Ramazan ayına girerken
Nihat Akyol
Rahmet, mağfiret ve bereket iklimi olan ramazan ayına bizleri ulaştıran rabbimize binlerce şükürler olsun. Bu ayın toplumumuzun her kesimini kuşatmasını temenni ediyoruz. Bu ay kişinin kendisiyle muhasebe yaptığı, toplumsal dayanışmanın güçlendiği, kardeşlik ve paylaşma duygularının zirveye ulaştığı müstesna bir aydır.
Ramazan ayı, insanı sabra, şükre ve merhamete davet ederken; yardımlaşma ve sosyal sorumluluk bilincini de canlı tutmaktadır. Oruç vesilesiyle açlığın ve yokluğun ne demek olduğunu daha derinden hisseden kişiler, ihtiyaç sahiplerine karşı daha duyarlı hale gelmekte; iftar sofraları, gönüllerin buluştuğu kardeşlik meclislerine dönüşmektedir. Ramazan, toplumun manevi dokusunu güçlendiren en önemli zamanlardan biridir.
Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim ile bağların kuvvetlenmesi, ibadetlerin artması ve duaların çoğalması; bireysel arınmanın yanı sıra toplumsal huzura da katkı sağlamaktadır. Bu ay, kırgınlıkların geride bırakıldığı, affetmenin ve hoşgörünün hayat bulduğu, sevgi ve saygının yeniden yeşerdiği bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Özellikle günümüz dünyasında artan bencillik ve duyarsızlık karşısında Ramazan, insanlığın vicdanını diri tutan güçlü bir çağrıdır.
Ramazan ayına girerken; dilimize, davranışlarımıza ve ilişkilerimize daha fazla özen göstermemiz, güzel ahlakı hayatımızın merkezine almamız büyük önem taşımaktadır. Sadece bedenlerimizin değil, gönüllerimizin de oruçlu olması; kalplerimizin kin, nefret ve kırgınlıklardan arındırılması gerekmektedir. Bu bilinçle geçirilen bir Ramazan, topluma uzanan kalıcı bir iyileşmeye vesile olacaktır.
Bu vesileyle Ramazan ayının; başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam âlemine sağlık, huzur, birlik ve beraberlik getirmesini temenni ediyoruz. Duaların kabul olduğu, gönüllerin huzur bulduğu bu mübarek ayın; mazlumlar ve muhtaçlar için umut kapısı olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.
Nihat Akyol