Asıl mesele şudur:
Çimento fabrikasını nereye taşıyacağız değil, Elazığ’ı nereye taşıyacağız?
Çünkü verilecek karar, yalnızca fabrikanın yeni adresini belirlemeyecek. Elazığ’ın şehirleşme yönünü, yeni yerleşim alanlarını, ulaşım akslarını, çevre politikalarını, sanayi planlamasını ve gelecek nesillerin yaşayacağı Elazığ’ın niteliğini de belirleyecek.
“Fabrika nereye sığar?”
Değil.
“Elazığ gelecekte nereye sığar, nasıl bir şehir olmalı ve bu fabrika o geleceğin neresinde bulunmalı?”
Aradaki fark çok büyüktür.
Bu nedenle yeni yer seçimi yapılırken geleceğin Elazığ’ını düşünen bir şehircilik anlayışı ortaya konulmalıdır.
Yeni yer, yeni bir şehir vizyonunun başlangıcı olmalı.
Yeni yer;
Bugünün ve yarının yerleşim alanlarından yeterli uzaklıkta olmalı ve fabrikanın ağır taşıt trafiği şehrin geleceğinden uzaklaştırılmalı.
Bugün şehrin dışında görünen bir alanın, 20 yıl sonra Elazığ’ın yeni yerleşim bölgelerinden birinin ortasında kalmayacağının mühendislik hesabı iyi yapılmalı.
Çünkü yanlış yere yapılmış bir fabrika, yanlış yerde kurulmuş bir yol veya yanlış planlanmış bir yerleşim alanı onlarca yıl boyunca şehrin kaderini etkiler.
Yeni fabrikanın tasarımında düşük emisyon teknolojileri, yüksek verimli filtreleme sistemleri, otomasyon, kapalı hammadde taşıma ve depolama sistemleri, sürekli emisyon izleme, enerji verimliliği ve mümkün olan en düşük toz yayılımı standart haline getirilse de unutmayalım ki bugünün teknolojisi yarının teknolojisi olmayacaktır.
Verilecek karar, Elazığ’ın ortak geleceğiyle ilgilidir.
Çünkü bugün vereceğimiz yer seçimi kararı, belki de çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşayacağı Elazığ’ın haritasını belirleyecektir.
Şehirler sadece binalardan oluşmaz.
Şehirler, gelecek kuşaklara bırakılan kararların toplamıdır.
Ve Elazığ’ın bugün vereceği karar, yalnızca bir fabrikanın yerini değil, şehrin gelecekteki yönünü belirleyecektir.
Elazığ’ın ihtiyacı sadece yeni bir fabrika yeri değil; çocuklarımızın yaşayacağı şehrin doğru yeridir.
Asıl başarı;
Fabrikayı taşırken Elazığ’ı da geleceğe taşımaktır.