Şu alttaki haberi okuyunca, canım o kadar sıkıldı ki?
“Türkiye’de her 5 haneden biri sosyal yardım alıyor!”
İnancımız, ‘çalışmayı ısrarla emrediyor!’
İnsanlara rol model olan, şu fani âlemden gelip geçen her peygamber,
‘Çalışmaya, emeğe, göz nuruna önem vermişlerdir…’
Hz. Adem (as.)’dan Allah Resulüne (sav) gelip geçen peygamber
mesleklerini şöyle bir görelim;
Hz. Âdem; sofi, ekinci, Hz. Şit; Hallaç, Hz. İdris; yazıcı, terzi,
Hz. Nuh; neccar (marangoz), Hz. Hud; tüccar, Hz. Salih; deveci,
Hz. İbrahim; sütçü, Hz. İsmail; Avcı, Hz. İshak; çoban, Hz. Musa; çoban,
Hz. Harun; Vezir, Hz. Zülkif; ekmekçi, Hz. Uzeyr; Bağcı, Hz. İşmuil; tercüman,
Hz. İlyas; Dokumacı, Hz. Ermiya; Cerrah, Hz. Lokman; doktor,
Peygamberler, ‘medeniyetlerin de öncüleridir…’
İbrahim Suresi 4.ayette şöyle buyrulur;
“(Allah’ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi
yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini
saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet
sahibidir!”
Bizleri asıl üzen konu nedir?
“bin yıl İslâm’ın bayraktarlığını yapan bir milletin günümüzdeki durumudur!”
Haberi bir daha birlikte okuyalım; “Türkiye’de 2017 yılında 3,2 milyon
hane sosyal yardımlardan yararlanırken bu sayı 2023 yılında 4.99
milyon konuta dayandı. Bu verilere göre her 5 haneden/ veya evden/
veya aileden biri sosyal yardım alıyor!”
2019 yılından itibaren, Covid-19 salgınının, ‘insanları evlerine
mahkûm etmesi…’ Türkiye’de birçok dengeleri de alt-üst ediyordu…
Bizler bu bilgileri, “TUİK verilerinden alıyoruz!” Devletin resmi
kaynağı… O kaynaklar ne diyor?
“2023 yılında Türkiye'de hane sayısı 26,3 milyon… Bu mevcut hanelerin
yüzde 19’u, sosyal yardımlardan yararlanıyor! Ne diyelim, “Allah,
devlete zeval vermesin!”
İnşallah bizlerde, son yılların üzerimize bıraktığı, ‘ataleti atarız’
Konfüçyüs, “Bir kişiye iyilik yapmak istiyorsanız ona balık verme,
balık tutmayı öğret!”
Öğrenmenin, ‘yaşı, sınırı/ veya hududu yok’
Şu ibare ne kadar keskin bir kılıç gibi, “milletin azim ve iradesi
ancak milletin geleceğini kurtarır!”
Hz. MEVLANA’NIN ANADOLU’DA İLK GELDİĞİ YER NERESİ?
Hz. Mevlana’nın Konya’ya gelişinin, 796.nci yıldönümü Konya’da kutlanıyor.
Hz. Mevlana'nın doğum tarihi, 1207… Hz. Mevlana, Konya’ya
geldiklerinde, 21 yaşındalar…
Peki, Hz. Mevlana'nın Belh Şehrinden sonra, Anadolu'daki ilk durağı
neresi olmuştur?
Bilgilere ve Kaynaklara göre Elâzığ İlimizin Karakoçan İlçesinin
Okçular Nahiyesi olacaktır.
Mengücek Beyinin davetiyle, Hz. Mevlana, ilk derslerini aldığı mürşidi
olarak da bildiğimiz Babası “Sultan ’ül Ulema” Bahaeddin Veled ve
ailesi ile birlikte Anadolu’da ilk ikamet ettikleri yerlerdir…
Mengücek Beyliğinin Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'da Erzincan
merkez olmak üzere, Kemah, Divriği, Şebinkarahisar, Tunceli, Elâzığ
yöresinde kurulmuş bir beyliktir.
“Âlim, şair ve sanatkârları himaye eden Mengücekliler ilim, kültür ve
medeniyetin gelişmesine hizmet etmişlerdir”
Hz. Mevlana’nın Konya’ya gelişinin 796.ncı yıl dönümü bu yıl da büyük
bir coşkuyla kutlandı. Bu kutlama vesilesiyle her yıl 27 Nisan’da
Karaman’dan başlayıp 3 Mayıs’ta Konya’da sona erdirilen 7 günlük
Uluslararası Sevgi ve Barış Yürüyüşünün inşallah önümüzdeki yıl
içerisinde, “Şiirin Başkenti Elâzığ’da başlar, Türkçe’nin Başkenti
Karaman’da büyük bir coşkuya dönüşür, sevgi ve barışın taçlandığı
Konya’da sona erdirilir…” Bu teklifimizi, Hz. Mevlana’nın 22. Kuşaktan
torunu Esin Çelebi Bayru’ya da iletmek isterim…
Şu bilgileri de vermek isterim. Günümüzde “Okçular” Elâzığ İlimizin
Karakoçan İlçesine bağlı bir köyüdür. Köyün adı, “Okçular “ ismi
nereden gelmektedir?
“Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’ın okçularından Okçu Yusuf’tan gelmektedir…”
Hz. Mevlana’nın ilk mekân tuttuğu bu tarihi yurt; “Okçu Yusufların,
Çaka Beylerin, Hamza ve Bahadır Gazilerin bizlere bıraktıkları kadim
yurt…”
İŞİMİZ ZOR MU?
Türkiye coğrafya olarak son bir asır içerisinde büyük acılar yaşadı.
Büyük Erzincan Depreminden Kahramanmaraş Merkezli Depreme…
Bu coğrafyada, “depremle yaşamayı biliriz de…” hak olan bir gerçeği,
‘tedbiri niye düşünemeyiz!’
Binalar yıkılır, o binalarla birlikte nice canlar toprak olur!
İşimiz zor… Belki de Allah korusun, ‘gelecekte de zor olacak!’
Akılla, iradeyle, hak, hukuk ve adaletle, ihlasla, ilim ve marifetle,
‘zoru yenmeliyiz’
Yapılan açıklamalar, “Deprem bölgesinde 1240 şantiyede 110 bin kişi çalışıyor!”
Şehirler yeniden kuruluyor… Her binanın çimentosunda gözyaşı olduğunu biliriz!
Deprem Bölgesinde, “4 bin 333 köyümüzde evler inşa ediliyor…”
Anadolu Coğrafyası her bakımdan, ‘zor ve çetin bir coğrafya…’
Acılar o kadar yüreğimize işlemiş ki, ‘kelimeler aciz kalıyor!’
Deprem, ‘küçük kıyamet’ yordu bizi
Toprak, vatansın! İmandan bir cüzsün
Zihin bulanıklığı yordu bizi
Makber mi, bittiği yerdi sözün!
Deprem, kâbusa uyanan geceler
Korku nöbeti geçiren heceler
Kıyama kalk ey gönül; sabır iste;
Bir çığ gibi koptu bizden niceler
Allahuekber…