İmandan gayri yollar sarpa gider
Tedbirsiz insan bir arpa yol gider
Cihangirim, şarktan garba yol gider
Yol ehli azık, haktan nusret ister
Hal ehli gayrete merhamet ister
Merhametlilerin merhametlisi,
Şu aciz kul, ismi celalin okur,
Yoluna selâmet, hidayet ister
İÇİ FESAT KAZANI
İçi fesat kazanı, dışı n'ola
Savaşa vermiş birazcık mola
Sinsi oyunlarla tozar kolkola
Tarihin soykırımı, affedilmez
Ezberi bozacak barış mesajı
Nasıl düzeltir, bozulan imajı?
Siyasetin u dönüşü virajı,
İnsanı katleden suç affedilmez
NİYET
Niyet, akıl, tekâmül, ortak hedef
İrade, kararlılık, strateji
Ufukta gözlemlenen, gelişmeler,
Sulh içinde kendini yenileme
Güçlü ve güvenilir devlet olma!
İMAM SAHİBİ
İman sahibi, cihana meydan okur
Kalbi züht içinde, haydan dokur
Fırat içten kaynar; fokur fokur
Ey söz ehli, irfan sahibi insan;
Mutmain ol, kalbi ihlâsla akar
SULH ASRINA
Şiddet asrından, sulh asrına dönmek
Sulh çağrısı, beş vakit ezandadır
İnsan, hesap-kitapla mizandadır
İlim, hikmet, marifet Kur’an’dadır
Hakikat ışıkları, tebliğdedir...
Kur'an; "ya esaret, ya kurtuluş" der.
OSMANLI’NIN YÜZÜ
Osmanlı'nın yüzü nereye dönüktü?
"Fütüvvet Diliyle" Sürekli batıya,
Batıya ikramı, "insanlıktı!"
Denizlerin kabardığı yıllardı,
Ardı sıra dalgalar yüklenirdi!
Türk dendi mi, "İslâm geliyor" denirdi
Ufukları, gönülleri. Aça, aça...
Ya şimdi, ufuklardan mı kaçacağız?
AYNI SOY AĞACINDAN
Aynı soy ağacından gelmişiz biz
Türk-Kürk ayrımı nedir, bilmeyiz biz...
Dinimiz, irfanımız, töremiz bir
Şek ve de şüphe nedir, bilmeyiz biz...
“Ölürsek şehit, kalırsak gazi”
Kavga da tuzak nedir, bilmeyiz biz.
Kâh at sürmüşüz, kâh divan kurmuşuz
Hüküm de hile nedir, bilmeyiz biz
Dokuz asırdır aynı topraklarda
Cana tecavüz nedir, bilmeyiz biz
Alperen olmuş gaza meydanlarında
Fatih’te nisyan nedir, bilmeyiz biz
Muhammet adı, ezelde verilmiş
Hicret’te aman(?) nedir bilmeyiz biz
Akmışız şarktan garba doğru hep
Kopan kavga nedir, bilmeyiz biz
Şehit kanları Hilal’in nakşında
Kul’a, kul olmak nedir, bilmeyiz biz
Bayrak olmaya, vatan olmaya hey
Cana eziyet nedir, bilmeyiz biz
Kazılı ismi, “Orhun anıtında”
Türk’e ihanet nedir, bilmeyiz biz
Şükür Mevla’ya; yol alırız her dem
Dolar taşarız, ALLAH AŞKIYLA BİZ
HARPUT'TA HOYRAT ESİNTİSİ
Harput'ta, "Hoyrat esintisi" nedir?
Türk iline esen yeller sedadır
O seda, Fuzuli'de içli nağme
Nedim'de, dost meclisinde badedir
Söyleyin yarenler, hep bir ağızdan
Harput soyludur, geçilmez yağızdan
Asırlar boyu, yürür aynı izden
Hakkı söyler dilim; duru, sadedir
Harput, Âlem-i İslam'ın nuruyla
Yıkanmış, harcında iman suruyla
Hak böyle yazmış Türk'e huzuruyla
Kahramanlık borcu, onda edadır
Tarih yazmış, yazacak destanını
Efsanelerle gör, düş de anını
Dinler, Bilge Kaan'dan fermanını
Türk'ü söyler Harput, kutlu sedadır
HAYIR DEMEK
Şuna hayır, ona hayır demek yerine,
Sözün dokunaklı yerini ayır;
İlme, irfana, sağduyuya çağır
Mevlana yüreği, Yunus solukla
İnsan olmanın adabıyla çağır
Öğret onlara edebi, ağır. Ağır
Devir, bazen sukutsa; bazen söz devri