Dünya kilitlendi iki soruya;
“Sulh mu gelsin, cihana barış mı?”
Kan ve gözyaşlarına doymadın mı?
İşgal, ilhak nedir, ‘büyüme aşkın!’
Âdem şaşkın, âlem şaşkın, n’olacak?
Yazık bir çıkmaza revan olacak
Belâ üstüne belâ kamburlaştı;
Kaoslarla imkânlar, buharlaştı!
Zalim ağını attı, ‘haddi aştı’
Şu arz, daha yoksul, daha çekilmez…
Dünya kilitlendi iki soruya;
“Sulh mu gelsin, cihana barış mı?”
KİMLERİ AĞIRLADI
Elâzığ kaldırımları kimleri ağırladı
Ayak seslerini, ‘duyar gibi’ olur musun?
Yolcudur insan, garip dünyanın meçhul yolcusu
İz bırakanları, ‘görür gibi’ olur musun?
Bir nesildi onlar, güzel atlara bindiler
Atlarla gidenleri, ‘sorar gibi’ olur musun?
HİKMET BOYASI
Katar katar, ‘mana taşır’ mısralar
Akıl heybesinde, ‘gönül dünyası’
İlham hokkasında, ‘fikir damlası’
Düşer tuvaline, ‘hikmet boyası’
İNSAN SÖZÜNE
İnsan sözüne, emanetle bakar
Güvende kalır, huzura ererdi!
Asır mı değişti, yoksa insan mı?
Aman vermeyen yüze, nasıl bakar!
ŞUBAT SOĞUĞU
Şubat soğuğunda, grup serinliği
Verir ruhuma, fikriyle derinliği
Düşler âleminde gezer, dolaşır;
Ayrılmaz, dört mevsimin yârenliği
YADİGÂRIN YOK MU?
Zaman daraldı, gün akşam olmada
Gül dalında, ‘koklayanı’ yok mu?
Yürürdü, ‘dalgalar halinde’ bir Şehir;
O dalgalarla, ‘esecek rüzgâr’ yok mu?
Tarihi hafızasından silip atacak;
Faili meçhule, ‘dur diyecek’ yok mu?
Sevdaların hep öksüz, yetim mi kalır,
Söyle, Ey Şehir, ‘yadigârın’ yok mu?
TARİH OKUDUM
Tarih okudum, her günün anısı,
Hayata ibretlik yollar gösterir
Zoru, kolayı çıkışıyla, inişi;
Bir girift bilmeceyi gösterir
GEÇMİŞİ
Geçmişi bir daha tahayyül ettim;
İçimde derin bir sızı, ‘AH’ çektim
Fotoğraflara bir daha nazar ettim;
Maziye duru, durgun gözle baktım.
GÖK BOŞLUĞUNA
Gök boşluğuna, gözlerim dalıp gitti
Sonsuz azametine, dermanım gitti
Örümcek yuvasını yapmaktan aciz;
İdrakim, ilahi vecdi tadıp gitti…
ADALET
Adalet olmayınca, halk ne yapar?
Kalk desen, kalkamaz; ye’se düşer
Düşe-kaka, yanlış yollara sapar
Naçar, ahvalimiz hüsrana düşer
İLHAM NEDİR
İlham nedir, ‘mucizevi bir rüzgâr’
Ilık rüzgârlarla gönül aşılar
Âşıkların esin rüzgârı, ‘gülzar’
Güzel gören, güzel sözler aşılar
RENKLERLE
Mavi sonsuzluk, yeşil muhabbettir
Sarı da hüzün; haki vatan kokar
Kırmızı gönül, karanfil gurbettir
Siyah da düşler, beyaz da temiz kokar
SABAHIN DEMİ
Sabahın demi, sofrasında sohbet!
Söz sözü açar, gönüllerde halvet
İhlasla yürür düşünce ebede
Edep yüzüyle, âleme neşet et
DUA
Dua rahmettir, hayata bereket
Güne sağlık, esenliğe selam et
Uyanır gözler, selameti özler
Salih bir yürekle, hayra kelam et