Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şiirle Anlatalım

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

CAHİL

Cahil, cahilce fikir beyan eder
Yüz yılın cinnetinde yüzer hala
Kur’an, düşünmeye davet eder
İhlassız, marifetsiz gezer hala
Uyan, gelecek Türk’e nazar eder
Garibim sağa sola tozar hala

SADIK KEMAL TURAL HOCA’YA

“Şiir olmasa dünya çöl olurdu”
Hikmet yıkamasa gök kül olurdu
Şiir aşktan doğar, ruhu yükseltir
Aşktan uzaklaşsa arz zül olurdu

KÖYLÜ

Katır sırtında yük taşıyan köylü
Patika yollarda ter döken köylü
Bilirim hancı, konukların kimler
Saman Pazarında, nöbette köylü
Özledim, sizlerde masum bakışı
Yürekli yüzlerde buğday nakışı
Güneşi çatlatır, terin sıcağı
Haz verir gönlün niyete akışı

DOKUNMAK

Dokunsan insana dert küpü çıkar
Okumak marifet, derdi okumak!
Kelâmın marifeti arşa çıkar
Uğruna verdiğin değer solumak
Nizam davası uğrunda bir ömür
Mazluma bir dokunsan bin ah çıkar
Ahlarla vicdanın dolu dolu olmak
Kâlem yazar, kelâm mihraba çıkar

NİCE TOPRAKLAR

Her insanın hayatı farklı roman
Yazılmamış nice kıssalar gördüm!
Gönüller içinde yol yordam sorman
Çorak, kıraç nice topraklar gördüm!

HAYALLERİM VAR

Hayallerim gün yüzüne çıkmamış
Sırlarını henüz diline dökmemiş
İçimdeki dünya kabına sığmaz
Ey gönül, şafak henüz sökmemiş

ÇOCUK

Düşer annesi çocuğunun peşinde
Çocukla çocuk olunurmuş meğer
Annenin derdi, çocuğun aşında
Çocukla hergün dünya doğar meğer
İhtiyarla çocuk birbirine dost
Her haneye değer katarmış meğer

YEİS YOK

Yeis yok hanemizde, dilimizde
Yesevi’den aldık hikmet dersini
Efkâr dağılır bizim şiirimizde
İlham kaynağıdır besler harsını

LÂLE GÜL VE HİLÂL

Lâle, gül, hilâl ismi celil okur
Nakşeder manasıyla delil dokur
Lâle, gül, hilâl uhrevi bir dekor
Aşkın, sevginin, birliğin nakışı

ÇİLEYE YÜRÜR

Fuzuli, fazladan, gereksiz söz gibi
Dokunur nefsine frengi gibi
‘Fazıl insan’ olmaya çile ister
Çile yürür sanki ‘gam kervanı’ gibi

BİR ÖMRÜ

Bir ömrü sade dörtlüğe sığdırsam
Bahar tadında serin rüzgârlara
Sırılsıklam hüzzam şarkı yağdırsam
Hülyalarım düşmesin ağyarlara

DÜNYA HALİ

Aynı yollarda yürür, kimi mazlum
Kimi mağrur, kimi edalı gafil
İnsanda, ‘arz gibidir’ mahir gözlüm
Bakarsın hayata, ‘garip ve sefil’
Dünyaya yürekten bağlı sözlüm der,
Dünya bize gelip geçici mahfil

MAVİ DE…

Mavi de gözler dalar sonsuzluğa
Mavi de âlem doyar susuzluğa
Bir hüzzam şarkıdır, mavi gözlerde
Dinlenir, sessiz esen serinliğe

Devedeki inadın, 
Önünde yürür eşek! . 
Taşır akıl yükünü; 
Akıldan pay almaz eşek!

Yiğide, ne top dayanır ne gülle! . 
Namerde aman vermez, yıkılmaz... 
Yıkılır, dostun attığı bir gülle! 

Haksızlığa hak ister 
Sızlayan vicdan hak ister 
Işığıyla titrer mum, 
Aydınlıktan hak ister! 

Okul olur, 
Millete ocak, okul olur 
Tüter bacası nefesinden; 
İlme’l yakin O/ kul olur! 

Kimin fermanı, Islahat! 
Yüz elli yıllık maslahat 
Yakarışımız Huda’dan, 
Bizi hayırla ıslah / et! 

Oku, 
“İkrâ” ilk emir oku 
Kelimeler ışıl ışıl; 
İlmin sadakta ki oku

Cehaletin taassup kokan 
Evladını gömdüğü o / kuma 
Pusatlanır kelimeler 
Kalbe huzur verir okuma! 
 

Yazarın Diğer Yazıları