Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Tarihle Başbaşa

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Ömer Hayyam, “Tarih, kâinatın vicdanıdır.” 
Norman Cousins, “Tarih, muazzam bir erken uyarma sistemidir.” der.
Tarihle muhabbetimiz olsun! O muhabbet sizleri zaman içerisinde,  ‘fikir ve aksiyon sahibi…’ yapacaktır. Tarih bizlere, ‘yaşanmış olaylardan dersler verir, öğütler verir…’ 
Yüzümü tarihe çeviriyorum. Geçmişle hasbihal ediyorum.
15 Aralık 1256 tarihi bizler için o kadar önemlidir ki, “İran’da bulunan haşhaşilerin Alamut Kalesi, Hülagû Han Ordusu tarafından yok edilir.”
Alamut Kalesi ile birlikte ilk akla, ”Hasan bin Sabbah”  gelir. “Kartal Yuvası” anlamına da gelen bu kale, ‘tarihi cinayetlerin işlendiği bir cinnet/ cinayet/ kötülükler kalesidir’  
Bu Kale, tarihte ismine sıklıkla rastladığımız, “Nizâr’ı- İsmaili Devleti’nin ve Haşhaşiler tarikatının da yönetim merkezi…” Tarihi suikastlarıyla anılan bu Kale; “Hülagû Han Ordusu tarafından yok edilecektir.” Ecdat ne diyorlar; “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!” 
İnsan yaşadıkça hayatı öğreniyor; “Ey oğul gam çekme, eden ettiğini bulur! Sen doğru ol, kem belasını bulur!”  Gerçekten de, “su testisi suyolunda kırılıyor!”
Cevdet Paşa, “tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer, her ikisinde de karaya oturma tehlikesi, kaçınılmaz sonuçtur.”
Tarih, ‘bizim kimliğimiz…’ bizim bir bakıma, ‘efsanelerle bütünleşen hazinelerimizdir.’

15 Aralık 1893 tarihi; Wilhelm Ludwig Thomsen, Danimarka Kraliyet İlimler Akademisinde sunduğu bildiriyle Orhun alfabesini çözdüğünü ve Orhun Kitabelerini okuduğunu bilim dünyasına açıklar.”
Türkologlar, daha yakın bir zamanda; 129 Yıl önce bu millete ait bilinen ilk alfabesi, “Orhun Alfabesi…” okunuyor. Bu millette ki, “Milli Şuurun ne kadar güçlü olduğuna bir daha şahadet ediyoruz!” Biz, öyle bir cihangirane milletmişiz ki, “âleme devlet olmayı/ millet olmayı öğretmişiz! 
“Bilge Kağan ile Kül Tigin Yazıtları…” Ki, bu yazıtları, “Yollıg Tigin”  Bengü Taşlara yazacaklar. 
Tarihin en önemli belgeleri Moğolistan’ın Orhun Vadisinde bulunacaktı. O vadiye gitmek, orada soluklanmak/ tarihi tefekkür etmek isterim. Orada bir milletin, ‘efsanevi tarihi’ vardır. 8.yy’da, “bir medeniyet tarihini okuyorsunuz’
Nihal Atsız bu dönemlerin, ‘romanını’ Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ise, ‘destanlarını’ yazacaklar. Bilge Kağan’ın Sözlerinde, “bir büyük devlet adamının ulusa seslenişi!” vardır.

15 Aralık 1923 tarihi- “Türkiye- Macaristan arasında dostluk antlaşmasının imzalanması!”
Türk Dünyasının, “Birliğe doğru atılan adımlarda…” Macaristan’ı da, O tarihi birliğin içerisinde görmek bizim için önemli sayabileceğimiz, ‘moral kaynağıdır’  Cumhuriyet Tarihimizin ilk yıllarında yapılan bu antlaşma benim kanaatim, “Turan’a doğru giden yolculuğun ilk adımlarıdır!”
O tarihi adımları, o tarihi şuuru günümüzde Allah’a hamd olsun ki, yaşamaktayız…

15 Aralık 1925 tarihi- Maalesef İran’da Türk Hâkimiyetinin sona erdiği tarihtir. 
Bu tarihte, Rıza Pehlevi yemin ederek ülkenin başına gelirken; “Kaçar Hanedanı ’da…”  artık son bulacaktı! Elbette, İran’ı/ veya Güney Azerbaycan’ı düşünmek daha fazla hakkımızdır.
15 Aralık 1954 tarihi- Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) kurulur.
Bizim, ‘kendi yerli şirketimiz…’ İnşallah geleceğe doğru önemli adımlar atılacaktır. 
Kim ne derse desin, “asrımız petrol/ veya enerji savaşıdır!”
Bu savaşta, Türkiye; stratejik bir konuma sahiptir.
15 Aralık 1957 tarihi,  “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Yunanistan’ın Kıbrıs tezini reddeder.”
Bu önemli bir karardır. Bu karar sonrasında, 1959 tarihinde Türkiye’nin; “Kıbrıs’ta garantör devlet oluşu…” Yunanistan’ın bütün tezlerini yerle bir edecektir. 
Anlamadığımız nedir, “Akdeniz hiçbir zaman bir Yunan Adası olmamıştır!” Kıbrıs her hâlükârda, Anadolu’nun bir parçasıdır… Kıbrıs’ta “Feth-i Mübin Hala Sultan’la başlayacaktır!”  O bir nişandır. Diriliş nişanıdır… Tarihin seyrini değiştirmek isteyenler gün gelecek, hakikatin karşısında mahcup olacaklar.


15 Aralık 1960 Tarihi- “Erzurum’da Radyo İstasyonu açılır”
Radyonun ilk defa Türkiye’ye geliş tarihi, “1925 tarihidir…”  Düşünelim, “teknoloji ne kadar hızla gelişti!” İnsanlık âleminin hayat anlayışını da, bütünüyle değiştirdi! Kanaatimce, İletişim Teknolojileriyle birlikte ‘değişimi daha sağlıklı takip edebiliriz’ 
 15 Aralık 1986 tarihi, “Olimpiyat Şampiyonu Naim Süleymanoğlu, Türk vatandaşı olur!”
Naim Süleymanoğlu, ‘Sporumuzun efsane ismi…’ Ona, “cep herkülü” dediler. Ona, gün geldi; “Türk Süpermen’i” dediler. Naim Süleymanoğlu 50 yaşına sığdırdığı hayatı, ‘bir efsane roman misali…’ anlatılır.  1988 Seul, 1992 Barselona, 1996 Atlanta, 2000 Sidney Dünya Olimpiyat Şampiyonlarında Türkiye’yi temsil etti. O katıldığı her yarışmada, ‘kendi rekorlarını egale etti’ 
Mekânı Cennet Olsun… Sporda, yıllarca bu ülke insanının da, ‘moral kaynağı’ oldu. 
Tarihte yakın zamana gidelim. Yaşadığımız yıllar; 15 Aralık 1989 Tarihi- Romanya’da Devlet Başkanı Nicolay Çavuşesku’nun tarihi halk ayaklanması ile devrilmesi… 
Balkanları her insanımın gezmesini isterim. Bizler, Balkanlara; “Evlad-ı Fatihan Yurdu!” diyoruz. Ecdadın, 450 yılı aşan bir hâkimiyet tarihi vardır. Ecdat, bu topraklarda, “30 binin üzerinde eser bırakmıştır!” Bu eserlerin her biri, ‘tapu senedi niteliğindedir’ İnşallah, güzel bir gelecek/ aydınlık yıllar bizleri bekliyor.
15 Aralık 1990 Tarihi- Kırgızistan’ın bağımsızlığını kazanması
15 Aralık 1997 Tarihi- Türkiye ile Rusya arasında ‘Mavi Akım’ projesinin imzalanması…
M. Cevdet Anday, “Tarih; milletlerin tarlasıdır. Her toplum geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçecektir.”  Tarih ilmi ne der bizlere, “Geleceği bugünden formüle et!” Aman ha, ‘geç kalma’ 
Nereden bakarsanız, karşınıza;  “Milli Şuur” diye bir kavram çıkıyor.  Tarihi, derinliğine tefekkür edelim. Birlikte, ‘bir büyük şuur’ etrafında kenetlenerek! 
 

Yazarın Diğer Yazıları