Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Hoca, “Şiiri sadece bir cümleyle tarif ediyorlardı!”
Öyle bir tarif ki bizleri gönülden fethedeceklerdi.
“Şiir olmasa, dünya çöl olurdu!”
Sadık Hoca’nın, ‘mısrasıyla…’ yola çıktık!
Acaba, ‘kıtalar fethedebilir miyiz?’
“Şiir olmasa dünya çöl olurdu
Nehir olmasa dünya göl olurdu
Şiir ahengini, kâinat dokur;
Vuslat olmasa dünya kül olurdu!”
Yunus Emre ile Hz. Mevlana’nın buluşmasını bilirsiniz!
Yunus Emre Mevlana’ya estetik yönden de güçlü şöyle cevap verecekler;
“- Ne kadar uzun yazmışsınız!
Çok emek ve gayret sarf etmişsiniz.
Bize kalsaydı aynen şunu söylerdik;
“Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm!”
Şiirin ahengini, iç dünyasındaki sırları yakalamak Sadık Hocam gibi
‘İlim ve marifet erbabına ait’
Sadık Kemal Tural Hocamız, Elazığ Şehri için ne demişlerdi;
“Şiirin Başkenti!”
Müthiş bir tevazu… Harput iklimini teneffüs etmeleri…
Rahmet mekân Niyazi Yıldırım Şiiri nasıl tarif ederler;
“Şiir; dikenlikte lâleye benzer
Ne fıkraya, ne makaleye benzer
Şair; vatan içre kaleye benzer,
Korur milletinin itibarını”
Sadık Kemal Tural Hoca, “Âdem ve Havva’nın çocuklarını etik, epik ve etno-politik kodlar bir araya geldiğinde oluşan, insana ait, insan için, insan adına var edilmiş ürünlerden biri şiirdir.”
Şiir, bütünüyle ‘tefekkür’
İhlasla, düşünce atmosferinin içerisinde kendinizi bulmanız!
Hadis, “Bir saat tefekkür, bir yıllık nafile ibadetten hayırlıdır.”
Necip Fazıl Kısakürek, ‘öyle bir kıvama geliyorlar ki…’
“Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış…”
Zilzal Suresi 7-8 ayetlerde ne buyruluyor;
“Zerre ağırlığınca hayır yapan onu bulur.
Zerre ağırlığınca şer yapan da onu bulur.”
Şuara Suresinde, “iman edip iyi işler yapan…” şairlerden bahseder.
Onlar, “Allah’ı çokça ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar!”
Şunu düşünmüşümdür? Bilgelerle sohbet o kadar tatlı ve feyizli ki,
Saatlerce onları dinleseniz, usanmazsınız!
“Tadı Başkadır” şiirimizde şöyle deriz;
“Ariflerle sohbetin tadı başkadır
Cahilin gittiği yollar, laçkadır!
Bedri, “kişi sevdiği ile birlikte”
Yunus yüreğiyle yolumuz aşkadır!”
İNKÂRCILARA…
Bahtiyar Vahapzade’nin uyarıcı ve de ikaz edici sözü kulaklarımızda çınlar;
“Geçmişine taş atanın geleceğine gülle atarlar.”
Geçmiş, hatalarıyla da, sevaplarıyla da bizimdir.
Tarih şuuru bizleri geçmişimizle bütünleştirir.
Akif’i iyi okuyalım;
“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”
Sadık Kemal Tural Hocayı dinleyelim;
“Sömürgecilerin ordularıyla elli ay süren işgallerin sırasında Türklüğün gördüğü zulüm ve katliamı inkâr etmek mümkün değildir, belgelidir.
Tedkik-i mezalim heyeti raporları vardır.
Zulüm ve katliamlara ilişkin belgeler devletin arşivindedir.
Son yıllarda bazı yerli ve yabancı araştırıcının el attığı konulardan biri Lozan’da İngilizlerin ve Fransızların vahşet tabloları yaşatmış katliamda bulunmuş Yunanlıların-Rumların tazminat ödemesini önleme konusundaki ısrarlı tavırlarıdır.
Yunan sevicilerin veya İngiliz muhiplerinin yahut Fransız dostlarının İstiklal Harbi, Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa, Türk Zaferi denilince içlerindekini kusmalarıdır.
Türk zaferinden rahatsız olanların soyu muhakkak ki başkadır.
Büyük Türk Zaferinin 100 yılı da öncelikle Baş Komutan Gazi Mustafa Kemal’in şahsında kahraman ordumuzun maddi ve manevi varlığını saygılarla, sevgilerle selamlıyor. Allah’ım onları cennetine koymasını niyaz ediyorum”