Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şiir Duadır, Yakarıştır

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

ŞİİR DUADIR, YAKARIŞTIR
 
“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!”
“Âlemi kuşat ki, millet yaşasın
“Devletlim” derim, güvendiğim dağlar;
Gönlünü uzat ki, irşat yaşasın!

İSTERİM
Sulha, huzura uyanmak isterim
Vakti, hayırla yâd etmek isterim
Yaşamak, ‘erdemli insan’ olarak;
Sabaha tebessüm etmek isterim

“İNSAN, İNSANIN KURDUDUR”
“İnsan insanın kurdudur” denildi
Öfke, “şeytanın yurdudur” denildi
Nefsine hâkim, öfkesini yenen;
Zafer kazanmış ordudur, denildi

VERMELİ
Deliye vermeli, pirinç taşını;
Başını yara yara ayıklasın!
Aslı’ya vermeli gözün yaşını;
Kirpikleri süze süze sayıklasın
Veliye vermeli, dünya pasını;
Kirini döke döke savaklasın

ÇAĞ OYNADI
İlmin hikmet gözesinden, ‘çağ’ oynadı
Çer-çöp haline gelince, ‘bağ’  oynadı
İlahi, her tecellide nur ayetin;
Bir çığ düşünce yerinden, ‘dağ’ oynadı

İLİM
İlim, “Müslüman’ın yitik malı” denildi
Akılsız baş, ‘bedenin hamalı’ denildi
İbret almayana şu dünya; zelil-rüsva
Amelsiz ilim, hiç olmamalı denildi!

KÜLFET ÇIKAR
Siyasetin verdiği nimetten külfet çıkar
İhtirasın serdiği topraktan afet çıkar
Kâinatta raksıdır, sebepler marifetin;
Hamiyetin derdiği nebattan ülfet çıkar

İSTASSYON MEYDANI
             (17 Kasım Ata’nın Elâzığ’a gelişi)
İstasyon Meydanı, kol kanat germiş
Tarihi bir günde vuslata ermiş
O meydandan hala bir ses yürür
Rabbim, Belek Gazi duruşu vermiş!
Elâzığ’ın kutlu sevdası yürür
                         


KIRIK SAZI
Her mezar taşında bir roman yazar!
Bir ömür ne ki, içimdeki sızı,
Sanki boğum boğum kırk gözü gezer
İnletir elindeki kırık sazı!

BAKIŞLARIN
Çocuk bakışların ömrü süzüyor
Yürek atışların vatan yazıyor
Ananın ak sütünde, rahmet aşkı
Gönül Bahçelerinde geziyor

MEYDANLAR
Kızılelma türküsüyle meydanlar
Zaferlerle taçlanarak yürüdü!
Hayalimde o meydanları yaşarım
Tarihe vatan olmaya yürüdü!

YOLUNUZ DÜŞERSE
Yolunuz düşerse birgün Ahlat’a
Derviş Gazileri gör de gel gayri
Orada sevdan bürünür ihlasa
Zafer taçlarını gör de gel gayri

ASRIMIZDA
Zulmün teşhir vitrininde fikir talan oldu
Asrımızda sözün sermayesi yalan oldu!
İnsanı dıştan içe, içten dışa fetheden;
Tefekkür mim arının eseri nalan oldu

ÂDEM KÂİNATIN SOY AĞACI
Kâinat bir ağaç gibi
Âdem, kâinatın soy ağacı!
Ağaç bir çekirdek gibi
Çekirdek, varlığın hülasası
Cennet bir bahar gibi
Bahar, Hak2tan rahmet muştusu
Bahar bir çiçek gibi
Çiçek vuslatın nur perdesi

BİR KALPTE
Bir kalpte iki din olmaz
İkilik nifak kokusu
Aşk damarında kin olmaz
Ayrılık azap yakısı!

YİNE AKŞAM
Bugün yine akşam yine efkârlıyım
Gün bitmiş, şehrin ışıkları sönmüş
Sanki her gün batımı seferliyim
Uykusuz gecelerde dünyam dönmüş!


KALBE ZİMMET
Sükûtum ben de, içimde muhabbet!
Allah dostundan beklerim bir himmet
Sükûtun çığlığı ilham kaynağı
Dilden süzülen her söz kalbe zimmet!

HÜZÜN OKUNUR
Buğday başağında hüzün okunur!
Kalbime hikmetli sözün dokunur
Dünya Çelengi, yeşilden sarıya;
Sanki ruhumdaki âlem okunur

TEFEKKÜR
Yemyeşil tabiat nasıl da kömürleşiyor
Ana rahminde cenin, can bulup ömürleşiyor
Bir vücut veren var, kudret eli şu nizamda;
Bir fidan ki, ilahi filtrede gürleşiyor

KASIM AYI
Sekiz Kasım, Kışa merhaba dedik!
Dert ile dertlendik, seraba girdik
Gün kısaldı, zaman daraldı ömürden
Yaprak düştü dalından eyvah dedik!
Soğuk rüzgârlarla girdaba girdik
Düşlerin hala sıcak dileklerde
Duam, söz ehliyle mihraba girdik!

Yorumlar 1
nurala Göktürk 15 Kasım 2022 12:12

Varolun değerli Hocam hepsi de çok anlamlı ve çok güzel

Yazarın Diğer Yazıları