Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Tarihten Günümüze Bakış

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

 Asıl Ukrayna- Rusya Savaşı, 18 Mart 2014 tarihinde,  Rusya’nın; 
“Ukrayna’ya bağlı bir yarımada olan Kırım’ı ilhakı ile başlar!”
Bu tarihten sonra, Rusya’nın G8 üyeliği askıya alınacaktı!
Rusya’ya uluslararası yaptırımlar uygulanmaya başlanacaktı!
24 Şubat 2022 tarihine gelindiğinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin,
“Ukrayna’nın askerden ve Nazizm’den arındırılması” amacıyla askeri operasyon başlatıldığını açıklayacaktı…
Bu operasyon gerçekte tıpkı Kırım misali Ukrayna’yı ilhak hareketiydi!
Savaş uzadıkça uzadı… Rusya hiç ummadığı tarihi bir dirençle karşı karşıya geldi!
Bir ayı geride bırakan savaşta, her iki tarafta, ‘ağır kayıplar verecekti’
Özellikle de Ukrayna’nın, ‘maddi kayıpları her geçen gün daha da artacaktı’
Günümüz savaşlarının en acı tarafı, ‘şehirlerin alt yapılarıyla birlikte yerle bir edilmesi’
Milyonlarca Ukraynalı sivil insan ülkelerini terk etmek durumunda kalacaklardı!
Sevgili Okurlar, tarihe geçmişe şöyle bir göz attım…
30 Mart 1856-Kırım Savaşı…
Kırım Savaşı, Rus İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında, 
“04 Ekim 1853 tarihinde başlayacaktır…”
Savaşın ilerleyen yıllarında; “Birleşik Krallık, Fransa ve Piyemonte- Sardinya…” Osmanlı tarafında savaşa dâhil olacaklardı.
 Bu savaşta müttefiklerin hedefi nedir?
“Rusya’yı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak…”
Savaş, müttefik güçlerin zaferiyle sonuçlanacaktır.
Osmanlı Devleti bu savaş neticesinde Paris Antlaşmasında daha güçlü bir şekilde katılmak amacıyla, 
“18 Şubat 1856 tarihinde…” İslahat Fermanını yayınlayacaktır!
Kimin zamanında; Sultan Abdülmecid ve Sadrazam, Mehmet Emin Paşa zamanında…
Rusya’nın Osmanlı Devletine karşı başlattığı, “Kırım Savaşının nihai hedefi…” Osmanlı Devletini, ‘yıkma politikasıdır’ 
Gariptir! Rusya, 22 Haziran 1853 tarihinde “Eflak ve Boğdan’ı işgale başlayacaklar!”
Rus Çarı yaptığı açıklamada, ‘işgal hareketinin bir savaş değil, güvenlik tedbiri’ olarak değerlendirilmesini isteyecektir. 
Tıpkı, günümüzde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal hareketinde Vladimir Putin’in sarf ettiği ifadelerde olduğu gibi, “Ukrayna’nın askerden ve Nazizm’den arındırılması” hareketi olarak değerlendirmeleri!
Rus-Osmanlı Savaşının seyri ne zaman değişecekti; “Osmanlı donanmasının 30 Kasım 1853 tarihinde Rus donanması tarafından Sinop açıklarında batırılması!”
Artık, Karadeniz’de hâkimiyet Rusların sayılabilirdi. Boğazlar ve de, İstanbul artık tehlikedeydi…
İşte, Batılı devletler Rusya’ya savaşı sonlandırmasını isteyecek… Rusya bunu reddedecekti!
Bunun üzerine, Rusya’ya ültimatom verilecekti;
“Rusya’nın Eflak ve Boğdan’dan çekilmesi
Osmanlı Devletinin ülke bütünlüğüne riayet edilmesi;
Rusya’nın Ortodoksların himayeciliği iddiasından vazgeçmesi…”
Rusya bunu reddedince, ‘savaş geniş cephelerde yayılacaktı…’
Kırım Savaşında önemli muharebeler; “Kalafat Muharebesi, Oltenitsa Muharebesi, 
Sinop Baskını, Silistre Kuşatması, Alma Muharebesi, 
Balaklava Muharebesi, Inkerman Muharebesi, 
Gözleve Muharebesi, Sivastopol Kuşatması, Kars Kuşatması…”
Savaşların Sonuçları önemlidir. Bu savaşta müttefikler galip gelecektir.
Avrupa için önemi, Rusya tarafından bozulan dengelerin tesis edilmesidir.
Osmanlı İmparatorluğu için ise başlangıçta; “Rus tehlikesinin bertaraf edilmesi…”
Birleşik Krallık, Akdeniz ve Hindistan’a giden ticaret yollarını güvenceye almış oldu!
Özellikle de Rusya’nın Karadeniz’deki donanmasının yok edilmesi…
Doğu Akdeniz’e yönelik Rus tehlikesi bertaraf edilmiş oluyordu…
Bu savaşlarla, Osmanlı Devleri, ‘ağır bir borç yükünün altına girecekti’

Borçlar bir büyük kâbusa dönecek; 1881 tarihinde 2. Abdülhamit döneminde maalesef, “Duyunu Umumiye idaresi” kurulacaktı!
Dün ile bugün arasında rabıta kuralım!
93 Harbini (1877-1878) ve Ruslarla imzalanan Ayestefanos Antlaşması… Sonrasında, Berlin antlaşması… Biz, Kars, Ardahan, Artvin’i ancak Yeni Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sovyetler Birliği ile 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşmasıyla Vatan Coğrafyasına tekrar kazandırılacaktı!
Ukrayna ile Rusya arasındaki, ‘savaş…’ iyi analiz edilmelidir. 
Bir adım ötesini değil; ‘yedi adım ötesini…’ düşüneceğiz!
Öncelikle, “Milli Birlik ve Beraberlik Şuuru…”
O şuurla, ‘Güçlü ve Müreffeh bir Türkiye İdeali…”
Olmazsa, olmazımız bizim…

 


 

Yazarın Diğer Yazıları