Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Vatan Sevgisi

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Vatan sevgisi aşk, ihlas, imandır
Bayrağımın dalgalandığı limandır!
Gölgende daha hür, sedam daha gür
Zalime yaman, mazluma amandır

ZEYTUNİ BAKIŞLAR
Güne uyandı mı zeytuni bakışlar
Bize ilham kâinattaki nakışlar
Söz akar, gider efsuni bir gemide
Limanda bekleyen o mahzun bakışlar
Ruhumdan bir şeyler alır götürür

AHİRET KARAR YURDU
Dünya emanet, ahiret karar yurdu
Garip olarak geldik, mekân tuttuk
Emaneti korumak, içimde korku!
Korku, günahı soluk soluk yuttuk

FANİ DÜNYA
Daha dün birlikte sofra başında,
Bir koyu sohbetin eşiğinde
Şimdi görürüm musalla taşında!
Sallanır idrakim, dünya beşiğinde!
Meğer bir nefesmiş ölüm ağında
Gözyaşım hudut tanımaz çağında

SEHER VAKTİNE
Saatleri kurdum, seher vaktine
Sükûtla demlenir şafak söküğü
Galu Belâ’dan süzülür akdine
Gözyaşı mı bilmem, günah döküğü!
Süzülür gider kıyamet vaktine

ÖMÜR KISA
Sanma dünya yolu sonsuza akar
Ömür kısa gölgesi uzar gider
Mizan vakti gelir, tartıya bakar
Bütün hesaplar, Hakk’a uzar gider
Ey gönül gözyaşı sonsuza akar
Aşk yolcusu vuslata uzar gider

GEMİSİNİ YÜRÜTEN KAPTAN
Bir tekerleme, “gemisini yürüten kaptan”
Kılıf biçmişler hilesine kadife kaftan
Soysuna çanak tutmuşlar, şu garip dünyada;
Yollar ayrılmış istikbali tutacak saftan!

HARPUT DİYARINDAN
Mevlana gönüllü nefesler geçti
Lale, sümbül, tebrizi güller açtı
Şiirin ahenk bulduğu makamlar;
Bu diyarda Hoşseda olup geçti

DİL OLUR
Gönle metanet, şuura sükûnet dil olur
Canda ikâmet, dokuda letâfet dil olur
Dosta selâm, meclise kelam, bedene ilâm
Halde tesbihat, sohbete nezafet dil olur

GECESİNDE
Gecesinde rahmet sağanağı var
Gündüzünde hikmet dayanağı var
Bin bir mana ötesinde derinlik;
Gönüllerde hizmet barınağı var

İLİM AYDINLIK
İlim aydınlık, cehalet karanlık
Kopkoyu taassup nasıl bir halet
Medine, “münevver şehir” ilhamım,
Onda ruhuma akseden asalet

AŞİNA OLALIM
Güzel sözlere aşina olalım
Suyun gözesinde halka olalım
Çorak gönüllere akar mısın hey!
Feth-i Mübin âşıkları olalım

YAR OLMAYANLAR
Aklı kendisine yâr olmayanlar
Başkalarına nasıl yâr olsun ki
Kendi gönlünce huzur bulmayanlar;
Başkalarına nasıl huzur versin ki?

BOZKIRDA
Bozkırda ufuklar kızıla çalar
Kıratım rüzgâr gibi menzile dalar
Derin vadilere kayar gözlerim
Kim bilir nice avlaklarla doludur!
Kurşuni kayalardan süzülür kartal!

ŞEHİRDE
Şehirde hayat gece-gündüz akar
Kalabalıkta ruhum yorgun düşer
Heyhat yıldızlarla konuşman naçar
Şair aynaya değil gönle bakar
Gönlünde uhrevi bir zenginlik
Halden hale göçer gözyaşı döker

AĞAÇ…
Ağaç, kökleri üstünde gövdesi
İnsan, gövdesi üstündedir, başı
Ağacın yapraklarında okunur;
Bir ömrün rengârenk boyası!
Yeşilden kızıla kıyamet koparır
Kışın soğuğunda, çer-çöp halinde
Ah der, şu fani dünyadan kopası
Gözler yorgun hayatın çilesine

Yazarın Diğer Yazıları