Âdemoğlunu, kökleri üzerinde yükselen bir ağaca benzetirim.
İhtiyarlar, ‘köklerimiz’
İşte o kökler, ‘mazimiz’ hafızamız!
Hatıralarımız onda saklı
O hatıralarla beslenir, her dem ‘geçmişe’ uzanırız!
Geçmiş, ‘yaşanmıştır’
Acılarıyla, sevinçleriyle ‘geçmişte…’ ata değerlerimizle buluşuruz.
Kökler, ‘semaya kalkan ellerimiz’
O ellerde, ‘duamız, nimete şükranımız’
Yaşlı-İhtiyar, bu milletin; ‘dağıdır’
Mazisiyle yükselen bir millet olmalıyız.
BEN BİR AĞACIM
Kökleri derinde, ulu ağacım
İnsanoğlu, benden ders alsın derim!
“Üç katlı konakta; sevincim-acım!”
İhtiyar mazim, gençler atim derim
Ne mazisiz, ne ati ’siz yaşarım!
Ey insanım, ‘mazi ve ati iki kanadımız’
Huzurla, güvenle, büyük bir ihlasla;
“Gelecek bizim, elbet bizim!” diyebilmeliyiz!
FIRAT’TA
Fırat’ta kanatlanmış küheylan gibi
Işık olur tarihe, gönüllere…
Rabbim suyunu, ‘cennet ırmağından’
Akıtmış, nimete şükrünü eda…
Toprağa candır, berekettir Fırat;
Asırlar boyu, ‘türküler yakıldı’
Fırat, efsanelerle büyüledi…
Fırat’ın Kıyısında, ‘dost muhabbeti’
Bu vadi de içilir, söz şerbeti!
Bedri, ‘sulh ile bulanmış gönüler’
Şiir sözü, ‘nutku ilahi’ dua gibidir
Dua, ‘hayra döndürür’ akıbeti!
İSTİŞARE
İlim ehli, ‘bir bilene danış’ der
Selâmdır, ‘sözün özü’ cana konar
Terazi, ‘hukuk sevdasıyla’ tartar
İhlasla, hikmetle bu devran döner
Şehri Elazığ’dır, dostlara yanar
Azizim dökülür gözyaşı yangına…
Riya değil, ‘şura ehli’ ahvalim
Edep içre; ‘akar-gider’ hayatım
UFKUM
Baktım dağların tepesine, “ufkum…”
Bir ulu gayeye, ‘nazar ederim’
Kızılelma, ‘dağlar ötesi aşkım’
Ufkumu kendime, ‘gülzar’ ederim.
KISKANÇLIK
Kırılır kalpler, kıskançlık uğruna
İstemez, ‘bir başkasında’ güzellik
Sinir uçlarına dokunur, ‘haset’
Kıskançlık, ‘bir veba gibi’ kemirir
Âdemoğlu’ nun en büyük düşmanı;
Nefis ki, ‘damar damar öfke kusar’
“Çalma fitne kapısını,
Çalınmasın huzurun…”
YAZ GELDİ
Yaz geldi, ‘ışığa yürüme’ zamanı
“Sapla-samanı ayırma zamanı!”
Dümeni, eline alma zamanı
Bedri, ‘zarardan dönme’ zamanı
GELDİM BUGÜN
Canlar huzura erdi, geldim bugün
Seccademi serdim, baş koydum bugün
Sabırla yürüdüm, ‘Gönül Dağı’ndan
Helâl Lokma, duayla doydum bugün!