Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şiir Sohbeti

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

FIRAT ÜNİVERSİTESİ

Fırat’tır, ilmin köklü yuvası
Bilgelerden gelir, şehrin havası
Harput, Belek’tir.  Belek, fütuhattır
Dört bir yanıyla; TÜRK-İSLÂM boyası
Ulu bir Kale, Türk’ün vuslat Şehri
Elâzığ can içredir, canlara yaren

YOLCUYUZ
Yolculuğun baharı, yazı bitmiş!
Güz mevsimi, hazan düşer toprağa
Yaprak, ak düşen saçlara benzer
Alnımız secde de, toprağa yakın!
Bizlerde yolcuyuz, ‘Baki Âleme’
Bedri, kutlu bir sefere benzer!

GARİP
Gülüm derim, ‘sende mi solacaktın!’
Bahardan kışa; kıştan bahara, ‘garip’
Bülbül, derdim sende mi bulacaktım!
Gül aşkına hep inledin, ne garip…
Ölüm, vuslat… Garibe, Şeb-i Aruz…

KEKİMELER
Kelimeler, her biri anlam yüklü!
Kâinat, bir mana okyanusu…
Geziniriz, ‘tefekkür gemisinde’
Deryalar, düşlerime çarpan dalgalar
Dalgalar, nefes nefese üzerimde!
Bilirim, ‘insan kâinatın özü’

ELAZIĞ ŞEHRİ
Düşünürüm, geçmişin Elazığ’ı
Yüreği Ahi Evran, dili Yunus
İlim, irfan meclisinde azığı
Dört yanına ışık saçan fanus!
Nerede kaldı, ak saçlı bilgeler?
Ruhumu ısıtan serin gölgeler
Destanlar burcunda, efsane Şehir

ŞİKÂYET
Şikâyet ederiz, her ne olursa?
İşimiz, ahvalimiz yerinde olsa da!
“Karınca kararınca yol alalım!”
Hayattan izzet, lezzet, tat alalım
Yeryüzünü ‘cennet gölgesi’ görmek!
Temennisi hayra, ihsana yormak

TAŞ ATANA
Bizlere taş atanlara, ‘gül atarız’
Safi gönül ile akıl satarız!
Dolanır, ‘ay dolanır’ menzilinde;
Hilâl aşkına sevdamızı katarız!

DOST KİMDİR
Yanarım, ‘dosta ihanet’ edene
Kalbi ile dili bir olmayana!
Anarım, hep ‘ahde vefa’ edene
Akıl ile vicdanı bir olana
Dost kimdir, ‘hakkı birleyen veli’
Gönül sohbetini derleyen eli…

HOŞ GELİR
 “Uzaktan davulun sesi hoş gelir”
Tiren, katar katar; ‘yükü boş gelir’
Dertlerim, ağrılarımı taşır mı?
Heybesi sırtında yükü boş gelir

BU YOLLARDAN
Bu yollardan, atlarla doludizgin
Dağ, vadi, zağın nehirler aşarak,
Toza, toprağa bulanarak geçtik
Hanlar vardı, toprak yüzlü dervişler
Hasırdan baş koyduğumuz yastıklar
O günler mi zor, bu günler mi bilmem!
Tarih yazan bir neslin serüveni…

TUFEYLİ
Tutsan, tutkal gibi yapışır eline
Utanma bilmez, dokunur bam teline
Felekten bir gün çalmanın derdinde
Efelenir, başkasının nalına!
Yel gibi yüreklinin gölgesine
Düşer hışımla salına salına…
 

Yazarın Diğer Yazıları