Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Teklif ediyoruz

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şu âlemden ne güzel, iyi niyetli, hoş görüşlü, mütefekkir, âlim, arif,
feraset sahibi insanlar gelip geçmişler...
Burada ismini yâd edeceğimiz şahsiyet, merhum Hacı Hulusi Yahyagil
efendim... Bediüzzaman Said-i Nursi’nin, ilk talebesi... Bediüzzaman
Said-i Nursi, Hacı Hulusi Efendi hakkında u ifadelere yer verirler;
“Gayretli kardeş, hamiyyetli arkadaş, kahraman asker, çalışkan talebe,
âlicenâb Müslüman, hakikatli mü’min, vasfına lâyık birâderzâdem”
Bediüzzaman bir başka mektubunda da, Hacı Hulusi Efendi için, “Âziz
âhiret kardeşim ve hizmet-i Kur’an’da gayretli arkadaşım ve ders-i
esrâr-ı îmânîde zekâvetli ve ferâsetli talebem. Ve vefatımdan sonra
sadâkatli vârisim, birâderzâdem...”
“Âziz, sıddîk, muhlis kardaşım ve imân hizmetinde sebâtkâr metîn arkadaşım!”
Bizler, Hacı Hulusi Yahyagil Beyefendiye yetiştik. Rahmetli Ahmet
Tevfik Ozan ve bir grup arkadaşlarla; bu nezih ve muhterem insanın
evinde kısa da olsa sohbetinde bulunduk, manevi olarak da istifade de
bulunduk.
Elâzığ şehri ve insanının bu muhterem insanla yıllarca hemhal
olduğunu, ‘sohbetlerinden istifade ettiklerini de yakinen
bilenlerdeniz’
Mehmet Remzi Pirinç Beyefendi bizlere sosyal medyadan birkaç
paylaşımda bulundular. Bu paylaşımlarda, “Hacı Hulusi Efendinin
yıllarca dershane olarak kullandıkları bağımsız bir mekândan söz
ettiler, bu mekânın hâlihazırda bakımsız olmasından dolayı içinin
burkulduğunu, bu duruma hüzünlendiğini, birilerinin şöyle veya böyle
el atması gerektiğinden bahsettiler!” Bu binanın inşasında, Elâzığ
insanının da maddi ve manevi katkılarından söz ettiler.
Bu yazımızda, ‘isimlerden’ söz etmeyeceğim. Dedikodu faslından da
Allah bizleri korusun. Öncelikle, Elâzığ Valiliğimize ve Belediye
Başkanımıza, ‘Teklifimiz Olacak’
Şehrimiz için de, ‘manevi hükmü’ olan bu mekânın, “Hacı Hulusi
Yahyagil, İstiklâl Mücadelesi Müzesi!” olarak tezyin edilmesidir
Elâzığ şehrimizde, “Müze Kültürünün giderek daha farklı ve daha güçlü
anlamlar kazanması!”
Son yıllar içerisinde Elâzığ Kamuoyunun yakından bildiği, “Harput
Basın Müzesi,  Harput Musiki Müzesi, Elâzığ Kent Müzesi, Harput Hamam
Müzesi, Kahve Fincanı Müzesi, Harun Sanat Galerisi
Ve tabiki, Elâzığ Şehri Arkeoloji ve Etnografya Müzesi...”
Rahmet Mekân hemşehrimiz, bir güzel ve de erdemli insan, Fethi
Gemuhluoğlu’nun sıklıkla kullandığımız bir güzel sözü vardı;  “Önce
Selâm, sonra Kelâm; Önce Refik, sonra Tarik; Önce Teklif, sonra
Tenkit!”
Bizler burada, ‘teklifimizi’ yapacağız. Bu bizim üzerimizde bir vebal
ve emanettir. Harput/ Elâzığ Şehrini bizler öncelikle, ‘tarihi,
kültürü, sanatı, edebiyatı, musikisi, bilumum değerleriyle bileceğiz.’
Özellikle de, Harput’u bizler, ‘erdemli insan vasfı ve değerleriyle de
efsanevi bir şehir...’ olarak yorumluyoruz. Rahmetli Babamız, 1924
doğumlu... Çocukluk yıllarında, Harput Sarayhatun Camisinin ön
saflarını büyük âlim, mütefekkir ve ulemanın doldurduğundan söz
ederlerdi. Böylesine müstesna bir gönül ve ruh iklimine sahip Harput
Şehrini/ veya köklü mazimizi iyi tefekkür etmeliyiz
Elâzığ Şehri, kendi insanına karşı her zaman için, ‘vefalı bir dost’
olmuştur. Elâzığ Şehrimizde, “Hacı Hulusi Yahyagil Anadolu İmam Hatip
Lisesi...” yıllarca eğitim hizmeti vermektedir.
Hemen şunu ifade etmeliyim, “Bu Şehir insanı Albay Hulusi Yahyagil
Beyefendiyi...” ne kadar tanıyorlar?
Albay Hacı Hulusi Yahyagil, “ Yakup Şevki Paşaların, İmam Efendilerin,
Belek Gazilerinde yoldaşı!” O, her haliyle mübarek, istilacı ve
müstemlekeci düşmana karşı, şecaat sahibi; âlim ve mütefekkir bir
askerdir İnşallah, bu nezih insanın hayatını hal ehli bir insan kaleme
alırlar. İbrahim Hulusi Yahyagil, aslen Kesrikli/ veya şimdiki adıyla
Kızılay Mahallesinde 1896 tarihinde dünyaya gelmişler. Hulusi Efendi,
nezih bir aileden/ o güzelim ailenin ilim, irfan, marifet ortamında
yetişir. Bediüzzaman ’ın, Hacı Hulusi Efendi’ye “Kardeşim, sen de ben
de sadattanız” ifadeleri, “Hacı Hulusi Efendinin, Evlad-ı Resul
olduğuna işaret eder!”
Hacı Hulusi Efendi’nin, ilk tahsilini/ derslerini Sarı Hafızdan
aldığını öğreniyoruz. Sonra, Elâzığ Askeri Rüştiyesi ’nde öğrencidir.
Askeri lisede okurken, üç günde bir Kur’an’ı hatmeder. Daha sonra,
Harbiye Mektebi’ne devam edecektir. Harbiye’de, daha öğrencilik
yıllarında, “Birinci Dünya Savaşı” çıkacaktır.
Bu muhterem insanı bizler, “Çanakkale’de Anafartalar Conk Bayırı
Muharebesi’nde; savaşın en yoğun çarpışmalarında görüyoruz!” Çanakkale
Savaşlarının kaderini belirleyen, en kanlı kara savalarına sahne olan,
“Sedd ül- Bahir’de Gazi olacaklar!”
Hacı Hulusi Efendi, Çanakkale Savaşlarını öyle anlatırlar, “Çanakkale
bir selh-hane-i kebirdir O hiçbir şeye benzemez. Bölük, tabur savaşa
girdiği gün eriyordu. Öyle bir selh-haneydi orası Mezbuhane muharebe
ediyorduk. Asrın her türlü ihtiyaçlarına temin edilmiş ordularına
karşı, âdeta iman kuvvetiyle et ve kemikten bir set oluşturmuştuk.”
Hulusi Efendi, “ağır yaralı halinde Fransız doktora, Fransızca olarak,
“Allah’ın izniyle ölmeyeceğim!” diye haykıracaktır.
Hacı Hulusi Yahyagil, Çanakkale’den sonra ki, en önemli cephesi,
“Kafkas İslâm Ordularında...” Ermeni ve Bolşeviklere yapılan
muharebelerde de, ön saflardadır. Gence ve Bakü’nün kurtuluşu,
Karabağ’ın düşman istilasından temizlenmesi harekâtında bulunur.  Bir
ömrü, vatanın kurtuluşuna hasreder...
03 Mayıs 1950 tarihinde, “Denizli Askerlik Dairesi’nden Albay
Rütbesiyle emekli oluncaya kadar...” Vatan Coğrafyamızın dört bir
yanında üstün bir feragat ve fedakârlıklarla, örnek bir şahsiyet
olarak hizmet vereceklerdir. Bu millete olan hizmetlerini, son
nefesine kadar idrak edecekler. Bu şehrin, bu coğrafya insanına son
nefesine kadar hizmetlerde bulunacaklar.
Albay Hacı Hulusi Yahyagil ’in, “vefatlarına kadar bir ilim, hikmet,
marifet ocağı olarak bu şehrin hizmetinde kullandığı binanın,
“Tarihimizi aydınlatacak bir Askeri Müze olarak...” değerlendirilmesi
en büyük arzumuzdur. Bu şehir, 93 harbinin manevi mimarı İmam
Efendileri bağrında taşımaktadır Bu şehir, Atatürk’ün de hocası, Yakup
Şevki Paşa gibi bir deha insana sahiptir. Bu şehir, insanıyla; ‘milli
mücadelenin ruhuna sahip çok önemli mütefekkirlerin aziz şehridir.’
Geçtiğimiz günlerde, “T.B.M.M 1.Dönem Meclisinde görev ifa eden Nüzhet
Saraçoğlu...” programını gerçekleştirmiştik. Manas Yayınevi, “Dede
Nüzhet’in eserini yayınlayacaktı...” Tarihimizle buluşmak/ veya tarihi
değerlerimize bir bakıma, ‘Sıla-ı Rahim’ yapmak bizlere apayrı bir
heyecan kazandırıyor

Yazarın Diğer Yazıları