Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şiirle muhabbet

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

AĞIN, EĞİN...

Ağın,  Eğin, Arapgir, Çemişgezek...
Gönül limanları, birlikte gezek!
Keban'ı unutmam,  yârdır bizlere
Dost limanlarını, birlikte bezek

BULUTLARIN ZİKRİNDE

Bulutların zikrinde, yıldırımlar
Kalbimizin ritminde kaldırımlar
Gören gözlerin ötesinde mağrip,
Kızıl renge boyanmış karanfiller
Görkemli tarihim, ey siluetim;
İçimde sönmeyen yangın, hasretim!

BU DÜNYADA...

Bu dünyada torpilin var, ne âlâ
Ecel seni birgün yakalar, pekâlâ
Adalete giden yollar, ne âlâ
Hesap-mizan günü gelir, pek âlâ

ÇOCUKLAR

Çocuklar kadar şen olmalısın
Bakışların, neşen hayata dokunur
Canlara esenlikler dilemelisin!
Tebessüm, kalplere esenlik verir
"Mutlu ol, genç kal; hayattan zevk al!"
Sözün, bal gibi tatlı,  zarif, içten

ÇOCUK BİZDE

Çocuk bizde, "küçük adam"
Adım adım büyür sedam
Üç nesildeki edam
Çocuk yürür, zaman yürür
Anne-Babadır, rol model
Özümdeki ideal
Okurum cüz cüz meal,
Çocuk yürür, şefkat yürür

DAĞLARDAN

Dağlardan, vadilerden geçiyorum
Yeşili içim içim içiyorum
Mest oluyor, huzura koşuyorum
Ufuklar, dağlar ötesi düşlerim
Bu sabah düşlerime uyanıyor
Gök mavisi sulha kucak açıyorum

DERTLİYİM

Dertliyim, derdime derman ararım
Yâr duasını göğsüme sararım
Yarab, fani âlemde ferahlık ver
Kâh vâhla, kâh âhla ömür sürerim

DOLANDIR

Dolandır, dolandır, masum dolandır!
Telefonda köstebek, haramice;
Pusudadır her dem, ağını atar,
Yüksek perdeden konuşur dost gibi
Dilin kemiği yok, yalanla dolandır,
Önce aklı, zihinleri bulandır
Oltaya düşenler...

DOKUN

Dokun, zalimin sinir uçlarına
Dokun, mazlumun gönül uçlarına
Okun kimine yâr, kimine korku
Şefkat nazarı girsin düşlerine

DOST YÜZÜ

Dost yüzü kalplere ferahlık verir
Lütufkâr edâsı, gümrahlık verir
"Kişi, dostunun yolu üzerinde"
Derviş sedasında fersahlık verir

DÜŞMESIN

İşine, aşına, eşine yâr ol
Vuslat şarkısı dilinden düşmesin
Yüreğinde ısıt, âleme bahar ol
Soğuk rüzgârlar dalına düşmesin
İlim, hikmet, marifette nehir ol
Gönül yatağı seraba düşmesin
Mutluluk veren ağaç, bahtiyar ol
Vatan toprağı haraba düşmesin

ELLERİM DUADA

Hayallerim için ellerim dua da
Ümitlerim kök salsın geleceğe
Ülkülerim bir gün ersin murada
Dillerde şölen var, kutlu heceye...

EZANLAR OKUNUR

Ezanlar okunur, günün beş vakti
Semalarda yükselir, tekbir aşkı...
O aşkla sabırla örülür atkı
Üzerimizde boyun bağı gibi....,

GÖNÜLDEN GÖNÜLE

Gönülden gönüle yol gider
Gönüller dervişinin nazarında!
Kalbini yokla, ervaha yol gider
Manevi iksirin pazarında,
Hayata, suhuletle yol gider

İşgal acıları, Şubat soğuğu kadar acı
Hurriyet şarkıları, Nisan rüzgârları kadar utacı

İNSANA SAYGI

İnsana,  saygı; hürmetle bakarım
"Yaratılanların en şereflisi!"
Bu dünya, "emanet yeri" bizlere
Emanete, "göz nuruyla" bakarım
Her âdeme, "hüsnü zan" beslerim!
Aman ha, 'kirlenmesin seslerim'

İYİLERLE

İyilerle kötüler aynı gemide
Ey asil yüzler, kıyamda hergün
Şefkatin, merhametin bayrağına;
Sarılır gönlüm, dünya gemisinde...
Her gün doğumu, seferdir bizlere
Seher yelleri dualarla eser...
Âmin diyen diller, neferdir bize
Elif diyen güller, haberdir biz

KADER...

Kader, alnımıza çizilmiş yazı
Ne baharlar geçti, nice kışlar
Kulun mahcup bir edayla niyazı,
Sanki düze döner bütün yokuşlar

KÖTÜLER

Kötüler, yakar, yıkar keser bırakır
İyiler ihya eder, eser bırakır
Aradaki fark, gece-gündüz gibi
Kötü fesat, mazlum feryat bırakır

MEKİK DOKURUM

Mekik dokurum ben
Hakk tesbih elimde...
Dakiktir işlerim hep
Çekik gözlere vurgun
Sürgün yerim gurbet!
Dargınım, yalan söze
Vakit, nakit derim

MUŞ İLİMİZDE

Muş ilimizde, vatan kokusu,
Otuz Nisan'da, hürriyet lalesi,
Coşkusuyla baharı yaşamak!
Efsunkâr bir hava verir, Kalesi,
Kıyamda durdum, Muş Ulu Cami de...
Sütunlar sanki bize eşlik eder
Zamanı tesbih tesbih çektiğim gün

OTUZ NİSAN

Otuz Nisan, Muş'un düşmandan halas günü
Budur, gözyaşıyla gelen düğünü
Dünü unutmadı, kaderine koydu!
Otuz Nisan, kederden arındı bugün
Ey şefkatli, merhametli tarihim,
Hürriyeti yudum yudum içtiğim,
Suyuyla, havasıyla kandığım gündeyim

SAATİ, KALBİN RİTMİNE

Saati, kalbin ritmine göre kur
Zaman tesbih eder, ihlası okur
İlmik ilmik hayatını dokur
Meçhul değil, hakikattir yolumuz
Kâh inişli, kâh çıkışlı yolumuz

SABIR

Sabır, vesvesenin önünde duvar
Gafletin şerrini el âlem duyar
Yolunu bilmeyen duçar kalır,
Erdemli insanlar sükûtu sever

SOYKIRIM İFTİRASI

Revan olduk, tarihin o şehrine!
Kara bulutlar kaplamış üstünü
Tanık olduk, asrın büyük zehrine
Malum zehri kusan yalan büstünü
Soykırım; fitne, fesat iftirası
İkiyüzlü batının ihtirası
Zalimin eksik olmaz müfterisi
Arif anlar, zehir kusan kastını

ÂLİMİN SUSTUĞU YERDE

Âlimin, arifin sustuğu yerde
Gönül türküleri çalınmaz olur
Haram tohumun düştüğü yerde
Hayırla ihsan alınmaz olur
Çorak rüzgârların estiği yerde
İrfan sahipleri bilinmez olur

ŞEFKATİN SICAKLIĞI

İkindi ile akşam arasında,
Serin rüzgârların akışında,
Güneş ışıklarının son raksında,
Karanlığın soğuk yürüyüşünde,
Şefkatin sıcaklığında hilal...

ŞU DÜNYAYA

Şu dünyaya ne kadar sevdalısın?
Bu yolların kâh moru, kâh alısın
Hayatın, ne kadar meyve veren dalısın?
Dallar, çiçekler, meyveler; renk ve renk,
Fani âlemin en güzide esrarı...

TEFEKKÜR ET

Derin derin tefekkür et!
Serin serin tezekkür et!
Narin narin teşekkür et!
Niyet, nimet, ikram, şükran;
Her birini ruhunda akkor et

UYKUYA HASRETİM

Uykuya hasretim yok benim!
Gözyaşı, içimdeki ebemkuşağı
Korkarım, kederli bulutlardan!
Dualar, içimdeki rahmet kuşağı

Yazarın Diğer Yazıları