Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Resimler… Fotoğraflar…

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bir an eski dostlar şarkısını mırıldanıyorum;
“Eski Dostlar, Eski Dostlar
Bilinmez ki Nasıl, Nerde
Şimdi yalnız resimlerde
Eski dostlar Eski Dostlar
Hayâl meyâl düşler gibi,
Uçup giden kuşlar gibi
Yosun tutan taşlar gibi
Eski Dostlar Eski Dostlar”
Bir Şairimiz şöyle diyecektir;
“Kaldı işte; çayımız bardakta,
Çocukluğumuz sokaklarda,
Sevdiklerimiz uzakta,
Gülüşlerimiz fotoğraflarda…”
Gerçi fotoğraf ilk defa, 1840 yıllarında kullanılıyor…
Fotoğrafın, 186 yılı bulan mazisi…
Fotoğraf Sanatının özelliği nedir, “anı” yakalıyorsunuz.
Hafızanızı diri tutacak, hatıralarınızda, ‘baş başa kalacağınız’ zaman dilimi.
Bir düşünür ne diyorlar; “Resmimi hayal ediyorum ve sonra hayalimi boyuyorum.”
Sadece kendi hayalimizi mi?
Koskoca bir maziyi… Geçmişi, inişleriyle çıkışlarıyla…
Doğduğunuz topraklara gidiyorsunuz…
Geçmişe olan özleminiz, ‘resimlerde…’  eski taş bir Konağın önünde…
170 yıl hayata direnmiş bir Konağın önünde…
Aile albümünden çıkardığımız resimlerle karşılaştırıyorum;
Konağın bir kanadı, yıkık gibi… Ağrılar hissediyorsunuz…
Ağrılar, öylesine yayılıyor ki, amansız bir sızı…
“Ecdat hatıralarına saygı göstermek…”
O da, Sıla-i Rahimle olur… O da, tarihi şuurla/ tefekkürle olur…
Vildan Uyar ne diyorlar; “Bana bir resim çiz/ içinde gerçekler olsun…
Ve bir ışık değsin/ gerçeklerin gözüne, bana bir resim çiz…”
Çocukluk, gençlik yıllarıma gidiyorum…
İçerisinde yaşadığımız şehrin, “insan fotoğrafları…”
O yılların, ‘aile albümleri…’
O yılların, ‘evleri…’
O yılların, ‘sokakları, mahalleleri…’
O yılların, ‘çarşıları, pazarları…’
Şimdi geliniz birlikte düşünelim?
Her birimiz, ‘geçmişe dair düşler kuralım’
“Köklerimiz” üzerinde değişimi ne kadar koruyabildik?
“Okul Yıllarımız…”
“Askerlik arkadaşlarımız…”
“Düğünlerimiz, toylarımız…”
“Zevkimiz, estetiğimiz…”
“Sözlerimiz, sohbetlerimiz…”
Hayat ne kadar da, ‘doğaldı’ değil mi?
Her ailenin, hatta her kurumun,  “Çok zengin albümleri” bulunuyordu!
Resimler üzerinde, ‘saatlerce sohbetlerimiz’ olurdu?
Fotoğraf Sanatçımız Ara Güler ne diyorlar; “En iyi makina, en iyi
fotoğrafı çekseydi, en iyi daktiloya sahip olan da en iyi romanı
yazardı!”
İnsanlar, ‘isimleriyle çağrılır’ Resimleriyle, ‘hafıza güçlenir’
Bu yazımızda, ‘fotoğrafın’ veya ‘resmin’ tarifini yapmayacağım...
Fatih’in, Nakkaş Sinan Bey’e çizdirdiği, “Gül koklayan portresini…”
hemen herkes bilir.
Lewis Hine, “Eğer hikâyeyi sözcüklerle anlatabilseydim, yanımda
sürekli bir fotoğraf makinesi taşımaya ihtiyaç duymazdım!”
Jean-Luc Godard, “fotoğraf gerçektir. Sinema saniyede 24 kere gerçektir.”
“fotoğraf geçmekte olan gerçek anın yakalanmasıdır.”
Robert Capa, “Fotoğrafınız yeterince iyi değilse, yeterince yakın değilsiniz.”
Tarih ilmi nedir, ‘geçmişin fotoğrafını çekmek…’ Olduğu gibi
istisnasız günümüze taşımaktır…
İyi bir fotoğraf hakikati anlatır, sizlere…
İyi bir fotoğraf ruha dokunur,
İyi bir fotoğraf dünü bugüne taşıdığı için farklıdır…
Her yönüyle etkilidir…
Henry Cartier, “Fotoğrafı makine değil, insan çeker!”
Fotoğraf çekimi, insanın gözünü, aklını, yüreğini aynı hizaya
getirmesidir. Sanatın gücü, estetiği de, zarafeti de burada kendisini
gösterir...
Resimlerle… Fotoğraflarla… Geçmişe Yolculuk Yapabiliyoruz.
1930’ları, 1960’ları, 1990’ları gerçekten görmek istiyor musunuz?
O yılların insanına, ailesine, mahallesine, şehir dokusuna; Tarihine,
Kültürüne, Kimliğine, Köklerine uzanmak/ inmek istiyor musunuz?
Yılların getirdiği, ezberleri bozan değişimi daha sağlıklı yorumlamak
istiyor musunuz?
Emile Zola, “Bir şeyi fotoğraflayana kadar, onu gerçekten gördüğünüzü
iddia edemezsiniz!”
Fotoğraf, “geçmekte olan gerçek anın yakalanmasıdır!”
Bir söz vardır, “İnsan boy aynasından değil,  bir başkasının iç
dünyasında güzel durmalı…”
Mevlana, “Bencillik, gözüne takılmış ayna gibidir. O gözler nereye
bakarsa baksın kendinden başka birini görmez!” Geçmişe, düne
dokunabilmek, daha sağlıklı yorumlamak için bencilliği, her türlü
ifratı bırakacağız… İnsana, yaşadığımız şehre, coğrafyaya; ‘dost
olacağız’
Horatius, “Resim, kelimesiz bir şiirdir” der. “zaman çabuk geçse de
anılar eskimiyor!”
Yaşadığımız şehrin, silüeti belki değişti; ama ‘hatıralarımız’ daha
dün kadar sıcak!
O sıcaklıkla, ‘öz yurduma sevdalıyım’ Sevdamız, dürüstlüğün,
fedakârlığın, hizmetin öznesidir

ARKADAŞ
Eğilme, hayatta dik dur arkadaş
Dosttan, huzuru kalp ile tokalaş
Tebessüm, gönüller fetheden duruş
Desinler, kibar ve zarif vatandaş

Zaman, bazen yürekli bir arkadaş
Önce aklın, vicdanın sana sırdaş
Söz, yaydan çıkan sivri ok olmasın
Desinler, arif ve naif bir vatandaş

Dünyada, nezih mekân tut arkadaş
Yüreğin yufka olsun, gözünde yaş
Kalbin katı, kaşlar çatık olmasın
Desinler, mazlumdan yana vatandaş

Hayırhah meclisinde ol arkadaş
İyilerle, hayır yolunda kaynaş
Fitne, fesat, fücur, ifrat olmasın
Desinler, yumuşak huylu vatandaş

Karanlığa ışık tutasın arkadaş
Aydınlığa çıkan her yolu paylaş
Güzellikler, kötüye ram olmasın
Desinler hakkı, hak bilir vatandaş

Yazarın Diğer Yazıları