“Yunus Gönüllü Ozan Muharrem Kubat…” iki ciltten oluşan güzel bir
eser. Eserin yazarı Muş Alparslan Üniversitesi İletişim Fakültesi
Dekanı Prof. Dr. Tamilla Abbashanlı Aliyeva. Bizler Tamilla Aliyeva
’yı Nisan-2014 tarihinde Bahtiyar Vahapzade’nin anısına yapılan 11.
Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarından tanıdık. Şiir Akşamlarının
sunumunu rahmetli Dr. Ahmet Tevfik Ozan ile birlikte Tamilla Aliyeva
yapmışlardı. Görkemli bir faaliyet olmuştu.
Prof. Dr. Tamilla Aliyeva Uzun yıllar Eskişehir Osmangazi
Üniversitesi’nde (2009-2016) öğretim üyesi olarak görev yapıyorlar.
2016 yılından itibaren de, Muş Alparslan Üniversitesi (MAUN)’da Türk
Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı olarak göreve başlıyorlar. 2018
yılından günümüze kadar MAUN İletişim Fakültesi Dekanlığını
yapmaktalar. Tamilla Aliyeva’nın görev süresi içerisinde bilim
alanında kültür, sanat ve edebiyatımıza büyük katkıları olduğunu
görüyoruz. Çalıştığı dönem içerisinde birçok kurum ve kuruluşlardan
da, ‘başarı ve teşekkür ödülleri’ alıyorlar.
Tamilla Aliyeva’nın şiir, sanat ve edebiyat dünyamıza kazandırdığı
nitelikli bir eser olarak tanımlayabileceğimiz, “Yunus Gönüllü Ozan
Muharrem Kubat” Anadolu insanının meşakkate karşı soylu sabrını,
hayata sükûtla direnişini, inancını, azmini, iradesini, ‘vakıf insan
zihniyetini’ bir olma/ birlikte olma şuurunu bir nakış misali
işliyorlar.
Bu eser bizleri kâh Azerbaycan’a, Azerbaycan edebiyatının münevver
dünyasına götürdü. Kâh Türkiye’nin birçok dinamiklerini toplayan her
bakımdan potansiyel şehri Eskişehir İlimizin Kültür, Sanat ve Edebiyat
Dünyası ile buluşturdu.
Bizim en fazla vurgusunu yaptığımız, “bir millet iki devlet…” vurgusu
çok önemlidir. Azerbaycan, Uluğ Türkistan’ın Anadolu’ya açılan
münevver bir penceresidir. Kafkaslarda aynı tarihi, kaderi, sevinci,
acıları paylaşan, “bir millet iki devletiz…” Prof. Dr. Sadık Kemal
Tural Hoca, “Şiir olmasa dünya çöl olurdu” diyorlar. Bizlerde, Sadık
Hocamıza ithaf olarak; “hikmet yıkamasa gök kül olurdu/ Şiir aşktan
doğar ruhu yüceltir/ Aşktan uzaklaşsa arz zül olurdu” diyoruz.
Mesela, Fuzuli’nin bildiğimiz kadarıyla on bir eseri Harput
Musikisinde icra edilir. Stalin’in zulmünden kaçan Elmas Yıldırım,
Elâzığ Şehrinin muhtelif İlçelerinde Nahiye Müdürlüğü ve Öğretmenlik
yapacaklar. Elmas Yıldırım, Elâzığ Şehrinde, ‘sanatıyla, edebiyatıyla,
halk bilimine olan birikimiyle ve kazanımlarıyla sevilecektir.’ Elmas
Yıldırım doğumunun 100. Yılında Bakü’de, en üst düzeyde katılımla
anılacaktır.
Ahmet Cevat’ın, “Ben çiğnenen bir ülkenin Hak bağıran sesiyim” sözleri
ile Mehmet Emin Yurdakul’un, “Mazlumların intikamı olmak için
doğmuşum!” o yürek dolu sedasında aynı şuuru, aynı hisleri birlikte
yaşarsınız.
Elmas Yıldırım’a ithaf ettiğimiz bir şiirde; “Gala’dan Gala’ya köprü
kurmuşum/ Her iki Gala; yüreğim, can evim/ Vatan sevgisi, imanım
demişim/ Tutuşturur tüm cihanı alevim”
Son bir asrı her bakımdan iyi okumalıyız. Çanakkale’de ve özellikle
de, Kafkaslarda tarihi birlikte yazdık. Birlikte hüzünlendik, birlikte
sevindik. Tarihin en zor ve en çetin coğrafyası… Böyle bir coğrafyada,
son otuz yıl içerisinde birlikte çok güzel işler yapmışız. Başarılara
da birlikte imza atmışız.
“Yunus Gönüllü Ozan Muharrem Kubat” eseri; Azerbaycan ile Türkiye
arasındaki edebi köprünün/ inkişafın, tarihe de şerh düşebileceğimiz
değerlendirilmesidir. Eserin girişinde hemen bir fotoğraf, Muharrem
Kubat’ın annesi, “Selbi Ananın fotoğrafıdır!”
O fotoğrafta sizler, Anadolu kadınının şefkat dolu, vatan aşkıyla
çarpan, toprağın o latif kokusunu hissedecek/ onu yaşayacak, fedakâr
ve de safiyane yürekleri göreceksiniz!
Bir Azerbaycan şarkısından; “Anam evi, kuş evi,/ Çatısı kamış evi/
Orda Selbi annem yok/, O da bir tanış evi…”
Şairimiz Muharrem Kubat’ın hayat hikâyesi o kadar güzel anlatılmış ki,
O hikâye de bizim ülkemizin yaşanan gerçekleri çok güzel ifade
edilmiş. Birinci Cihan Harbini/ İstiklal Savaşını yaşayan bir ülke,
büyük bir azim ve kararlılıkla tekrar milli bir ruhla, şuurla inşa
ediliyordu. 1929 İktisadi buhranı ve akabinde 2. Cihan Harbi
Türkiye’yi de etkileyecekti…
Muharrem Kubat’ı bizler özgeçmişine, ‘eğitimci- şair- yazar olarak
olarak…’ ilk ifadeleri düşüyoruz. Sn. Kubat’ta, “Köy Enstitüsü
çıkışlıdır” Köy Enstitüleri, o dönem içerisinde; “Türkiye’ye özgü olan
bir eğitim projesi…” Bu projede, “Kırsal kesimlerin kalkınması…”
hedefleniyor. Elâzığ Şehrinde de, Köy Enstitüsü mezunu tanıdığımız;
hayat serüveninde başarılı isimler var. Destan Şairimiz Niyazi
Yıldırım Gençosmanoğlu, Elâzığ Eski Belediye Başkanı Şükrü Kacar
vesaire…
Her biri kendi alanlarında eser bırakan isimlerdir. Millete, hizmeti
kendilerine şiar edinmişlerdir.
Muharrem Kubat’ta bu enerjiyi, bu birikimi görüyoruz. İyi bir
eğitimci, iyi bir idareci, iyi bir yazar, ortak akla önem veren iyi
bir şahsiyet olarak karşımıza çıkıyorlar.
Muharrem Kubat, kendi ismiyle anılan “Muharrem Kubat Kültür Evi’ni…”
bir vakıf zihniyetiyle değerlendiriyor. Burada şunu ifade etmeliyim.
Anadolu’da, ‘sohbet kültürü…’ Ahmet Yesevi’den günümüze kadar uzanan
güzel bir gelenektir. Bu gelenek; Elâzığ’da ‘Kürsübaşı’ Urfa’da ‘Sıra
Geceleri’ Diyarbakır’da ‘Velime’ Sivas ve Gümüşhane’de ‘Herfene’
Muş’ta ‘Divan’ Erzurum’da ‘Bar’ Gaziantep’te ‘Barak’ Kerkük’te
‘Çayhane’ olarak anılır.
Elâzığ Şehrinde, Şener Bulut’un kurucusu olduğu, MANAS YAYINEVİ’nde,
“Manas Şiir ve Musiki Sohbetleri” adı altında devam etmektedir. Bu
programlar Elâzığ’da Ulusal Yayın Yapan Kanal Fırat Televizyonunda
yayınlanmaktadır.
Manas Yayınları, Azerbaycan’da “OZAN Yayınlarıyla…” bir protokol
yapmışlar. Bu protokol çerçevesinde, Asif Rüstemli tarafından kaleme
alınan “Cefer Cabbarlı Hayatı, Sanatı ve Mücadelesi” Manas Yayıncılık
tarafından yayınlanacaktı. Elazığ’lı 41 şairden oluşan; “Elâzığ
Çelengi” isimli eserde OZAN Yayınları tarafından okuyucu ile
buluşturulacaktı.
Rahmetli Niyazi Yıldırım’ın Meydanlar şiirinden;
“Yarabbi! Yürekliye ver meydanı;
Kalmasın şu âlemde şer meydanı…”
Yürekli çalışmalar her zaman için alkışlanır.
Bahtiyar Vahapzade;
“Keder düşüncedir, gam düşüncedir,
Gamın pençesinde düşünürüz biz.
Fikirler fikrimde gonca goncadır,
Meçhule bir yoldur her düşüncemiz.”
Fuzuli, “Biz gam kervanının yolcularıyız…” derler.
Mehmet Emin Yurdakul’un,
“Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;
Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir”
Tamilla Aliyeva eserinde bizleri, “bir millet yapan büyük idealin
yürekli, vefalı şairlerin toprak kokan, vatan kokan, bayrak kokan
nefeslerine taşıyor…”
Sanat Dünyasını biraz da, yakından tanıyan ve onlarla haşır-neşir olan
bir sade vatandaş olarak bu kıymetli eserin yazarını kutlarım. Bu
eserlerin sayısı daha da artmalıdır, diyorum
Selam ve muhabbetle