KERBELA
On Ekim altı yüz seksen tarihi
Zifiri karanlığın çöktüğü gün
Dünyanın bozulan, ‘eksen tarihi’
Muhammed’i kanını, ‘döktüğü’ gün
Kırık kalplerle hep ansan tarihi
Güneşi menzilinden söktüğü gün
Asrın insafına çeksen tarihi
Şehadetin göğsüme aktığı gün
İSTANBUL’UN KURTULUŞU
Altı Ekim 1923 İstanbul’un kurtuluşu
Dört yıl, on ay yirmi üç gün…
Hasretinle gözyaşı döktü millet
Peygamber muştusundan uzak kalmak
İşgal acısı kadar yaşanan zillet!
Geldikleri gibi de gidecekler”
Misak-ı Milli ruhuna bağlı kalmak,
Türk budur toprağıyla vatan olmak!
DUA
Dua, ruhumuzdan esen rüzgârlar!
Manevi iksirinde rahmet akar
Dua niyazında titrer dudaklar!
Dil, kalbe dokunur; gözyaşı döker
Dua, kirden günahlardan arınmak,
Tevbe yoluna kul ihlasla bakar
GÖRMEZ MİSİN?
Tarihin ışığında, sırları çözdüm
Ey merhametsiz insan, görmez misin?
Türkistan diye bir deryayı gezdim!
Derya da bir damlayı görmez misin?
MAZİM
Maziye dokunsan ağlayacak!
İnkâr eden, top atan, güller atan
Mazim, ayağa kalk ihtişamıyla
Konuş, yaramı bağlayacak dille!
Yüzüstü bırakma; kederi, gamıyla
Asra yürünmeli şanlı maziyle
CEHENNEM TERİ
Savrulur dünyanın dört bir yanından,
Cihanı ateşe atacak tehditler
Kabil’den miras kaldı; ölüm, kâbus…
Medeni dünya inkâr batağında
Cehennem teri döker şakağında!
Nemrut, Firavun, Ebu Cehil asrı mı?
Savrulur dünyanın dört bir yanından,
Mel’un ruhlu, habis ruhlu tehditler
SERDEN GEÇTİLER
Cahille, düz ova yokuş gibidir!
Âlimle yokuşlar, meydan gibidir!
Serden geçtiler, kalbe dokundular
Bir ömrü bezemiş nakış gibidir
MERHEM OL!
Sabır, çilekeş dünyama merhem ol!
Acı dolu, sitem dolu yollarda
Işık ol göğsümüze, derman ol,
Kor ateşin bıraktığı küllerde
MANAS
Manas, dost meclisi, irfan ocağı
Dost, dostun velisi, gönüldür bağı!
İlim, hikmet; Kürsübaşı Sohbeti!
Elazığ, “Türk Dünyasının Azığı!”
Elazığ, “Türk Dünyasının Otağı!”
BİZ BU ŞEHRE
Biz bu şehre, yürekten sevdalıyız
Bir taşına bile zeval gelmesin!
Sevgisiz yüreklerle kavgalıyız!
İstemem, zalimin yüzü gülmesin!
NİYET ET
Sen niyet et, talep et!
Hak yolunda talim et
“Niyet, akıbet hayrola!”
Yüreğini, âlim et!
SORARLAR
Sorarlar, yükünde ne var Ey Yolcu!
Her zaman çul ve çaput mu taşırsın!
Fenadan Beka’ya her insan yolcu
Bil ki, ahiri yükünde taşırsın!
CUMA
Günlerin efendisi, selâm size
En güzel söz, en güzel kelâm size
Minberden mihraba akıyor rahmet
Rahmeti eda eden kâlem size
Selâm selât getiren âlem size
Bugün Cuma, gönüllerin Sultanı
Allah Resul’ünün Dünya’ya teşrifi…
Güzel ahlakıyla bezendik yine
İnsanın, “ahsen-i takvim” tarifi
Hak çağrısı insana, “kendini bil!”
Kur’an ahlakı, “emr-i bil marufu”
Aklına ışık, takva elbisesi…
DOST
Dost, dosta selâm eder, rahmet diler
Omuz verir, deryada dalga olur
Şefkatiyle yanar, gözyaşı siler
Dost, dostun vicdanında bilge olur
BİR AKIL
Bir akıl, bir yürekle dağlar aşılır
Bir büyük sevdayla çağlar açılır
Fetihlerle kapı açar bilgeler!
Dağdan, vadiden, bağlardan geçilir
Tespihte, secdede nice gölgeler!
GAZETECİ
Gazeteci, kâlem, kelâm, sohbet ehli!
Aydın hareketinin odağında!
Zihni, fikri, edebi yolculuk
Eleştirel düşüncenin çarmıhında!
Titreyen vicdanlara ses olur
Ekin tarlasının başındadır
Canhıraş bir yürekler tohumu atar
İbret tohumudur, ders tohumudur!
Gazeteci, asrın vakanüvisi
Taliminde gün be gün haberinin
Haber, yüreğimin albenisi
Ses getirir, haberin debisi!
Hafızalara kazınır boyası!
Haber hamalıdır, gazeteci…
Kamu ile sivil arasında köprü;
Tarih o köprülerde yazılır.
KOŞ KOŞ KÜHEYLAN
Koş koş zamana yetiş küheylan
Medet de, ruhun senden imdat bekler
Misk kokulu feryat, edası ceylan
Hak yolunda sadıkane yar bekler