Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Uçurumun Kenarında

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bu millet en sıkıntılı dönemlerden geçti. Ne Çanakkale’yi, ne
Sarıkamış’ı, ne Yemen’i ve altını çizmek istiyorum, “İstiklal
Mücadelesini…” hiçbir zaman unutamayız!
“Uçurumun kenarındaki bir ülke…” bu milletin her ferdinin azim ve
kararlılığının bir akla, bir yüreğe dönüşmesiyle ancak kurtuluş yoluna
çıkabilmiştir.
Akif’in, “Çanakkale Şehitlerine…” armağan ettiği o mısralar bizleri
hala ürpertir;
“Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
 Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.”
Şu ülkede her aydınımızın, Âl-i İmrân Suresi 103.ncü ayeti üzerinde
düşünmelerini isterim;
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın ve
parçalanmayın! Allah’ın size olan ni’metini hatırlayın ki, bir
zamanlar (birbirinize) düşmanlar idiniz de (Allah) kalplerinizin
arasını (İslâm ile) birleştirdi; böylece O’nun nimeti sayesinde
kardeşler oldunuz. Ateşten bir çukurun kenarında (küfür içinde) idiniz
de sizi oradan kurtardı. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, tâ ki
hidâyete eresiniz!”
Bu ayeti okuyup da aklını başına almayanlara yazıklar olsun!
İnancımız, her türlü asabiyeti/ kavmiyetçiliği yasaklıyor.
Elbette insanlar, “kavmini sevmekle kınanamaz!”
Gerçekte, ‘imanla beslenen sevgi veya muhabbet’ ayrıştırıcı değil,
aksine ‘birleştirici bir lehimdir’
Hucurat Suresi 13ncü ayette de şöyle buyrulur;
“Ey insanlar! Şüphesiz ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden (Âdem ile
Havvâ’dan) yarattık. Birbirinizi tanımanız için de sizi, milletler ve
kabileler kıldık. Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en
takva olanınızdır!”
Allah Resul’ü (sav.) buyuruyorlar; “Müslüman Müslümanın kardeşidir.
Ona hıyanet etmez, yalan söylemez ve yardımı terketmez. Her Müslümanın
diğer Müslümana ırzı, malı ve kanı haramdır. Takva buradadır. Bir
kimseye şer olarak Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi yeter.”
Acı acı düşünürüm! Bazen için için ağlarım!
Terör illeti bu ülkede nasıl barınabilir? Nasıl canlara kıyabilir?
Hiçbir kimse, “bana ne!” diyemez.
Hiçbir kimse, “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler!” diyemez/ dememelidir.
Âl-i İmrân Suresi 104.ncü ayette şöyle buyrulur;
"İçinizden, hayra davet eden ve iyiliği emredip kötülükten yasaklayan
bir topluluk bulunsun! İşte onlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.”
Bu toplumun her türlü şartlara rağmen münevver insanları/ aksaçlıları,
eskilerin deyimizle de, “bilge ve kâmil insanları” bir araya
gelmeliler.
Anadolu Coğrafyası, zor ve bir o kadarda çetin bir coğrafya… Her
bakımdan, her alanda, ‘güçlü olmak durumundasınız…’ En büyük güç
nedir, “Birlik ve Beraberlik Şuurudur!”
İnancımız, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap var!” der.
Şûrâ Suresi 38.nci ayette şöyle buyrulur; “Onların işleri ise
aralarında şûrâdır. (istişare iledir)
Muhammed Suresi 33.ncü ayette şöyle buyrulur;
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin! Peygambere de itaat edin! (Ta
ki) amellerinizi boşa çıkarmayın!”
Allah Resul’ü ne buyuruyorlar, “Benim ahlakım Kur’an ahlakıdır!”
Bu milletin tarih boyunca; Kur’an ve Sünnet yolunda yürüyüşü, ‘büyük
bir medeniyeti inşa etmelerine vesile olacaktır’
Muhammed Suresi 7 ayette şöyle buyrulur;
Ey iman edenler! Eğer (siz) Allah’a (dinine) yardım ederseniz (O’da)
size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar”
İnsanlık tarihinde en hayırlı ümmet olarak, Sahabe-i Kiram olarak ifade edilir.
Allah Resul’ü (sav.) “Onlar gökteki yıldızlar gibidir…”
Bu millet, “sahabe meşrebli bir millet…” olarak da anılır. Aynı şuura,
aynı iklime ihtiyacımız var.
Hz. Ebubekir’deki, ‘sadakati’ Hz. Ömer’deki, ‘adaleti’ Hz. Osman’daki,
‘iffeti’ Hz. Ali’deki, ‘ilmi!’ kendi hayatımıza, ‘nakşetmeliyiz’
Fussilet Suresi 34.ncü ayetle konumuzu bitirelim;
“Çünkü iyilikle kötülük bir olmaz (sen kötülüğü) en güzel olan
(iyilikle) def et; bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık
bulunan kimse, sanki sıcak bir dost olmuştur!”

Yazarın Diğer Yazıları