Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Seçilmiş Dörtlükler

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Ben olmasın, 
Al yanakta ben olmasın 
Sen var iken, biz var iken 
Her sözün başı ben olmasın

Tuzak olur! 
Toprak hâki, tuz ak olur 
İlim/Hikmet göç etti mi? 
Nefis cana tuzak olur!
Dağda şaki, yolda tuzak olur

Hâkimdir! 
Kapın çalan ha, kimdir? 
Er kişinin vicdanı; 
Kendisine hâkimdir

Kapanmaz! 
Dil yarası, kapanmaz 
Açma, tefrikaya kapı; 
Aralarsan kapanmaz

Gıybet olur, 
Her kem söz, gıybet olur 
Yalanın adı, iftira; 
Sızlatır gıybet olur.

Taş koyulur! 
Taş üstüne taş koyulur 
Girme namert fendine; 
Yol üstüne taş koyulur

Nehir olur! 
Çay, pınar; nehir olur 
Hüzün yağmurları akar; 
Gönülden göze nehir olur 
    
Çekmeli, 
Göze sürme çekmeli 
Akıl, izan olmayanı 
Göz önünden çekmeli! 

Soldurma, 
Gülü kokla, soldurma 
Halka tepeden bakıp, 
Gönülleri soldurma! 

Kötü söz, od yatağında taş olur 
Güzel söz, bal peteğinde aş olur!

Yazmış yazın! 
Kader yazmış yazın 
Gönlünü hep ferah tut, 
Kışa dönmesin yazın! 

Kanadım, 
Sanat, kolum kanadım 
Kırılırsa kanadım, 
Nerede kalır adım? 

Kâinat nefes, 
Davut’a ses verir 
Bir karınca, kararınca; 
Süleyman’a ders verir!

Gömülür, 
Kumlara gömülür inat! 
Bir seda; ey Sürekal; 
İçindeki kini at! 
 
Edep içre olmayan 
Söze, saçma dersiniz! 
Bir atımlık barutun 
Adına, saçma dersiniz! 

Zıtlar ikilem değil, 
Hayatın senfonisi 
Ak, karayla bilinir 
Birbirinin hamisi! .

Karıştırma! 
Sapla, samanı karıştırma 
Sözü, kinle yarıştırma 
Bir söylersen, on dinle; 
Sükûtu, korkuyla karıştırma!

Kurt dadanır, 
Meyveye kurt dadanır 
Kendi haline bırakılan; 
Sürüye kurt dadanır…

Sür tarlayı! 
Tohum at, sür tarlayı 
Nerede yağmur varsa; 
Oraya sür tarlayı!  

Yarınlara 
Taşınır yarınlara 
Umut dolu bir nesil 
Kültür ve Sanat ile 
Taşınır yarınlara! 
Çalmasın, 
Türküler, biz/siz çalmasın 
Taşında çınlar feryadım; 
Ülkemde, çanlar çalmasın! .

Boşalır, 
Vermeyen el/ boş alır 
Mütevazı toprağa 
Gökten rahmet boşalır! .

Yârin gözü iki çeşme 
N’ olur yaramı deşme 
Aşk gözünü doldurur; 
Ab-ı hayat olur çeşme! .

Kanat ol! 
Uçmak için kanat ol 
Dosta güven ver, yar ol; 
Yârine kol, kanat ol. 

Eski Dostlar, 
Anılarda Eski Dostlar 
Mazi, perde perde açılır; 
Işık gibi doğar, Eski Dostlar

Hazar, dalgalı ve pervasız bir deniz 
Hani, nerede kaldı o öfkeniz? 
Yıkılmadı mı yoksa ‘kızıl dünya’ 
Ki, kalın duvar gibidir perdeniz…

Duman olur, 
Zirveler duman olur 
İçinde çığlık kopar; 
Etraf toz- duman olur

Parça bütünde güzel 
Hakka esaret güzel 
Dertlere şifa veren; 
Hazreti Furkan güzel… 

Kestirir, 
Ağaç yontar kestirir 
İnsan sevmediğini 
Ki, gözüne kestirir… 

Uyutulur, 
Anne kucağında yavru, 
Ninniyle uyutulur… 
Suni gündemle, 
Millet uyutulur… 
 

Yazarın Diğer Yazıları