ABD merkezli ekonomi dergisi Forbes’in en son yaşanabilir şehirler
listesi yayınlandı.
94 başlıkta hazırlanan raporla şehirlerin bir bakıma fotoğrafı çekiliyor.
İlk 10 sıraya giren şehirler;
İstanbul, Ankara, İzmir, Tekirdağ, Kocaeli, Antalya, Yalova, Bursa,
Eskişehir ve Trabzon
Son 10 sırada yer alan şehirler;
Muş, Şırnak, Hakkâri, Siirt, Bitlis, Ağrı, Iğdır, Ardahan, Yozgat ve Van…
Komşu İlimiz Malatya 28.ci sırada yer alırken,
Elâzığ Şehri 19.cu sırada yer alıyor!
24 Ocak 2020 depreminin getirdiği ağır sarsıntılardan sonra Elâzığ
Şehrinin Türkiye genelinde kendisini toparladığını görebiliyoruz.
ETSO’nun rakamlarla Elâzığ eseri ile TUİK verilerine dayanarak 2008
yılından itibaren Elâzığ Şehrinin, “Aldığı ve Verdiği Göç Tablosunu…”
dikkatle inceleyiniz!
Elâzığ Şehri yıllardır, ‘nitelikli nüfusunu göç veriyor’
Yıllarca bu şehirden, ‘beyin ve sermaye göçü…’ acımasızca devam ediyor
Göçlerin iki ana sebebi var, “eğitim ve ekonomi…”
Eğitim amacıyla başta İstanbul, Ankara ve diğer büyük illerimize gidenler,
Eğitim sonrası evlatlar dönmedikleri geri dönmedikleri gibi, ‘anne ve
babasını da yanı başlarında götürüyorlar!’
2008 ila 2014 yılları arasında bu şehir, “121 bin 724 kişi…” göç almış…
Bu şehrin aynı yıllarda, ‘Verdiği Göç…’ inanamayacaksınız, “140 bin 115 kişi…”
Elâzığ Şehrinin sadece, 2019 yılında verdiği GÖÇ, “29 BİN 248 KİŞİ…”
Şehrin giderek kimliğini/ estetiğini/ ahengini/ sosyal dokusunu
derinden etkileyen göçlerdir!
Sıklıkla vurguluyorum; “Erdemli İnsandan, Erdemli Şehre…” fikrinde,
düşüncesinde her zaman için inat ettim! Şu şehrin öncelikle de,
‘aydınlarına çağrı yaptık’
Yaşanabilir Şehirlerin ilk 10 sırasına bakınız,
Bir de, son 10- 15 İlimize bakınız!
Bölgeler arası bir uçurum kendisini hemen ortaya koyuyor!
Bu uçurum, her bakımdan kendisini belli ediyor. Aklımda, fikrimde,
zihnimde; “780 bin km2 vatan coğrafyasının topyekûn kalkınması…”
önemli bir strateji olmalıdır.
Üzüldüğümüz öyle fotoğraflar var ki,
Malazgirt Zaferiyle taçlanan Muş İlimiz, ‘yaşanabilir
şehirlerarasında…’ niçin 81 sırada yer alsın!
81 Vilayetimizde, ‘bizim göz nurumuz…’ Vatan Coğrafyamız!
Tekrar ediyorum, her zaman için, ‘topyekûn bir kalkınmayı…’ düşlerim!
Türkiye’de, ‘güçlü bir aydın harekâtına ihtiyaç var!’
“Milli Şuur…” kavramıyla da kucaklaşmalıyız.
Şuur sözlükte, “Kendi varlığından haberi olma”
“Anlayış, idrak, vicdan, Hiss-i zahirle duymak”
“Bilmek, idrak etmek, bilinç”
“İnceliklerini iyice idrak etmek” Şuur, ‘farkındalık’
Şuur, ‘insanın kendisini tanımasıdır’
Goethe, “Bir insanın ulaşabileceği en yüksek düzey, kendi inanç ve
düşüncelerinin şuuruna/ bilincine varmak, kendi kendini tanımaktır!”
Sorgulamak; !bizim inancımızın ve örfümüzün bir gereğidir’ “Ölmeden
önce kendini hesaba çek”
İnsanın sürekli kendisiyle hesaplaşması…
Yüksek bir ahlaka, yüksek bir ilme, morale ve yüksek bir adalete
ihtiyacımız var.
Gerçekte bunlar birbirlerini tamamlıyorlar.
Allah Resul’ünün makamının bulunduğu şehre bizler, “Medine-i
Münevvere…” diyoruz.
“Medeniyetle/ Uygarlıkla; Münevver/ Aydınlığı…” birleştiriyor.
Türkiye’yi 81 Vilayetiyle, “Medeni Dünyanın Cazibe Merkezi…” yapabilmeliyiz!
Bu bir şuurdur… Bu bir ahlaktır… Bu bir moraldir… Bu bir kimliktir…
Yaşadığım şehirde nelere rahatlıkla ulaşabilmeliyim?
“Devasa bir Kütüphane…” olmalıdır.
“Kültür, Sanat, Edebiyata…” hizmet eden kurumlar olmalıdır.
“Maziyi anlatacak… Atiye köprüler kuracak…” Müzeler olmalıdır.
“Sohbet mahfilleri…” Edebi Mahfiller olmalıdır.
Birçok yazımızda ifade etmişimdir; bu şehir, ‘giderek kalabalıklaşıyor…’
Dilime varmıyor ama ‘giderek ruhundan kopuyor’
Sözün özü nedir, ‘daha fazla çalışma, daha fazla emek, daha fazla fedakârlık…’
MEHMET’İM
Kasım’ın dördü, güneşli bir hava
Gecenin ayazı düştü, düşecek!
Mehmet’in yaz-kış bitmez kutlu dava
Dağ, taş, sen de yüreğim üşüyecek!
GÖNÜL SOFRASI
Selâm ve selâtta cennet sofrası
Eser, ilahi bir ritmin güftesi
Cem olur, arılar gibi kovanda
Kâinat Âdem’de gönül sofrası
YAZA GELMİYOR
Hüzün mü çökmüş suya, dala, güle
Güneşin ahengi düşmüyor yola
Sıcağı çekilmiş yüze gülmüyor
Buz tutar yüreğim, yaza gelmiyor
ŞAFAK TENİNE
“İçinin aydınlığı yüze yansır”
Hislerin derin manalı ufukta
Süzülür, ‘şafak tenine’ yansır!
Yedi rengiyle gönle düşer ukte
ÇERAGA BENZER
Sevda nehri bozkırlara can verir
Aşksız dünya çorak toprağa benzer!
Masum çığlık insana aman verir
İlham düşer gönle çerağa benzer
İFTİRA
Atalarımız, “iftira at izi kalır”
Karanın karası doğrunun izi kalır
Malum sanatı kendine yâr edenin
Ebedi lekesi, silinmez izi kalır
HARSI ALIN!
Medeniyet içinden harsı alın
Sadece enkaz kalır, himayesiz!
Asrımız adalet çehresine bakın
Kuvvete esir düşmüş, çaresiz…
Zamana ve mevkiine gösterilen iltifat
Gün gelir, ‘afetin..’ olur!
EBEMKUŞAĞI
Bir renk cümbüşüdür, ebemkuşağı
Bir çeşni makamdır, dil de uşağı
Söyler Anadolu’m tiz ıslıklarda;
Rüzgâr bulut taşır, rahmettir ağı…
ÂLEM SAKLI
Bir tohumda, bir koca âlem saklı
Âlemde sırrı çözen kalem haklı
Bir damla su da, göz görür deryayı
Yüzer deryada, ariflerin aklı...