‘Elazığ Kalemleri’ Riyasız; ” Olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan” necip ve müşfik bir şairle devam ediyor; bu eğitimci-şairimiz R.Mithat Yılmaz;
Şairimiz; 1948 yılının 12 Kasım günü Elazığ’ın Uzuntarla Köyü’nde dünyaya gelir. Babası Recep Bey, Annesi Ayşe Hanım olan şair R.Mithat Yılmaz’ın anne tarafından dedesi, merhum Mustafa Efendi Çanakkale’ye gidip dönmeyenlerdendir.
Ailesi, köyün orta halli çiftçilerinden olan;
R.Mithat Yılmaz, ilkokul çağına geldiğinde, köyünde okul olmaması nedeniyle; komşu köyleri olan Cip Köyü’nde ilkokulu 4.sınıfa kadar okuduktan sonra; bu öğrenimini, daha sonra kendi köyünde açılan ilkokulda bitirmek nasip olur.
Daha sonra; Elazığ Mezre Ortaokulu, Ticaret Lisesi ve öğretmen okulu eğitiminden sonra; 1968 yılında öğretmen olarak atanıp; Palu, Silvan ve Baskil’in köylerinde bu meşakkatli görevi başarı ile yürüten şair; 1974 yılında Elazığ’ın merkez Gözpınar köyüne tayinle gelir.
Daha sonra da Elazığ merkezdeki Yakup Şevki Paşa, Vali Tevfik Gür ve Namık Kemal İlköğretim Okullarında çalışarak 35 yılı bulan toplam hizmet sonunda; 2004 yılında emekliye ayrılır.
“Emeklilik memurun mürüvvetidir” ve “Her çalışana bir emeklilik lazım” diyen şair; R. Mithat Yılmaz, daha çocukluğundan içine kapanık, duygulu, nahif yapılı, yalnızlığı seven biridir.
Belki de bu halleri onu şiire itmiştir. Zaten ona göre şiir, insanın ikinci dilidir veya şairin şuuraltı dili.
Bu gizli dille konuşa konuşa; yani bir anlamda ikinci beniyle tekellüm ede ede şiiri söken R. Mithat Yılmaz, ortaokul sıralarındayken şiir yazmaya, mahallî gazetelerde şiir yayınlamaya başlamıştır.
Lisedeyken artık onu, mahallîliği aşmış, il dışındaki dergilerle yazışırken görürüz. Hatta yine lise yıllarındayken, Cumhuriyet dönemi Elazığ’ının en kıdemli gazetesi Turan’da yazılar yazmaktadır;
Fikret Memişoğlu’nun çıkardığı Yeni Fırat dergisinde yazıları, şiirleri basılmaktadır. Reşat Gündüz’ün Ufkum/Elazığlı Şairler Antolojisi’nde şiirlerini okuduğumuz R. Mithat Yılmaz’ da yine bir lise öğrencisidir.
Hisar ve Ülkemiz dergilerinin lise düzeyinde açtıkları şiir yarışmalarında bu ticaret lisesi öğrencisinin dereceleri vardır.
İlimizde Uluova Gazetesi’nin açtığı şiir yarışmasında da birincilik R.Mithat Yılmaz’ın şiirine verilir. Keza 2007 yılında, Karabük ili Yenice ilçesi konulu şiir yarışmasında “Yenice Güzellemesi” başlıklı şiiri birincilik ödülüne layık görülmüştür.
Elazığ’da yayınlanan Günışığı Gazetesi’nde haftada bir şiir, sanat, kültür konularında yazılar yazmakta; kitap tanıtım ve eleştirileri yapmaktadır.
*
-Kuş Defteri
-Şiir Şiir Elazığ (antoloji)
-Sözden İçeri
*
İsimli eserleri imzalayan şairin “Kuş Defteri” isimli çalışması 1999 yılında basılan çocuklara yönelik şiir kitabı; “Şiir Şiir Elazığ” ise, Elazığ-Harput şiirleri antolojisidir.
Bilgi edinmemize ilişkin; şiir anlayışına mütedair, tevcih ettiğimiz sorunun yanıtı kendi poetikasını belirliyor adeta; diyor ki.
"Bütün güzel sanatlar gibi şiir de bir arayıştır. Sanatı arayıştır, şiiri arayıştır, güzeli arayıştır. Necip Fazıl’a göre Allah’ı arayıştır. Hatta gaibi, hiçbir zaman bulunamayacak olanı…
Ne demişti Rodin; bu heykel, bu taşın içinde zaten vardı; ben onu ortaya çıkardım sadece. Bir şair için de şiir, şunca kelimenin içinde zaten var. O kelimeleri seçip bir şekilde yan yana, alt alta istif ederek; yani bir anlamda arayarak ortaya çıkaran adama şair diyoruz biz.
Sanatkârın işi aramaktır; hep aramaktır. Güzellik bir tek değildir; dolayısıyla sanatkâr da “ben buldum” deme şansına sahip değildir. Başka başka güzellikleri arayacaktır, en güzeli arayacaktır. “Ben güzeli buldum” diyen sanatçı, bilin ki kaybetmiştir; tükenmiştir.
Şunu unutmayalım; bir sanatçının en güzel eseri daima, “bundan sonraki” olmalıdır, “yarınki eseri” olmalıdır. Şairin, romancının, ressamın, müzisyenin veya heykeltıraşın “arama” eylemi asla bitmemelidir.
Ağaç her sene yeniden işe başlayarak nasıl ki yaprak ve çiçek açıp meyve veriyorsa; arı nasıl ki bal arayışını bitirmiyorsa; tabiat nasıl ki her an yeni bir değişim, oluşum ve arayış içindeyse, bence şair de her dem benzer bir mesainin içerisinde olmalıdır.
Ağaç, ben meyve verdim; çiçek, ben açtım; dere, ben aktım; güneş, ben dün doğmuştum; artık yeter, işim bitti, diyor mu?
Her sabah, her bahar, her saat arayışlarını sürdürüyor ve kendilerince yeni yeni şiirler yazıyorlar.
Şairler ve bütün öteki sanatçılar, ortaya koyduklarıyla yetinmemeli, en mükemmel eserlerini vücuda getirmek için bir sabırla arayışlarını sürdürmelidir. “Yarın” telâkkileri asla bitmemeli; şiirlerinin en güzelini, o muhayyel “yarın”da yazacaklarına inanmalıdırlar. Sanatın mükemmeli, her sanatçı kabul etmelidir ki bulmayacağını/bulamayacağını bile bile arayanların hakkıdır.
“Ya bulursam! ..” diyerek aramaya devam! ” diyen şairimiz,
R. Mithat Yılmaz’ın şiirlerinde; iç âlemlerden kendi yöntem ve ferdi duyuşuyla elde ettiği ruh coşkunluğunu; felsefi kaynağını dinden alan mistisizmin ‘vecd’e dayalı disiplininde sakinleştirerek dizeleştirdiğini görüyoruz.
Örnekleyecek olursak,
*
Senenin sultanı şu Ramazan’ın
Bilelim kadrini ya-hu bu gece.
Zamanlar içinde kutlu zamanın
Bilelim kadrini ya-hu bu gece
Ne hâkim gerekli, ne de mahkeme
Al karşına nefsi, et muhakeme
Çıkar icmalini arz et hakeme
Bilelim kadrini ya-hu bu gece YA-HU BU GECE’ şiirinden.
‘BAYRAK OLSAM’ şiirinden
“Yedi kat göklere tâ
Yücelip bayrak olsam.
Sidret-ül müntehâda
Burç alıp bayrak olsam.
Arz’eder, çok isterim
Az gelir kanım, terim
El verse şehitlerim
Güç alıp bayrak olsam.”
*
Elazığ’a ‘Şiirin Başkenti’ payesinin verilmesine medar olan; bugün yurt çapında marka olmuş bulunan “HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI” programını, ilk kez 1992 yılında başlatan, başında M.Şener Bulut’un bulunduğu, bu güçlü organizasyonun banilerindir şair R.Mithat Yılmaz,
Elazığ Akçakiraz Köyü eşrafından Neman Hoca’nın kızı Ayşe Hanım’la 1974 yılında kurduğu izdivaçtan; Azapay Gökçen, Umay Selcen, Çağrı isimli üç evlat babası olan
Vefakâr, kadirşinas, adabı ve muaşereti ödünsüz yaşayan; sağlıklı ve hayırlı uzun ömür dilediğimiz şairimiz R.MİTHAT YILMAZ’ı ‘Nineler Bir Yokmuş’ şiirinden aldığımız birkaç dize ile selamlıyoruz.
*
Nineler masala benzer
Bir varmış bir yokmuş
Anka kuşu, peri kızı sözünde
İçirir bengisudan
Aşırır Kafdağı’nı
Kolay eder zoru.