Atatürk, 1937 tarihinde Elazığ’a gelişlerinde dönemin önemli sanatçılarından;
Hafız Osman ÖGE’nin okuduğu eserleri dinler;
“Aş yedim dilim yandı/ Köz düştü kilim yandı
Ben kilimi kayırmam/ Bahçede gülüm yandı”
“Yarın kolunda şeve/ Kimdir yârimi seve
Acep o gün olur mu/ Alam götürem eve”
“Yüksek minareden kandiller yanar
Kandilin üstüne bülbüller konar”
“Sinemde bir tutuşmuş ocağ olaydı
Zülfün karanlığında bezme çerağ olaydı”
“Yara benden yara benden/ Deyin ki yara benden
Ne biter ne tükenir/ Ok senden yara benden”
Atatürk Hafız Osman Öge’ye; “kimdir bunları besteleyenler!” der.
Hafız Osman Öge, “Bilmiyorum Paşam, biz bunları babalarımızdan, dedelerimizden öğrendik” cevabını verirler.
Musikimiz üzerinde çalışmalar yapanlar şunu göreceklerdir; “Bizim musikimiz yüksek bir kültürün eseridir!”
Batılıların, 2. Aristo dedikleri Farabi (872-950); “Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri…” üzerinde çalışmalar yapmıştır.
Rast Makamı; (insana sefa/ neşe-huzur)
İsfahan Makamı, (insana güven)
Neva Makamı, (insana lezzet ve ferahlık)
Uşşak Makamı, (insana gülme hissi)
Saba Makamı, (insana cesaret, kuvvet)
Hüseyni Makamı, (insana sükûnet, rahatlık)
Hicaz Makamı, (insana tevazu) verir.
Harput Musikisi denildiğinde, Hafız Osman ÖGE’nin Atatürk’e verdiği cevap akla gelecektir;
“Biz bunları/ bu irfan kültürünü ecdadımızdan öğrendik!”
Malazgirt Zaferi 1071 yılında kazanılır. Malazgirt Zaferinden 14 yıl sonra da, “Harput, Çubuk Bey tarafından fethedilecektir!”
Harput, Osmanlı’nın tarihi üç Başkenti olan Bursa’dan (1299), 214 yıl önce; Edirne’den (1361) 276 Yıl önce; İstanbul’dan (1453) 368 yıl önce fethedilecektir.
Biz Anadolu’ya çok yüksek bir kültürle geldik…
Alparslan’ın Anadolu’daki merkezi Ahlat, döneminin “Kubbet-ül İslâm Şehridir!”
Kubbet-ül İslâm, “İslâm’ın Kubbesi” anlamına geliyor.
Bu şehirler, ‘yetiştirdikleri ilim, din, kültür, sanat adamları, mutasavvıf ve zahitleriyle…” değerlendirilir.
Alparslan’ın kumandanları, “Afşin’i, Sav Tigin’i, Kutalmışoğlu Süleyman, Artuk, Tutak, Danişment, Saltuk, Mengücek, Çavlı, Çavuldur ve Porsuk… “ Beyler, Anadolu’nun fethi için dört bir yana at koşturacaklar…
Bir tarihi serüvene dikkat nazarları ile bakalım; Harput artık Artuk Bey diyarı olacaktır…
Artuk Bey’de, “Oğuz’un Kayı boyundandır…” Bu boyun özelliği nedir?
“birleştirici ve Uzlaştırıcı oluşudur!”
Ahlat’ın o manevi ikliminin Harput’ta estiğini göreceğiz!
Harput, Anadolu Coğrafyasında; “bir ilim, kültür, sanat, edebiyat muhiti…” olacaktır.
Bu muhitlerde; Gazali, Farabi, Biruni, İbn Sina, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip gibi İslâm mütefekkirleri konuşulacaktır.
Artık Artuklu Sarayları, ‘ses, söz ve sohbet ikliminin…’ maşeri vicdanı haline gelecektir.
Düşünelim, Belek Gazi’nin (1096-1125) Haçlılara verdiği mücadele; Harput’un tarihimizdeki yerini daha da güçlendirecektir. Harput Şehri, “Erzurum’dan Halep’e doğru uzanan…” kültür ikliminin cazibe merkezi konumuna gelecektir.
Bizleri birleyen nedir; “Ahmet Yesevi’den günümüze doğru akıp gelen sohbet meclisleridir.”
O meclislerde, ‘fütüvvet ehlini onun dilini…’ görürsünüz. O meclislerde, “Ahi Evran Kültürünü…’ yaşarsınız!
Bu diyarlar aynı zamanda, “Hz. Mevlana...” diyarıdır. Bizler, Hz. Mevlana’nın 1200’lü yıllarda; Karakoçan İlçemizin Okçular Nahiyesinde, “Sultanu’l-ulema Bahaeddin Veled ile birlikte konakladıklarını…” Burada, 3 ila 5 yıl arasında kaldıklarını bilmekteyiz. Bütün bunların şüphesiz ki, coğrafyamız insanına derin etkileri olmuştur.
Hafız Osman ÖGE’nin Atatürk’e musikimizle ilgili verdikleri cevap önemlidir, “Bilmiyorum Paşam, biz bunları babalarımızdan, dedelerimizden öğrendik” cevabını verirler.
O makamların günümüze kadar kulaktan kulağa gelmesi ve okunması bizleri hala cezbeder!
Elazığ Musiki Konservatuvarı Derneği (1071) kuruluşundan itibaren Musikimize çok önemli katkıları olacaktır. 22 Ağustos 1989 tarihinde, “Devlet Klasik Türk Müziği Korosu…” kurulacaktı!
1997 tarihinde gelindiğinde, “ F.Ü. Devlet Konservatuvarı…” kurulacak.
1999 tarihinde Vali Lütfullah Bilgin döneminde, “Notalarıyla Harput Musikisi…” önemli eser iki cilt halinde kazandırılacaktır.
1992 tarihinde Av. Fikret Memişoğlu anısına yapılan Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, aynı zamanda bizleri, ‘musikimizle de…’ buluşturacaktır.
Yıllar içerisinde özellikle, ‘Doğan Sever...’ isminden bahsetmek isterim. Doğan Sever, 300’ün üzerinde, “Elazığlı Şairlerin ağırlıkta olduğu güftelerden oluşan…” 300’ün üzerinde eserin, ‘Bestelerini…’ musiki dünyamıza kazandıracaklar.
Şunu ifade edebilirim; “Elazığ Şehri Kültür, Sanat, Edebiyat İkliminde…” vatan coğrafyamızın en zengin muhitidir.
7.Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının (Haziran-2000) Güldestesini bir daha okumaya başladım!
Büyük Hacimli 191 sayfadan oluşan eserde neler yok ki, ‘külliye..’ niteliğinde
Mehmet Emin Ulu’nun, “Güvercinlerin Selâsı” isimli eserinde; “son durak” başlığı altında, “Hazar Şiir Akşamlarına…” resimlerle birlikte yer verildiğini görmekteyiz.
“16 Mart 2022 tarihinde, Elazığ Musiki Konservatuvarı Derneğinin 50. Yıldönümü…” AKM’de gerçekleştirildi. Bu gecede, “Naci Sönmez’e ve Şener Bulut’a Türk Dünyasına Hizmet Ödülleri…” verildi. Bu geceyi bizler, ‘bir muhasebe ve muhakeme zemini üzerinde yorumluyoruz’