Bir Amaç ve İdeal İçin Yaşamak...
Nihat Akyol
İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; düşünen, sorgulayan ve anlam arayan bir varlıktır. Onu diğer canlılardan ayıran en temel özellik, hayatına bir yön ve gaye kazandırma çabasıdır. Bu nedenle dünyada bir amaç için yaşamak, insan olmanın en derin ve en kıymetli tarafıdır.
Amaç, insanın iç dünyasına istikamet verir. Hedefi olmayan bir hayat, pusulasız bir gemi gibidir; rüzgâr nereye eserse oraya sürüklenir. Oysa bir ideale bağlanan insan, karşılaştığı zorluklara rağmen yönünü kaybetmez. Çünkü bilir ki yürüdüğü yol rastgele değil, bilinçli bir tercihin sonucudur.
Tarih boyunca insanlığa iz bırakan şahsiyetlerin ortak noktası, güçlü bir gayeye sahip olmalarıdır.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, hayatını insanın iç dünyasını aydınlatmaya adamış; sevgi ve hoşgörüyü merkez alan bir anlayışı yaymıştır.
Yunus Emre, sade diliyle gönüllere hitap etmiş ve insan sevgisini bir medeniyet dili hâline getirmiştir.
Amaç sahibi insan, zamanın kıymetini bilir. Günlerini boş ve faydasız işlerle tüketmez. Zorluklar karşısında yılmaz; aksine her engeli, hedefine yaklaşmak için bir tecrübe olarak görür. Çünkü insanı güçlü kılan şey, sahip olduğu imkânlardan çok, inandığı değerlerdir.
Ancak amaç kavramı sadece büyük ideallerle sınırlı değildir. Her insanın kendi hayatında bir misyonu olabilir. Bir öğretmenin iyi bir nesil yetiştirmesi, bir anne-babanın evladına ahlâk kazandırması, bir gencin topluma faydalı olma çabası… Bunların her biri anlamlı bir yaşamın parçalarıdır. Önemli olan, yapılan işi bilinçli bir niyetle ve samimiyetle gerçekleştirmektir.
Manevî açıdan bakıldığında ise insanın amacı sadece dünya ile sınırlı değildir. Geçici olan bu hayat, ebedî bir hayatın hazırlığıdır. Bu bilinç, yapılan her işe ayrı bir derinlik kazandırır. İyilik, adalet, merhamet ve dürüstlük gibi değerler; insanın hem dünyasını hem de ahiretini imar eden temel taşlardır.
Sonuç olarak dünyada bir amaç için yaşamak, hayata anlam katmanın en güçlü yoludur. İnsan, amacı kadar büyür; gayesi kadar derinleşir. İz bırakmak, ardında hayırla anılmak ve faydalı bir ömür sürmek herkesin ulaşabileceği bir hedeftir. Yeter ki insan, neden yaşadığını kendine sorsun ve bu soruya samimi bir cevap verebilsin.
Çünkü hayat kısa; fakat anlamlı bir amaçla yaşandığında bereketlidir.