Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Harput ve Ahi Evran kültürü

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

855 yıl önce ışığıyla asırlara bir nehir edasında akan bir güneş
doğacaktır. Bu güneş Anadolu’yu içten içe fetheden fütuhat güneşidir.
Şairin ifadeleriyle, “Ahi kardeş demek manası ile/ Bacıyan-ı Rum’un
anası ile/ Türk bacılar, Türk kadınlar adıyla…” birliğe, dirliğe, yüce
ufuklara doğru teşkilatlandılar.
“Hepsi alçak gönüllü/ Cömert ve açık elli/ Güleryüz tatlı dilli” bir
edep, esenlik, vakar yürüyüşü, Anadolu’yu imar ve ihya ediyordu…
“Ele dile ve bele/ Hakimdir yapmaz hile/ Her işi güle güle…”
şairimizin mısraları o kadar berrak bir şekilde gönülleri bezeyerek
akıyor ki, ‘bir akıl ve bir yürek etrafında…’ birleşmek, gür bir
ormana dönüşmek… 13.ncü asır, Anadolu’nun, ‘hikmet ve marifet asrıdır’
13.ncü asır, Anadolu’da Türk tarihinin, kültürünün, sanat ve
edebiyatının en parlak bir dönemidir. Bu dönemi bizler; “Yunus,
Mevlâna, Ahi Evran, Hacı Bektaşi Veli, Sadrettin Konevi, Şeyh Edebali,
Nasrettin Hoca…” gibi şahsiyetlerle birlikte yad ediyoruz.
Ahilik Kültüründe hangi kavramlar önceliklidir, derseniz; “Cömertlik,
dürüstlük, ahlak, ilim, irfan, bilgi, hikmet… velhasıl bütünüyle Ehli
Sünnet ve Kur’an ahlakı…”
1071-Malazgirt Zaferiyle Anadolu’nun kapıları bu millete açılırken,
manevi fütuhatında ve coğrafyanın ahlaki temeller üzerinde inşasında
da ‘fütüvvet erenleri…’ önemli roller üstleniyorlardı.
Ahi Evran, kendi ismiyle de anılacak olan, ‘Ahilik Teşkilatını’
kuracaklardı. Türk zanaatkârları ve tüccarları iktisadi ve ahlaki bir
çatı altında toplayacaktı… Bu teşkilatın belli başlı düsturları
arasında; ‘çalışma hayatını, dürüstlük, yardımlaşma, kardeşlik, iş
ahlakı…’ üzerinde inşa etme gayretiydi.
Bu inşa hareketi aynı zamanda bir sistemin de ‘yamak, çırak, kalfa ve
ustalık ilişkisiyle mesleki bir eğitime…’ dönüşmesiydi.  Ahilik
Kültürü toplumun bütün kesimlerini ihata ediyordu. Öyle ki,
“kadınların bu teşkilattaki yerleri, Bacıyan-ı Rum…” olarak
adlanrırılıyordu.
Ahilik Haftası, her yıl Eylül ayının 3. Haftası içerisinde özellikle
de ‘esnaf teşkilatlarının katılımıyla’ idrak edilir. Ahi Evran
(1171-1261) Malazgirt Zaferinden bir asır sonra Güney Azerbaycan’ın
Hoy Kasabasında dünyaya gelecekler. Asıl mesleği, ‘deri işleme sanatı/
debbağlık…’ olan Ahi Evran (Şeyh Nasirüddin Mahmud b. Abbas)
Anadolu’nun Kırşehir İlimize gelerek yerleşecek ve hayatlarını da
burada idame ettireceklerdir.
Ahilik Haftası, “Ticaret Bakanlığı Esnaf Sanatkârlar ve
Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü birlikteliğinde…” her yıl büyük bir
coşkuyla kutlanıyor.
Anadolu’da esnaf ve sanatkarları “32 ana sanat dalı ve meslek grubunda
teşkilatlandıklarını…” görmekteyiz. Ahilik Teşkilatının en üst yönetim
kademesinde, Şeyh veya Ahi Baba bulunur.
Kethüda, esnaf ile yönetim arasındaki işleri düzenler. Yiğitbaşı,
düzen ve disiplini sağlar.
Ahilik Meslek Basamakları, Yamak, çırak, kalfa, usta, ahi ve halife
isimleriyle hiyerarşik bir eğitim düzenine sahip olduğu görülür.
Her mesleğin peygamberler silsilesinden gelen bir piri vardır;
“Tüccar- Piri Hz. Muhammed (sav.),
Sütçü- Piri Hz. İbrahim, Çoban- Piri Hz. Musa, Hekim, Seyyah- Piri Hz. İsa,
Çiftçi- Piri Hz. Âdem, Marangoz- Piri Hz. Nuh, Terzi- Piri Hz. İdris,
Demirci- Piri Hz. Davud, Saatçi- Piri Hz. Yusuf, Balıkçı- Piri Hz. Yunus,
Deveci- Piri Hz. Salih, Fırıncı-Piri Hz. Zülkifl, Bağcı-Piri Hz. Uzeyr,
Çulhacı- Piri Hz. İlyas, Postacı- Piri Varaka, Hallaç- Piri Hz. Şit,
Tarihçi- Piri Hz. Lut,
Berber- Piri Selmani Farisi, Sabuncu- Piri Ahmet İbn Abdullah,
Mimar-Piri Muhammed İbn Ebubekir, Bakkal- Piri Adn İbn Abdullah,
Kasap- Piri Ebul Muhcin, Kuyumcu- Piri Nusr İbn Abdullah,
Attar- Piri Husam İbn Abdullah Kufi…”
Ahilik Kültürü, insanlığın tarihi ile birlikte başlıyor.
Bu yıl, 39.cu, Ahilik Haftasını 14-20 Eylül 2026 tarihleri arasında
idrak ediyoruz.
Harput/ Elâzığ ilimiz, Ahilik teşkilatı ve bu teşkilatın felsefesini
benimsemiş, özümsemiş tarihi bir dokuya sahiptir. Efsanevi kadim
Harput şehrimiz asırlarca, ‘ahilik ilkelerini yaşatmış bir kültüre
sahiptir.’ Özellikle Harput’ta, ‘dericilik, demircilik ve bakırcılık
gibi zanaat dallarının…’ ön plana çıktığını iktisat tarihçilerimiz
belirtirler.
Harput’a gidenler mutlaka Ahi Musa Mescidi ve Türbesine uğramışlardır.
Ahi Musa Mescidine gidenler şu soruyu yöneltebilirler. Ahi Musa Hervi
kimdir? Hangi asırda yaşamıştır? Bu soruların cevapları bizlere
Harput’ta, ‘Ahilik Kültürünün ne zaman teşkilatlandığının da kanıtını
ortaya koyacaktır.
Ahi Musa ve türbesinin kitabesini okuduğumuzda, bu tarihi yapının 1185
yılında inşa edildiğini görüyoruz. O halde, Ahi Musa’nın 12.nci
yüzyılda yaşadığını söyleyebiliriz. Bu muhterem insan, Ahilik
Teşkilatının Harput’taki öncüsüdür. “Emirü’s-şehir bi Harputi” veya
Harput Şehir Emiri unvanıyla da yad ettiğimiz Hervi rütbesini taşıyan
bir komutan ve derviştir. 12.nci yy.’da Harput esnafının
teşkilatlanmasında önemli roller üstlendiğini söylememiz mümkündür.
Harput esnafı, ticari ahlakı, Ahilik geleneği üzerinde bilimsel
çalışmaların yapıldığını da biliyoruz.
Harput, tarihi ipek yolu üzerinde yer alan günümüzde de stratejik bir
konuma sahiptir. Bir yandan Kafkaslara, bir yandan Basra Körfezine,
bir yanda Halep Şehrine ve bir yandan da Bursa’ya Harput’tan, tarihi
kervan yollarıyla ulaşabiliyorsunuz. Biraz önce de belirttiğimiz gibi,
Ahi Evran’ın bizzat kendi mesleği olarak bildiğimiz, Dericilik
(Debbağlık) Harput’ta da saygın bir meslektir. Hakeza, Bakırcılık da
öyle… Ahi Ahlakı öyle bir sistem getirmiştir ki, ‘haksız rekabeti
tamamen önlemiştir’ Bununla birlikte, ‘üründe kaliteyi esas prensip…’
olarak almıştır. “Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız!” düsturu çok
önemlidir. Büyüklerimizden dinlemişizdir, “Harput çarşı esnafı
sabahları işyerlerini açmadan önce hanların başında bir araya gelirler
ve toplu olarak dua ve helal kazanç niyazında bulunurlarmış!
Daha sonra besmeleyle iş yerlerinin kepenklerini açarlarmış. Esnaf,
namaz vakti geldiğinde dükkanının kapısına sadece bir sandalye kor ve
iç huzuru içinde namaza giderlermiş. Hırsızlık, dolandırıcılık gibi
kötülüklerin yaşanmadığı yıllar… Osmanlı Döneminde, esnaf teşkilatının
temel dinamizmi olarak Loncaları görmekteyiz. Bir medeniyetin
inşasında, elbette ki sizler; “Adalet, dürüstlük, bereket gibi…”
kavramları öncelikle görmek istersiniz. Ahilikte, ticari hayatı ‘güzel
ahlak ile birlikte telaffuz edersiniz’ Ahilik teşkilatında, ‘sistem
içerisinde saygı-sevgi-dürüstlük-güven ilkeleri…’ kendisini belli
eder. Ahilik Teşkilatında, ‘üretim ve kaliteyi birlikte düşünürsünüz’
Aldatan bizden değildir, inancı o kadar güçlü bir şekilde yer etmiştir
ki, ‘vicdanları titreten ahlaki bir kontrol…’  Zayıfın korunduğu ve
kendi iç dinamizminde ayağa kaldırıldığı gerçeği… Ticari terbiyenin
hayata kazandırdığı öz güven esnaflarımız arasında sıklıkla konuşulur.
Selam ve Muhabbetle

Yazarın Diğer Yazıları