BU DİYARIN
Yazı kışa döndü, Aşı taş kesildi
Bu diyarın
Nazı siteme döndü, Havası kurşun kesildi,
Bu diyarın
Hevesi düşe döndü, Zora nefesi kesildi,
Bu diyarın
Yüzü yasa döndü, Yeryüzü tufan kesildi,
Bu diyarın
ŞAİR, ÖZÜMDEN BAL ALIR
Göz göz petek altı köşeli,
Arı binbir çiçekten bal alır!
On bir hece, altı duraklı
Şair, özümden bal alır
YUNAN’A
Yetmiş yılın hicreti, hasret odunu yaktı
Ufuklar yıldız yıldız kesret yüküyle aktı
Adalar kin göleti, insaf tanımaz halde
Sabır kirişinde yay nusret okunu taktı
DOĞACAKTIR ELBET
Bir zaman inkılabı ruhumu devamlı besler
Sırra mazhar tefekkür, zaman tünelinde sesler
Nurlu günlere rağbet, doğacaktır elbet birgün
Dağlar dahi yol verir, kenetlenirse nefesler
DİL OLUR
Gönle metanet, şuura sükûnet dil olur
Canda ikamet, dokuda letafet dil olur
Dosta selâm, meclise selâm, bedene ilam;
Halde tesbihat, sohbete nezahet dil olur
BUDANMAK İSTERİM
Budanmak, kesilip yontulmak isterim
Tutunacak bir dal, budak olmak isterim
Gölgesiz, meyvesiz bir ağaç neye yarar;
Güneşe siper, âleme miğfer olmak isterim.
BİÇARE
“Yangın…” diye bağıran biçare
Almadın ki zamanında çare
Afet gelip bacayı sarınca;
Aklın başına gelmiş ne çare
ANLAT BANA
Anlat bana ecdadını bir defa olsun
“Ben kimim!” sorusu hayatınla bir olsun
Unutma, unutulmak ölümden de beter;
Ki, seni yaşatacak ‘yüce ülkün’ olsun
GEMİSİNİ YÜRÜTEN
Bir tekerleme, “gemisini yürüten kaptan”
Kılıf biçmişler, hilesine kadife kaftan
Soysuza çanak tutmuşlar, şu garip mekânda;
Yollar ayrılmış, istikbali tutacak saftan! .
HASET TOHUMU
Dünyanın gelip geçici zevkini
Yar edinerek sarılmamak lazım
Haset tohumu, öfke ile kini
Toprağa saçıp kırılmamak lazım!
ORTA YOLUN DIŞINDA
Zamanı iplik yaptım, fikri kat kat ördüm
Düşüncede her düğümü, kaskatı gördüm
Tefrik ile ifrat arasında, Ey akıl!
Orta yolun dışında, her adım kördüğüm…
DUA
Yarab! Rahmetinle yargıla deriz
Yaramıza merhem ol sargıla deriz
“Senden geldik, sana dönücüleriz”
Garipler safında sorgula deriz.
ANNEMİN GÖZYAŞLARI
Annemin gözyaşları yanaklarımda pınar
Sana, ‘bir of’ demeyi Cenâb-ı Allah kınar
Geceler hep hasrettir, uykuya kollarında;
‘Çocuktur gözlerinde’ sevgiyle hasret diner
ÇOCUK
Çocuk, hayat seninle nasıl geçecek!
Ot rüzgâra esir, estiği yönde eğilir
Sende şuur, fırtına, seninle esecek;
Çocuk yangına vesile, kıvılcım sevilir
24 KASIM
Akif’in nazarında öyle bir nesil ki, Asım…
Düşürmeyecek asla kendi kültürüne hasım
Medeniyet irfandır, şol kaynağında marifet
Ahlak ve şeciyeye rağbet her yirmi dört Kasım!
CUMA GÜNÜNE
Davamızdır, “yeryüzü mescit” olsun
İnsanlar, hür, adil, güven içinde
Başı dik, alnı açık mesut olsun
Saf dursunlar, ‘sıra dağlar içinde’
Manevi zenginliği, İHLAS OLSUN
ÖĞRETMENE
Her insanın başında bir Öğretmen
İster Fatih, ister Mustafa Kemal!
Her yüreğin harcında, bir Öğretmen
O ne kutlu, ne mübarek bir hamal;
Taşır sırtında, ‘insan varlığını…’
Hamallık ki, ‘vefalı dostu’ Öğretmen
Erdemli bir nesil, en büyük emel!
ÖĞRETMEN
Öğretmen âlimdir ve dahi arif
Mecalim yetmez, öğretmeni tarif
İnsana muallim, büyük hidayet!
Yol kutsal, emek kutsal, hikâye et!
İlmi ile hikmeti ile zarif;
İhlas Yolunu Rabbim, himaye et
DEPREM
Zilzal, ‘ne oluyor’ ürperişinde?
İnsan, kalplerin küt küt atışında!
İdrakim kaynar, derinden derine
Kızıl ufuklarda, gün batışında…