Yorgunum, zaman yorgun, mevsim yorgun
Ufkumu besleyen düşlerim yorgun
Uzaklarda hasretin, çilem oldu
Gam kervanına yürü desem, yol yorgun
“Sessiz gemi yol alırken limandan”
Sanki rüzgâr yorgun, dalgalar yorgun
Felek döndü, sabrım sükûta erdi.
BU MEYDANLAR
Bu meydan er meydanıdır, güreş bilen gelsin
Canlara ser meydanıdır, divan duran gelsin
Galibi yok bu davanın hep hicran yüklüdür;
Civanlara ter meydanıdır, Alperen gelsin
HARPUT'UN FETHİ
On bir Ekim bin seksen beş tarihi
Harput’a Türk’ün mührünün vurulması
Ahlat’tan Harput’a vuslat rüzgârı
Türkmen obalarının kurulması
Kaleler içinde, yiğit ocağı!
Harput’ta başlar vatan olmaya hey
Yüreklerin fetihle durulması…
SÜKÛTUN CEZBESİ
Batı Şeria, Gazze Şeridin de,
Yetmiş beş yılın mazlum ülkesi
Filistin, Mescid-i Aksa derdinde!
Yavuz’un düşer mi asra gölgesi?
Gariptir, esir düşmüş öz yurdunda!
Denizler bekler, civan dalgası…
Adil yüzlü gazilerin hamlesi
Aşkla tutuşsun sükûtun cezbesi
DUA
Dua, ruhumuzdan esen rüzgârlar
Manevi iksirinde rahmet akar
Dua niyazında titrer dudaklar
Dil, kalbe dokunur; gözyaşı döker
Dua, kirden, günahlardan arınmak
Tevbe yoluna kul ihlasla bakar
KORKMA
Küresel kahpeler fitne peşinde
Yarenleri, insan avı peşinde
İnancımız, fitneyi uyandırma!
“Korkma” koş mefkûren peşinde
CİVANLAR TAŞISIN
Çevirdim tarihin yapraklarını
Gözyaşı yoğurmuş topraklarını
Hüzün yağmurları üzerimizde;
Civanlar taşısın bayraklarını
ORDUMUZA
Anadolu, İslâm’ın son Kale’si
Son sığınak, Türk’ün son güven yurdu!
Yarab! Sen muzaffer eyle, bu ordu;
Kendini Allah'a adayan ordu!
KÜFÜRDEN YANA
Küfürden yana öfkesini kustu!
Mazlumun üstüne bomba yağdırdı
Hakikate savaş açmaktı kasti;
Asra, asrın iffetine saldırdı
Kin urganıyla insanlığı astı!
Dehşet üstüne felaket yağdırdı
İMANSIZLAR
Derdini paylaşmayan gamsızlar
Çiğner, mazlum gamını vatansızlar!
Namerde el verme, gönül bağlama;
EDEPLİ HAMLESİ
Edebiyatın, edepli hamlesi
Lisân-ı hâl ile mürekkep damlası
Ey gönül nefsini yıkadın mı?
Şura ile iş görenin cümlesi;
Tefekkür eder, tartıyla işini
SÜRGÜN İMTİHANI
Dünya Âdem’in sürgün imtihanı
Dünya da hazırlar, ebedi hanı
Yüksek bir ahlak duygusu, adalet!
İlim, hikmet, marifet serüveni
Denizler mürekkep, kalemin hani?
Âdem’e züldür, cehaleti atalet!
Çekmeli
Göze sürme çekmeli
Akıl, izan olmayanı;
Göz önünden çekmeli
Tuzak Olur,
Toprak hâki, tuz ak olur
İlim, hikmet göç etti mi?
Dağda şaki, yolda tuzak olur
Nefis cana tuzak olur
ARILAR MİSALİ
Gün aydınlıktır, arılar misali
Rızık için yayılır yeryüzüne
Meyve veren ağaç olmak visali
Huzurla tebessüm düşer yüzüne