Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Toprak Su İster…

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Keban Barajı kaç tarihinde hizmete girdi?
Günümüzden 48 yıl önce…
Keban Barajı Fırat Nehri üzerinde kurulan, “enerji amaçlı” Türkiye’mizin en müstesna barajı…
Baraj Göl Alanı, “675 km2…” 
Baraj Gölü’nün hacmi ise, 31 bin hm3’tür.
Baraj Gölü’nün yüksekliği, 210 m.
Sıklıkla Elâzığ’ın Ağın İlçesine gidip gelirim… Ata topraklarımız orada!
Elâzığ- Keban yol güzergâhında, “verimli bir ova uzanır…”
Kuzova küçük fakat her bakımdan verimli bir araziye sahiptir. Yaklaşık, 48 km2 olan Kuzova;
Ve şehrimizin başta, “Uluova…” olmak üzere yıllardır, ‘sulu tarımın hasretinde…’
Geçmiş yıllarda… Babamın sağlığında, “Köyün çeşmesi ve evlerimize akan su kurudu!”
Rahmetli Babam, “susuz hayat olmaz!”  Haydi, toplanınız, Elâzığ’a evimize gidelim…
Ve o yıl içerisinde, DSİ’den ruhsatlı olarak, “artezyenle toprağı da, hanelerimizi de su ile buluşturduk!”
Yazımızın başlığına, “toprak su ister!” dedik!  Bizlerin en büyük korkusu/ veya tereddüdü nedir?
“Gönüllerin ve toprağın çoraklaşmasıdır!”
Yazımızda, “Ata Topraklarından…” köyümüzden bahsettik… 1950’li, 1960’lı yıllarda, “Yusuf Usta…” derler, Ağın ve Köylerinde o kadar çok çeşme yapmışlar ki… Bizim Köyümüzde ki (Ağın-Saraycık- Konak Mezresi) yaptığı çeşme daha dün yapılmış gibi… Çeşmenin iki kurunu ve üç gözü bulunuyordu… Öyle bol/ bereketli/ buz gibi suları vardı ki, ‘bu su kurumaz…’ derdik! 
Köylülerimiz, “Cünüt kavramını da…” bilirler. 
Türkçe Sözlükte, Cünüt; “Suyu kesilmeyen rutubetli arazi…” anlamına geliyor.
Ekin yapamadığımız, ‘Cünüt tarlalar vardı!” Açılan arklarla, o Cünüt suları Mayıs ayının sonlarına kadar akardı… O yıllarda, ‘sular yüzeydeydi’  Rahmetli Babam anlatırlardı; “Köyümüzde pamuk ve pirinç ekimi…” yapılırmış! 
Nereden nerelere geldik? Kurak geçen yıllar… Sular her geçen yıl biraz daha toprağın derinliklerine doğru çekildi…  Öyle ki, bazen Ağın Belediyesi, bazen Keban Belediyesi ve genelde de, Elâzığ Özel İdareden, ‘tankerlerle içme suyu isteme durumunda kaldık’
İşin en acı tarafı nedir?
Üç tarafı sularla çevrili Elâzığ İlimiz maalesef Keban Baraj Gölü’nden yeterli şekilde istifade edemedi! Kuzova Sulama Projesi bir türlü bitirilemedi! 
Bu büyük ve verimli topraklarda sulu tarıma geçilemedi! 
Daha önceki yazılarımızda Elâzığ Şehrimizin, ‘İçme Suyunu’ bu köşemizde yazmıştık!
“Şehrimizin hâlihazırda ‘İçme Suyu’ ile ilgili genel fotoğrafları birleştirdiğimizde; “Su ihtiyacını karşılamak için 79 Derin kuyu (sondaj kuyusu) kurulduğunu görüyoruz. Tüketim amaçlı elde edilen suyun, “yüzde 96’sı derin su kuyularından” sadece “yüzde 4’ü kaynak suyundan” elde ediliyor.”
Ve özellikle de, “Munzur Suyunun…” şehrimiz içme suyu ihtiyacını karşılayabileceğini ifade etmiştik. 
Yeraltı sularını kullanmak gelecekte daha büyük sıkıntılara sebebiyet verebilir!
Bu coğrafyada, ‘biz yeşili de koruyamadık’ 
Bu coğrafyada, ‘biz doğayı da koruyamadık’
Bu coğrafyada, ‘bizler tarihi, kültürü ve kimliği de koruyamadık’
Milli servetlerimizi kendi ellerimizde heder ettik! 
Kendi ilçemden, kendi köyümden, “Ata Ocağımdan…” yola çıkıyorum!
Sözü veya kelâmı biraz kendime de dokunduruyorum!
1965 tarihinde Ağın İlçesinin nüfusu, “6 bin 500…” civarında!
Ağın Merkez İlçe de dâhil bütün köylerinde; “Okul…” bulunuyor!
2023 yılına geldiğimizde, Ağın İlçesinin Toplam Nüfusu, “2 bin 746…”
Tarihi evlerimizi/ Tarihi Konaklarımızı/ bilumum kültürümüzü terk ederek çıkmışız! 
Yıllarca, sıla-ı rahim bile yapmamışız! 
Ne Tarım Kentleri, Ne Köy Kentleri ve Ne de Merkez Köyler Projesi… 
Her biri lafta kalmış… Kitaplar yazılmış ama ‘ruhuna inilmemiş’ 
Bir realite günümüzde de, “ne şehirli olabildik ve ne de köylü!” ikisi arasında bocaladık durduk!
Yıllarca bu köşemizde yazdık, “eğitim…” diyoruz! Yetişmiş insan gücü diyoruz!
1940’lı yıllarda, “Köylerimizin Kalkınma Stratejisine Uygun Olarak Köy Enstitüleri Açılır!”
Türkiye’miz için bir modeldi! Ne yazık ki yaşatmadık… Siyasete kurban gitti…
Elâzığ İlimizde, “Anadolu Tarım Liselerini Açalım!” 
Tarım Sektörüne, ‘ara sınıf elemanı yetiştirelim…’ 
Velhasıl geleceğin stratejik hamlelerine ihtiyacımız her geçen yıl daha da belirgin hale geliyor.
İyi düşünelim! “Toprak Su Bekliyor!” 
Toprak, kendisine sevdalı yürekleri bekliyor…
Ecdat ne demişler, “bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur!”
“Bir karış toprağın boş bırakılmaması… Bir damla suyun boşa akmaması…”
Ecdat, “toprak ana…” demiş…
Toprağını yüzüstü bırakanlarda, ‘ şefkat ve merhamet nazarları da azalırmış’
“Toprak gibi mütevazı olmak!” en erdemli bir kavramdır, bizler için!
Secde Suresi 27 ayette şöyle buyrulur;
“Görmediler mi ki, biz suyu çorak araziye sevk ediyoruz da onunla hayvanlarının ve kendilerinin yiyecekleri ekini bitiriyoruz. Hala (bunların Allah’dan olduğunu) görmeyecekler mi?”
Suyu da, toprağı da, hayatı da, “ilim, irfan, ihlas, ihsan çerçevesinde…” kullanmalıyız! 
Elbette ki, kendi ata ocağından süzülerek vatan coğrafyamızın her karışını düşünmek durumundayız!
Hayatı, doğru bir zemin üzerinde inşa etme sorumluluğu bizleri bekliyor.
Selam ve muhabbetle
 

Yazarın Diğer Yazıları