Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Uluslararası Hazar Şiir Akşamları üzerine sohbet

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

29.ncu Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarını 18-19 Eylül 2026 Tarihinde
Elâzığ İl Merkezi ve Sivrice İlçemiz Hazar Gölü Kıyısında idrak
edeceğiz. Yurt İçinden ve Yurt Dışından gelen şair, yazar, sanatkâr,
ses ve söz ustalarına, “Şiirimizin Başkenti Elâzığ Şehrimize…” hoş
geldiniz, sefalar getirdiniz. Elâzığ İlimizden bu tarihi programa
iştirak edecek genç şairlerimize de başarılar dilerim. Özellikle de,
‘dünden bugünlere Uluslararası Hazar Şiir Akşamları ile birlikte
yıllar boyu idrak ettiğimiz Türk Dünyası Hizmet Ödülleri…” gibi bu
tarihi organizasyona emeği geçen bütün aktörlere şükran ve minnet
duygularımızı da kalbi ve hasbi olarak belirtmek isterim.
Geçmişte, Harput ile ilgili özellikle de divan tarzında şiirlere
bakıyorum. “Harputlu Rahmi, Hacı Hayri Bey, Müderris Kemaleddin
Efendi, Mustafa Sabri Efendi, Müftü Faik Efendi…” şiirin, sanatın
ustaları bizlere Harput’un bir asır öncesinden şiir diliyle selâm
ederler.
‘Destanların Efendisi’ olarak anılan, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu,
Harput’u ve yöreyi en iyi anlatan kalemdir, diyebilirim.
“Şiir; dikenlikte laleye benzer
Ne fıkraya ne makaleye benzer.
Şair; vatan içre kaleye benzer
AT uşaklığında görmez kârını
Korur milletinin itibarını.”
Bu güzel insanımız şiire, “Besmeleyle” başlar
“Şol gökleri kaldıranın
Donatarak dolduranın
“Ol” deyince olduranın
Doksan dokuz adı ile”
Şiire, Sanata, Edebiyata, gönül kelamına Hazar’da bir daha ‘merhaba’ diyoruz.
Rahmet Mekân, “Türkiye’m” şiirinin yazarı Dilaver Cebeci’yi bizler
Hazar Şiir Akşamlarında ağırlamıştık. Kendileri de “Harput’ta Birgün”
şiiriyle bizlere ikramda bulundular;
“Müstezatlar, Hoyratlar sızlatırken geceyi
Geldi Harput ahengi kuşattı Sivrice’yi
Bu ahenk göç eyleyen bir kuşun ahengidir
Hasretten gönül dağlı Gakkoş’un ahengidir
Gakkoş coşkun bir aşık, yani sevgiden serhoş
Nezaketle asalet birleşip olmuş Gakkoş!”
Bu güzel tarifi, M. Ali Eşmeli Beyefendi de Uluslararası Hazar Şiir
Akşamlarında, “Elâzığ” isimli şiiriyle derin bir nezaket örneği
gösterirler;
“Bizde ey memleketim, göz ile kaşmış Elâzığ
Ulu mihrap gibi ön safları aşmış Elâzığ
Kilometreyle sınırlansa da toprak hacmi
Ülkeden ülkeye derya gibi taşmış Elâzığ
Hazar’ından, nazarından, pazarından, aşk al
İl budur; derd-i cehaletle savaşmış Elâzığ
Kültürün dopdolu başkenti desem, çok görme
İlm ü irfansa beden, can ile başmış Elâzığ…
Doğudan yükseliyor gitgide Harput güneşi
Sıyrılıp her geceden fecre ulaşmış Elâzığ
Şiirin tâcına konmuş bu Hûma talihli,
Yedi kat gökte feleklerle dolaşmış Elâzığ…
İşte SEYRİ, yüce Türk ufkumuzun gayesi bu,
Aya kan kardeşi, yıldızla adaşmış Elâzığ…”
Sayın Eşmeli, Elâzığ Şehrimiz için, “Kültürün dopdolu başkenti desem,
çok görme…” diyorlar.
Cengiz Aytmatov Elâzığ Şehri için ne diyorlardı, “Türk dünyasının manevi azığı…”
Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Hoca’da, Elâzığ Şehri için, “Şiirimizin
Başkenti!” diyorlar.
Gerçekten, bu şehri üzerinde artık bizler, titreriz.
Aman ha, “bu şehirde vakıf insan zihniyetini kaybetmeyelim…”  O kadar
duyarlı bir yaklaşım ki, “Uluslararası Hazar Şiir Akşamları
1992’lerden hiç arıza vermeden 2026 yılına kadar, bu şehrin gönül
dünyasında berrak bir nehir gibi çağlayarak akmıştır.

Yıllar önce Elazığlı divan şairi ve göz hekimi Dr. Nevzat İspir,
Bursa’da görev yaptığı dönemde Uluslararası Hazar Şiir Akşamları için
aruz ölçüsüyle öyle nezih bir şiir kaleme alırlar ki,
“Nadide misafirleri geldikçe dışlardan
Bir tatlı şiir rüzgârı esmekte Hazar’dan…
Sanat akıyor şimdi bu mecliste her bir
Şair ve müzisyen mütefekkir ve yazardan
Kültür ve İlim çok daha rağbet bu yerde
Cennet gibi sahildeki efsunlu bahardan
Ev sahibi olmak ne saadet bu şölende
Allah korusun cümleyi her türlü nazardan!”
Rahmet mekân Dr. Nevzat İspir’in bu nezih şiirinin son mısrasına
birlikte, “âmin” diyelim.
1933-1952 yılları arasında Elâzığ’da yaşayan Şair ve Mütefekkir, Elmas
Yıldırım, Hazar’ın (Gölcük) kıyısından Büyük Hazar’a seslenir;
“Selâm desem, rüzgâr alıp götürse,
Ağrı Dağı’ndan Alagöz’e geçirse,
Gür sesimi gök Hazar’a yetirse,
Hazar coşup zincirini kırsa oy…”
Hazar zincirlerini kıracaktı. 2007 yılında, “Elmas Yıldırım’ın
doğumunun 100. Yılında kutlamaları vesilesiyle 2007 yılında Küçük
Hazar’dan Büyük Hazar’a su götürecektik…”
Harput için bizler, “Türk Dünyasını Buluşturan Vuslat Şehri!” diyoruz.
Hazar’ın kıyısında kürsüye çıkan Tebrizli Şair Nesir Payguzar, bizlere
Harput’u anlatacaklardı. Öyle bir anlatış ki, yıllar geçmesine rağmen
onun sözleri kulaklarımızda çınlamaktadır;
“Harput, Asya’nın gül bahçesidir
Bu kadar güzellik onun besidir
Harput ocağıdır güzelliklerin
Havası, kışta da yaz nefesidir
Konuşmaklarında saz havası var
Kucağında Hazar Baba Gölü var
Harput daralanmış nar tanesidir
Mısralar dizini simgesi olan
Nesir’in Harput’a alakasıdır”
Bizler Harput için, “İstanbul Beyefendisi” “Âlimler, fazıllar, ulamalar”
“9 asırlık tarihi tefekkür” “Tarihi kendi bağrında buluşturan şehir”
“Sanatımızın ve Musikimizin Beşiği!”
“Ak yüzlü, bilge sözlü, kartal bakışlı, civan duruşlu, özlü kişilerin yurdu…”
Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının misafirleri arasında, Dr. Ali
Akbaş’ı da ağırladık;
“Harput’ta eski yurttayım
Mâverâyla huduttayım
Gâh yerde, gâh buluttayım
Düştüm bir garip duyguya
Karıştı gerçekle rüya…
Şehir göçmüş gölü kalmış
Saray yanmış külü kalmış
Bir tarih örtülü kalmış
Harput bir Selçuklu beldesi
Rahat uyusun cümlesi…”
Tarihin efsanevi şehri Harput’a çıkıp da hüzünlenmeyen var mı?
Şairimiz ne diyorlar; “Kar mı yağmış şu Harput’un başına/ Kurban olam
toprağına taşına!”
Harput’a çıktığınızda bir yanda manevi bir huzur bütün vücudunuzu
sararken beri tarafta, efsanevi şehrin düştüğü zeval vaktine
üzülüyorsunuz?
Rahmetli Bahaeddin Karakoç Elâzığ Şehri için öyle gazeller yazarlar
ki, ‘maşallah’ dersiniz

ELAZIĞ’A GAZEL /1
Bodur söğüt boyunda tepesi var, dağ’ı var;
Sanki enginlerinde pusu kurmuş yağı var…

Eğer başın dönmezse Harput’tan engine bak;
Işıktan hâsıl olmuş bahçesi var, bağı var.

Dut pekmezi tadında ezgiler döktürürken,
Yürüdüğün caddenin hem solu hem sağı var.

İpini kıran kele kaçsın kaçtığı yere,
İzi çabuk bulunur, sağrısında dağı var.

Hazar gölü sevdalı, ondandır ki dalgalı;
Güzellik sürgit değil, onun da bir çağı var.

Elazığ’ın içinde dölek yürü, sağlam bas;
Demesinler aklında saklısı, kaçağı var.

MANAS kültür ocağı has dostların mekânı,
Orada muhabbetin balı var, kaymağı var.

KARAKOÇ bu toprağın insanlarına hayran,
Çıralı gözlerinde bengisu membaı var…”

17-19 Aralık 1993 tarihlerinde düzenlenen 2. Fırat Şiir Akşamları
(Hazar Şiir Akşamları) Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ve Cenani Dökmeci
anılarına yapılıyordu. Cenani Dökmeci bizleri, şiirinde bizleri “eski
Harput’a” götürür ve büyük bir özlemin sızısı bir yangına benzer;
“Kapılar kilitli, çarşılar bomboş
Ne yazımız yazdır ne kışımız kış
Horonu halayı unuttuk gardaş
Oynayan kalmadı çalan galmadı”
O hasreti, Esat Kabaklı sazın tellerine dokunarak dillendirirler;
“Yâd ellerde melül mahsun gezerken
Gökyüzünde bulutları süzerken
Gara guşlar hayalimi bezerken
Gönlüm düştü memleketin ağına
Hasret kaldım bizim gölün bağına…”
Bütün bu ismini andıklarımız, “Harput’un Şehriyârları…”
Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, Türk Dünyasının kalbi hislerinin
şiire, mısralara döküldüğü yerler/ veya özlemini çektiğimiz gönül
mekanlarıdır. Hazar Şiir Akşamları, Türk Dünyasının Şölenidir,
Toyudur, Kurultayıdır, Hamiyetli yüreklerin buluştuğu Hasret Ocağıdır…

Yazarın Diğer Yazıları