Kur’an’da A’râf Suresi 179 ayette şöyle buyrulur;
“Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır.
Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar;
Gözleri vardır, onlarla görmezler;
Kulakları vardır, onlarla işitmezler;
İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.”
Hemen bir ayeti daha birlikte zikredelim; Tin Suresi, 4 ve 5 ayetleri;
“Gerçekten (biz) insanı, en güzel bir biçimde yarattık!
“Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik!”
İnsan ahsen-i takvimde (en güzel surette) yaratılmıştır.
Yaradılış gayesinden uzaklaşan insan!
Zulüm cenderesinde yoğrularak ‘esfel-i sâfilin…’ derecesine düşebiliyor.
İnsanın, ‘insanlık cilvesinden…’ uzaklaşması ne kadar vahim!
Terör belasını bu bağlamda anlatabiliriz!
Terör sözlükte, “korku salma, yıldırma…” anlamlarına geliyor.
Terör Saldırısı, “cana ve mala kasteden, toplumla korku ve tepki meydana getirerek kısa ve orta vadeli çeşitli amaçlara hizmet etmeyi hedefleyen bilumum saldırı…”
Bu ülke insanı, ‘terör kavramını…’ çok iyi analiz etmelidir.
Uzmanlar, Terörün Türkiye’ye maliyetini ortalama bir rakamla; “700 milyar dolar…” olarak ifade ederler. Türkiye’nin yarım asır mücadele ettiği terör belası olmasaydı?
Türkiye’nin üzerine bir Türkiye daha inşa edilirdi…
Kişi Başına Düşen GSMH, 20 bin doların üzerinde olurdu…
Türkiye; borçsuz bir ülke olacaktı…
Terör bir beladır… Küresel bir bela… Faturası bu millete kesilen bir bela…
İnsanın, insana ait değerlerin, bütün güzelliklerin, erdemin, hak ve hukukun, Demokrasi ve Devletin, “en büyük düşmanı” terördür. Şunu gayet iyi okuyalım ve insanımıza da okutalım;
Terörün, “aklı, mantığı, izanı” yoktur. Gönül, sevdası, hoş bir sedası da yoktur.
Devleti, milleti vatanı da yoktur. Geleceği ve istikameti de yoktur
Dini, imanı, vicdanı da yoktur Terör, ‘insan varlığının’ ve ‘eserlerinin’ düşmanıdır.
“Anarşizm” neyse “terörizm” odur. “Yıldırmanın, cana kıymanın, yakıp yıkmanın” adıdır.
Her iki kavramda, ‘batı kökenlidir’ Şiddetin dilini ve edebiyatını, “Batı dünyası…” yazdı ve de uyguladı. Bu milleti tarihler, “devletli” olarak anar…
Devlet, “güç, kudret ve otorite” demektir.
Devlet, bu milletin kültüründe; “İnsanını kötülüklerden koruyan bir zırh” olarak ifade edilir.
İnsanımız, Devleti, “güven, emniyet ve huzurun kaynağı” olarak bilir.
Anarşinin veya terörizmin en büyük düşmanı, “Devlet” yani “Otoritedir”
Barış veya özgürlükler, onun dilinde “sarmal bir yalandır”
Devlet, “düzendir”
Anarşizm veya terörizmin hedefinde, “sistem” veya “düzen” vardır!
Her ikisinin dilinde, ‘pozitif bir dil’ Ve de, “imar ve inşa” kavramları asla yer almaz!
Onun dilinden, ‘kurşun’ dökülür… Düştüğü yeri ‘yakar ve tahrip eder’
Anarşizm ve de terörizm, “çığlıkları” sever! “Kan üzerinde” “acılarla” yeşerdiğini bilir!
Nerede bir, “kâbus” veya “aman dileme” Nerede, “koyu bir cehalet”
Nerede, “fitne, fesat, kin, öfke, yangın” varsa, terör oradadır!
Terör ve anarşizm; “kötülüklerin anasıdır” Bütün, “erdemliklerin” en vahşi düşmanıdır.
Terörü besleyen her zihniyet; İnsanlık ve Medeniyet düşmanıdır.
Mutlak olarak da, “zorba ve de zalimdir” Bir Veli ne diyor; “Zalimlere yaşasın cehennem!”
Terörün vatanı yoktur. Bütün insanlığın, “ortak düşmanıdır”
Bizler yerküresine, ‘milletler ailesi’ nazarıyla bakarız.
Aileler arasında; komşular arasındaki, ilişkiler nasıl olması gerekiyorsa; Milletler arasındaki ilişkilerde, ‘aynı duyarlıkta’ olmalıdır. Hedef nedir, “Barışın, huzurun, güvenin, istikrarın…” korunması.
Küresel Güçlerin yaklaşımı nasıldır? “Sömürgeci ve istilacı bir anlayışı hedef alır!”
Bu anlayışı insanlık tarihi, “Firavunlaşan, Nemrutlaşan, Karunlaşan” bir anlayışla yaşadı
Arif Nihat Asya o meşhur Naat ’ında ne diyorlar;
“Yeryüzünde riya, inkâr, hıyanet, altın devrini yaşıyor…
Diller, sayfalar, satırlar, “Ebu Leheb öldü” diyorlar.
Ebu Leheb ölmedi Yâ Muhammed
Ebû Cehil Kıta’lar dolaşıyor!”
Kibir, her zaman için ‘husumeti’ tetikledi
Gurur, “zulme memur…” bir tavrı ortaya çıkardı
Faturasında, “zalim ve mazlum…” etiketini görürsünüz
Terör, kötü çığırlara kapılarını açtı…
Terör belasından en fazla etkilenen ülke, “Türkiye…” Beynelmilel bölücü terörün hedefinde ki Ülke; Türkiye…
Şunu iyi görelim ve doğru okuyalım; Küresel Güçler, ‘gelişmiş ülkeler…’ terör belasında;
Toprak taşıdılar, su verdiler, himaye ettiler, beslediler… Zor duruma düştüğünde de ‘oksijen çadırına’ aldılar! Utanmadılar, sıkılmadılar, arlanmadılar… Gün geldi, ‘terörü meşrulaştırdılar’
Terör canavarına, ‘kaynak ve imkânlar’ sundular
Ali İmran Suresi 120. Ayette şöyle buyrulur; “Eğer sabreder ve sakınırsanız onların oyunlarının size bir zararı dokunmaz” Bu millet, ‘terör belasına…’ baş eğmedi/ veya ona teslim olmadı
Anadolu insanının, ‘feraseti, vakarı ve sabrı…’ bu belaya en büyük darbe olmuştur
Teröre kucak açanlar, ‘insanlık düşmanı’ sefiller ve zavallılardır, Onlar, ‘zulme ortak olanlardır’
Şunu rahatlıkla ifade edebiliriz; “Küresel Güçler terörün arakasında durmasınlar!”
Ortadoğu Coğrafyası, “güllük gülistanlık…” olur.
Nu yazık ki onlar; Ortadoğu Coğrafyasına sömürgeci ve istilacı bir anlayışla yaklaştılar.
İnsaf ve merhamet gözlüğüyle bakmadılar… İnsana ve insanlığın geleceğine acımadılar…
İnsanlık tarihine de saygıları olmadı… Terör, insanlık tarihinin, kültürünün, medeniyetlerin de en büyük düşmanı…
Israrla, “insanı yaşat…” diyoruz!
Israrla, “devleti, hukuku, adaleti, iyilikleri, erdemlikleri yaşat…” diyoruz.
Her insan, “yaratılış gayesiyle…” terörün karşısında durmalıdır.
İstanbul’da, İstiklal Caddesinde yaşanan terör belası karşısında, bu ülkenin insanının gösterdiği duruş, dosta güven verici, düşmanları kahredici bir manevi cereyana dönüşmüştür.
Şu âlem, şu cihan biliyor ki, “bu millet mazlum bir millet!”
Mazlumların feryadı, ‘küresel/ o lanetli duvarları üzerlerine yıkacaktır’
Bu milletin sağduyusu, ‘sulhun, güvenin, huzurun…’ sigortasıdır.