Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Yüzler Gülsün Biraz

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Çetin yollar, sakın aşılmaz deme!
Dağların zirvesinde ulaşılmaz deme!
Aklın, fikrin, zikrin ufuk ötesinde;
Güneşin battığı yerde hilal bakışların!
O bakışlar, nazar edecek âleme…
Her zaman için bu köşemizde dile getirmeye çalışırız;
“Türkiye farklıdır…”
Doğusunda, Batısında, Kuzeyinde, Güneyinde olanların farkındadır!
Onun kılıcı, yüreğidir… Yüreği ise kındadır…
Her dem yakarışıyla kalbi, hasbi olarak da, akındadır…
“Bin yıl İslâm’ın bayraktarlığını yapmış olan bu millet…”
Elbette ki, kıyamete kadar da kıyamdadır!
Gazze’de işlenen savaş suçu/ veya soykırıma karşı topyekûn olarak
hangi ülke ayakta?
21.nci asırda da, “Medine’nin havasını soluklayan Anadolu!”
İstiklâl Savağıyla, Cumhuriyetle birlikte Yahya Kemal’i bir daha yâd edelim;
“Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın!”
Çanakkale’yi en iyi şekilde yorumlayan Akif ne diyecekler;
“Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi
Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi!”
Dün olduğu gibi bugün de, günümüzde de, “bu millet farklı!”
Ahmet Hikmet Müftüoğlu, “Çağlayanlar ’da…” ne diyorlar;
“Sen şarkın kınına girmeyen kılıcısın…
Dövüle dövüle tavlanır, vurula vurula kırılırsın
Gene her parçandan bir kıvılcım…
Her kıvılcımdan bir şimşek çıkar…
Ne bitmez, tükenmez bir feyzin var… EY TÜRK…”
Bu milletin sağduyusu o kadar güçlü ki,
Ne oyunlara, ne de küçük hesaplara gelmez/ sığmaz da!
Bu milletin derdi,  “vatandır… “
Bu vatan kâh tarihtir, kâh gaza bayrağıdır, kâh gül bahçesidir…
Orhan Şaik Gökyay, “Bu Vatan Kimin” şiirinde;
“Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.”
Ülkemin dört bir yanında, hangi faaliyet olursa olsun,
Hangi güzellik birbiriyle yarışırsa yarışsın,
Sözler, dönüp dolaşıp nerelere geliyor,
İnsana sıkıntı veren düğümlerin/ kördüğümlerin çözülmesi…
Elâzığ Şehrinin erenlerinden Nimri Dede ne diyorlar;
“İkilik kirini içimden atıp
Özde ben bir insan olmaya geldim
Taht kuralı ariflerin gönlünde
Sözde ben bir insan olmaya geldim
Serimi meydana koymaya geldim!”
İkilik kiriyle vicdanlar o kadar karardı ki,
Kalplerin kiri odun karasında/ simsiyah oldu;
Öyle ki, ‘gece karanlığını geçti’
“Zalimin yanında, mazlumun karşısında olmak…”
Asrın en büyük travması…

Yazarın Diğer Yazıları