Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Yunus'un Dili (Dörtlükler)

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Yetmiş iki millet bir gözle baktım;
Besmelesiz hayat şer olur, dedim.
İman kıvılcımını sözle yaktım;
İtikatsiz hayat zor olur, dedim.

KİMİN FERMANI
Kimin fermanı ıslahat!
Yüz elli yıllık maslahat
Yakarışımız Huda’dan;
Bizi hayırla ıslah et!

Okul Olur,
Millete ocak, okul olur
Tüter bacası, nefesinden
İlme’l yâkin, o / kul olur

GASPIRALI’YA
(Akrostiş Şiir)
Gördüm seni, bir asır öncesinde
Ata Yurdun, Ana Yurdun sesinde
Sarsılmaz bir irade nefesinde
Parlayan bir yıldızsın fikirlerinde
Işık oldun, rehbersin eğitimde
Rüyalarımı süsler, hecesinde…
Âlimler sofrasında, nicesinde
Lirik bir ses, bir duygu, sefer gibi
İlkler, ilkelerle, dünyama ilham

TREN BEKLEDİM!
Tren bekledim, Elâzığ Garı’nda…
Devlet Demiryolları hangarında;
Eskimiş trenleri gönderdiler!
Hızlı tren, siyaset pazarında
Elâzığ kim bilir, kimin nazarında?
Haydi be gakgom senin öngöründe,
Sivil yürekler sağduyu çağrısında!

UHREVİ UYANIŞ
Ezan sesinde uhrevi uyanış!
Uhrevi kelâmda Rabbimi anış
Zaman raksında, ihlasa yürüyüş
Yolumuz kâh yokuş bizim, kâh iniş
Yok, artık geçmişe, esrara dönüş!

CEHALETİN
Cehaletin, taassup kokan
Evladını gömdüğü, o / kuma
Pusatlanır kelimeler,
Kalbe huzur verir, OKUMA!

Oku, “İkra” ilk emir oku
Kelimeler ışıl, ışıl
İlmin sadaktaki oku!

ÇOCUK SENİNLE
Çocuk seninle, geçmişime döndüm!
En saf duygularla içime döndüm
Merhamet kokan uhrevi sesinde
Mevlana gibi nakışıma döndüm!
Çocuk seninle nakışıma döndüm

GÖÇ MEVSİMİ
Göç mevsimidir, gökyüzü bir âlem
Bize de gelir, derinden bir selâm!
Edelim muhabbetle dolu kelâm
Sevda yağmurunda sözcükler uçsun

MOZAİK
Ruhumu niye yerlere serdiniz?
Birbirimizden farkımız yok bizim!
Yok mu, sizin vatan aşkına derdiniz?
Fitneye akacak harkımız yok bizim

BU GÖÇ YAMAN GÖÇ
                       Servet Kabaklı ‘ya
Bu göç yaman göç, içinde çığlığı
Çağlayanım gitti, “Servet ”im gitti
Harput-Göllübağ’da, dal yere düştü
Ağlayanım gitti, hasretim gitti

Çileye tebessüm eden yüz onda
İçini dışına seren söz onda
Gönül ateşiyle yanan köz onda
Onda, sükût eden hayretim gitti

Bilge kişilerle, bir ömür boyu
Vakfetti yılları, arındı huyu
İlim-hikmet yolunda akarsuyu
Mevla’ya yöneldi, muradım gitti

Niyet, amel, istikamet bir olur
Hayır, işlersen, ömür diri olur
Davaların gölgesi iri olur
Yürekten konuşan,  gayretim gitti

Garipler konar, göçerdi yurdundan
Gonca gül olur, açardı bağrından
Elazığ, ses vermez bugün çağrından;
Çağrı, Hak katından  “Servet’im” gitti.

Yazarın Diğer Yazıları