuna riayet eden kullarından eylesin.

Yazarın Diğer Yazıları