Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şiir Okumaktır

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

MUŞ OVASI
Baharda cennet kokar, Muş Ovası
Muş, Malazgirt, Ahlat fetih rahlesi
Murat boylarında, ihlas havası
İkramı bize, ‘Kırmızı Lalesi’

Yeşil Doğaya dayadım sırtımı
Bu diyarlar, yüreğini sardı mı?
Devran Alparslan nesline vardı mı?
Bu yerler ki, “Vatanımın Kalesi!”

HARPUT’TAYIM

Harput’tayım, Buzluk Bağlarında
Şiir, sanat, musiki kokan doğa
Dağ, vadi, nehir gönül bağlarında;
Yüreğinizi okşayan bir esinti
Yeşil ile mavinin iç geçirmesi
Bir çay içimi sükûta MERHABA

VATAN

Vatan, toprağın kalbinde bağrımdır
Malazgirt'ten Çanakkale yolumdur
Yolum üzerinde kalbimi bulur
Meydan er meydanı, zafer alayımdır!

YÜREK HARCINDA

İstila sessiz mi, seslimi bilmem!
Sükûtum, sevdanın yürek harcında
Tarihim, iradem, hafızam silmem
Ulusun elbet, şehitler burcunda
Lâl değildir burçlar, esaret kılmam!
Anadolu Türk’ün, bilir acunda…

BAHAR

Bahar, tomur tomur, çiçek diriliş!
Gündoğumu kadar sıcak, esenli
Esen rüzgârın firuze nağmesi
Dokunur bahara nişan düşmesi

ANNE DER

Allah’ım bu ne sevgi, ne hürmet
Nesiller bin bir hürmetle rahmet der
Nebiler Resulü doğuran ihlas
Anneler ihlastır, rahmettir bize
Kâinatın Efendisi, “Anne” der

ANNE SESİ

Anne sesinde derin bir sükûnet
Sükût et, sevgiden gayri yol yoktur
“Anne!” sedasına ruhum emanet
Ondan gayri koklayacak gül yoktur!
Bir ömür, anne kokusuna hasret;
O hasreti anlatacak dil yoktur

ANNE

Dokuz ay taşıdın beni rahminde
Evlad sesinde şefkati soludun
Süt anne, toprak, yasa; ‘ana’ der
Her güzellikte merhamet dileği
Sevgi yüreği arz-ı zeminde…
Anne, cennet bahçesine yol oldun

GÜL RESİM

Gül resmi çizer misin yüreğime
Sesini daha yakından duyayım
Sevdanı yazar mısın ocağıma?
Hayatı daha enginde kurayım
Hayatı yalnız kalbimde kurayım

HIDRELLEZ GÜNÜ

Hızır ile İlyas’ın buluştuğu
Toprağa bereketin yürüdüğü
Baharın en ala güzel günleri
Bugünler dua, nimete şükrandır!
Bölüşmek, üleşmek nice ikramdır
Hıdrellez, Türk İllerinde BAYRAMDIR

SİNSİ TUZAKLAR

Birileri Türk Yurdu üzerinde
Fitne, fesat, kumpas oyunu kurar!
Hile, desise, şantaj pazarında,
Sinsi tuzaklarda toyunu kurar!

GÖNLÜMÜN NAKIŞI

Gül, hilal, lâle; gönlümün nakışı
Vatan olmaya ruhumun akışı
Besler, cihan-ı ebed davasını
Reyhan kokusundaki bakışı
O bakış, Âlem-i İslâm’ın nazarı
O nazarda, Medine havasını,
Solur Anadolu’m!

TÜRK’ÜN ALTIN ÇAĞLARI

Dağları düşündüm, yüce dağları
 Üzerimize atılan ağları…
O ağlar, birer birer yırtılacak
Doğacak, Türk’ün altın çağları

İNSAN DOKUSU

Bozma! Yurdumun insan dokusunu
Kanla çizilmiş, vatan yokuşunu!
Kalbimde nakış nakış oluşunu
Yokuşlar döne döne çıkılırmış
Gözlerim ufuklara çakılırmış
Güneşin doğuşunu beklediğim
Büyük idealleri sakladığım
Ufuklar, Turan’a giden Aladağ’ım!

ÜÇ MAYISLAR 

Üç Mayıs bin dokuz yüz kırk dört yılı
Kürşatların tabutluk sancıları
Türk’ün tarihinin en utanç yılı!
Bakın, kimmiş vatanın hancıları?
Dörtnala koşmak da, TURAN hayali
Yaşar gönüllerde, ÜLKÜ öncüleri
Bilin, şu kalbim İMANLA BOYALI

Yazarın Diğer Yazıları