Yürüyorum! Derin düşünceler bizleri o kadar sarmış ki, dışımdaki
soğuğun eksi 12 derecelerde olduğunun bile farkında değilim!
Farkında olduğum bir şey var ki, içimin sıcaklığı her nefes alış
verişte buz taneciklerine dönüşüyor!
Yürüyorum! Akşam ezanı okunuyor… Uhrevi bir sıcaklık göğsümü açıyor…
Daha da hızlı adımlarla güneşin ufukta batışından sonraki izlere/ renk
dönüşümüne bakıyorum…
Önce kızılın bütün tonları, bir morartı ve sonrasında karanlığa meydan
okuyan gecenin kandilleri; ay ve yıldızlar… Bir ışık gibi yanıp sönen
kristalize olmuş süt beyazında kar örtüsü…
Öyle bir ruh haletindeyim ki, bir yanda adımlarınla Sarıkamış’a,
kendimi yürüyor hissettim!
Öyle bir aşk, öyle bir vecd ki, Sarıkamış’a giden ve dönmeyen şehadet
şerbetini içen yürekler…
1914-Sarıkamış’daki, ‘beyaz kefenler…’ bu milletin hafızasında o
kadar derinlere işlemiş ki,
Kur’an, “onlara ölü demeyiniz; onlar hak katında rızıklanırlar, sizler
bilemezsiniz!”
Öyle bir ruh haletindeyim ki, bir yanda adımlarınla 06 Şubat 2023
Kahramanmaraş Deprem Bölgesine, kendimi yürüyor hissettim!
Aman Allah’ım, Türkiye’m ‘asrın felaketini/ kıyametini…’ yaşamış!
Anadolu Coğrafyasına boşuna mı, ‘hüzün coğrafyası’ veya ‘ gözyaşı
coğrafyası’ demişler.
Deprem Bölgesinde birbiri ardı sıra mucizeler yaşanıyor… Depremin
üzerinden kritik olarak ifade edilen 72 saat sonrasında, göçük
altından sağ olarak çıkarılan/ çıkarılmakta olan depremseleler…
10 gün, 11 gün, 12 gün ve sonrasında, “Şubat Soğuğunda Yüce Allah’ın
sakladığı canlar…”
Kur’an buyuruyor, ‘sabırla birlikte hayata tutunun…’
Mir ’aç Kandili, ‘insanlık tarihinin en büyük mucizesi…’
Şubat Soğuğunda şehadet şerbetini içen on binlerce; ‘deprem
şehidimiz…’ vatan coğrafyamızda elbette ki, ‘varlık sebebimiz…’
Deprem sonrası, ‘insanımızın hamiyetli ve haysiyetli duruşu…’ Şubat
Soğuğunda; o soğuğa inat, yürekleri ısıtan, ‘Sahabe mizaçlı…’ Anadolu
insanı, ‘hayrın, hasenatın, fedakârlığın zirvesinde’
“Şubat Soğuğunda yürümek…” Dondurucu soğuğun kıyametinde bir daha
insanımızı düşünmek!
Düşünmenin ötesinde, ‘halleşmek’ Ölümün bir nefes kadar yakın olduğu
şuuruna/ veya hidayetine varmak. Bizler, Allah’a hamd olsun, ‘ebedi
hayata’ inanıyoruz.
Selâm, Selât ve Dualarımızla Allah’a emanet olunuz.
EBRAR SİTESİNİ KONUŞURKEN…
Ebrar kelimesinin sözlük anlamı, “hayır sahibi kişi, iyi, dindar ve
özü sözü bir” anlamlarına geliyor.
Kur’an da, “İntifâr Suresi!” kıyamet anından, haşirden bahsediyor.
“Gök, intifâr ettiği (yarıldığı) zaman!”
“Yıldızlar (dökülüp) saçıldığı zaman!”
“Denizler, (birbirine) açıldığı (ve yeryüzü düzlenerek hepsi bir deniz
olduğu) zaman!”
“Kabirler altüst edildiği (ölüler diriltilip çıkarıldığı) zaman!”
İntifâr Suresinin 13 ve 14 ayetinde şöyle buyrulur; “Şüphesiz ki
ebrâr, (güzel amel sahibi, içi dışı tertemiz hayırlı insanlar) ni’met
içinde (Naim Cennetinde)dirler!”
“Şüphesiz günahkârlar da, yakıcı ateş içinde (Cehennemde)dirler!”
Mutaffifin Suresi 22 ayette şöyle buyrulur; “Muhakkak ki ebrâr (içi
dışı bir olan salih kullar), elbette (cennette) ni’met içindedirler!”
Mutaffifin Suresi 18. Ayette şöyle buyrulur; “Hayır! Şüphe yok ki
ebrârın (özü sözü tertemiz hayırlı insanların amel) defteri, elbette
İlliyin’dedir.”
İlliyin, (O, içinde salih insanların amelleri) yazılmış (olan, pek
şerefli ve müjdeli) bir kitaptır.” (Mutaffifin Suresi 20)
Bütün Türkiye, “Ebrar Sitesini…” konuşuyor. Sitenin 12 blokundan 8’i
tamamen yıkılmış…
İnsanımıza, kız veya erkek evlatlarımıza güzel isimler verelim. O
isimlerle çağrıldığında, ‘ismi ile müsemma’ deriz. O isimler, inşallah
ruh dünyasını güzelleştirir.
Bir şey var ki, “iş yerlerimize isim verirken…” daha dikkatli olalım.
İnsanımızı aldatmaya gitmeyelim! Şu anda, ‘gönülleri kırık, gözyaşı
döken insanlar’ var.
Aman ha, ‘insanımızı aldatmadan kaçınalım’
Kahramanmaraş Depremi iyi sorgulanırsa bizlerin her vesile ile
kendimizi sorgulayacağımız imtihanımız! Hiçbir vebalden/ veya
günahtan/ on binlerin ‘ah’ından kaçamayız!
ELÂZIĞ’A MAŞALLAH DİYELİM!
İnancımız, “içinizde hayırla yarışan bir topluluk olsun!” buyuruyor.
Allah’a hamd olsun, yakından takip etmekteyim.
Elâzığ Şehrimiz erdemli tavrıyla Türkiye’de en ön saflarda yarışan
illerimiz arasında yerini aldı.
Elâzığ Şehrimiz, ismiyle müsemma; “depremzedelerin maddi ve manevi
azığı oldular!”
Kardeşlerinin vuslat şehri…
Anadolu’nun Alperen ruhlu, yürekli şehri selâm sana!
Bir düstur vardır, “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz…”
Gün gelir, bu coğrafya insanı, “kâh Ensar…” olur.
Gün gelir, bu coğrafya insanı, “kâh Muhacir…” olur.
O kadar köklü bir dayanışma şuuru oluşmuştur ki, Allah’a hamd ü senalar olsun.
Anadolu insanının asıl sağduyu çağrısı burada!
O çağrı, bu milletin ruhani dünyasında yükselen manevi iksiri yüksek
olan bir çağrıdır.
Asrın felaketi/ Asrın kıyameti ile yüzleşen bir ülke…
Ve o ülkenin insanındaki fıtrat…
Bin yıl bu milleti ayakta tutan fıtrat budur işte…
YETER Kİ BİR VE BERABER OLALIM
Elâzığ Şehri, 11.nci İl olarak, “Afet Bölgesi İçerisinde Yer Aldı!”
Burada şehrin, siyasi, sivil, basınımızla birlikte bütün kurum ve
kuruluşlarıyla bir bütün oluşunun tezahürüdür.
Prof. Dr. Bilal Çoban Beyefendi, her iki Basın Cemiyetimizle bir
araya gelerek, “Afet Bölgesi İçin 100 bin Konut Projesi Açıklıyor!”
Böyle bir samimiyeti, böyle bir içtenliği hiçbir zaman göz ardı
edemeyiz.
Bizim inancımız, “istişarede rahmet vardır!” buyuruyor. Birbirimizi
dinleyeceğiz. Birlikte, “ortak bir akıl ortaya koyacağız!”
Elâzığ Şehrimiz henüz, “Afet Bölgesi İçerisinde Yer Almadan Önce!”
yürekten gelen bir şiirimiz vardı. Onu tekrar sizlerle paylaşmak
isterim;
“Elâzığ gönlümüzün Aziz Şehri
Feryadına niye kulak asmazlar!
Derdini görüp dertliden saymazlar
Seni, “Afet bölgesine almazlar!”
Fırat dört bir yana ışık, ses verir
Merttir, yiğittir, mazluma güç verir
Elâzığ sağduyuyla çağrı verir
Çağrısına niye kulak asmazlar”
Şehrin çağrısı nihayetinde, ‘olumlu cevabını buldu’
İnşallah diyoruz, insanıyla erdemli şehir, Elâzığ’ımız; ‘sadece
kendisi için değil’ hemen yanı başında ki, ‘kardeş şehirlerle
işbirliği içerisinde’ yaraları sarmaya devam ederler.
Sözümüzün başında ne demiştik, “Yeter ki bir ve beraber olalım!”
Selam ve Muhabbetle