Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şeyhü'l Muharririn Ahmet Kabaklı

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

“Ah desem, şu köhne günler için
Haykırabilsem içimdeki yangın,
Mazlum bakışlara, şefkat türküsü
Erdemli insan, Alperen Yolcusu
Tarihe adını düştüğün vakit;
Kahpe yüzlere dersini verdiğin,
Alnı açık, bir bilge tavrıyla hey!
Bayrağında, sağduyunun kalesi
Ağır yük, omuzlarında bir nesil;
Kelimeler, yağmur serinliğinde
Lisan-ı hal ile temayüz etmiş;
İnce elekten, geçirmiş zamanı”

Günler su gibi akmış
08 Şubat 2001 tarihinde Ahmet Kabaklı Hoca aramızdan ayrılmışlar!
Dillere kolay, 22 yıl geçmiş!
Hele, 2023 yılının siyasi atmosferinde,
Şeyhü’l Muharririn Ahmet Kabaklı ’ya o kadar çok ihtiyacımız var ki?
Onun sözünde, sohbetinde, muhabbetinde; “Alperen Kimliği…”
Malazgirt-1071’i anlatırlarken,
İstanbul’un fethini (1453) anlatırlarken,
Tarihin zor geçidi Çanakkale’yi anlatırken,
Ve Milli Mücadele yıllarını anlatırlarken,
“ALPEREN RUHUNDAN…” bahsederlerdi!
Bu milletin özleminde olan nesil…
İdeolojileri lütfen bir kenara bırakalım;
Bizim Yunus ne diyorlar?
“İlim, kendini bilmektir!”
“Kişi, Hakk’ı bilmektir!”
Akıl, Vicdan, Sağduyu bizleri; 
“gönül dünyamıza…” götürür!
O dünya insanları, “Allah dostu-Kamil insanlardır!”
Dünyaya ve dostluklara,   “şefkatle…” yönelirler!
Kalbi ve Hasbi bir anlayışla,  “hayata…” bakarlar!
Bakışları,  “sımsıcak…” samimi ve dostanedir.
Merhum Kabaklı’nın kaleminde, 
Ve kalemin dozuna;  “erdemlikler…” yer alır.
O erdemlikler nelerdir?
Öncelikle ilk basamağında, “güvenilir…” olmak!
Allah Resulünün de (asv) sıfatıdır.
Sonraki basamaklarda,  “4 Halifenin fıtratı…”
“Sadakat (doğruluk), Adalet,  İffet ve Bilgelik…            
Batıda kullanılan bir kavramdır, “Ombudsman…”
Kelime kökeni, “arabulucu…” 
Kırk yıl boyunca,  Tercüman ve Türkiye Gazetelerinde yazdılar!
Her yazısı,  “sağduyuya…” çağrıydı!
Akıllara, gönüllere, vicdanlara; “çağrıydı…”
Birliğe, dirliğe ve uyanışa;  “çağrıydı…”
“İçinizde hayrı söyleyen bir ümmet olsun!” ayeti,
Onun ruh dünyasını şekillendiriyordu
Kabaklı Hoca’da gördüğümüz sıfatlar;
“Ak saçlı…”  “Bilge kişi…”
“Asrın Dede Korkut’u…” “Derviş Gazisi…”
“21. Asrın Alpereni…”
“Yazı hayatımızın duayeni…”
“Bir İstanbul Beyefendisi…”            
Elazığ’ın, Anadolu Coğrafyamda müstesna bir yeri var.
İshak Sunguroğlu,  Fethi Gemuhluoğlu, Av. Fikret Memişoğlu,
Nurettin Ardıçoğlu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu…
Ve daha nice isimler…
O zengin iklimi, günümüzde de aramaktayız!
İdealizm nedir?
“sürekli meyve veren iyilik ağacı olmak!”
“ahde vefayı, fedakârlığı,  sabrı…” hayatın özüne taşımak!
En sevdiğim bir kavramdır; “toplumda güzel izler bırakmak!”
Ahmet Kabaklı Hoca, Elazığ’ın bağrından çıkardığı;
Asrın Aksaçlı derviş gazisi; bilge kişisi, dede Korkut’u, Alpereni…
Rahmetle anıyoruz…        
Siz sevgili okurlarımla; Zekeriya Bican’ın gerçekten çok nefis,
Duygu yüklü bir şiirini köşemde paylaşmak istiyorum.
İnanıyorum ki,  “SADE SENİ DİLERİN BEN” şiirini,
Sizlerde seveceksiniz.
 “Kadifeden bir sesi var, şifa gibi nefesi var,
Ut çalar şarkı söyler, onun bana hevesi var,
Ruhu güzel kendi güzel, melek gibi elleri var.
Güzel yaratmış ki Mevla’m, gözlerinde sürmesi var.
Yeşil çağla gözleri var, baldan tatlı sözleri var,
Ömre bedeldir lebleri, kızıl gonca güller gibi,
Gülse açılır o lebler, saçındaki güller gibi.
Bir gün bile ayrı kalsam, divaneye dönerim ben,
Başım döner, ruhum döner, Mevlevi’ye dönerim ben.
Pervaneye ateş olsam, sönerim ben, sönerim ben.
Beş vakitte duamdasın, sade seni dilerim ben. “

Yazarın Diğer Yazıları