31 Mart 2024 tarihi, ‘yerel seçimlere sayılı günler kaldı!’
Artık günümüzde, ’30-40 yıl öncesinin şehir mantığıyla düşünemeyiz’
İletişim Teknolojileri bizleri öyle bir konuma getirdi ki, ‘insanımız
yerküresini daha yakından tanımaya başladı…’ Yerel Kültürde neler
olması gerektiği noktasında, ‘çok güçlü beyanlar karşımıza çıkıyor!’
Şehirlerimizde bizler artık, ‘ulaşımda en sağlıklı sistemleri ortak
bir akılla hayata geçirmenin çarelerini üretmeliyiz…’
2022 yılında Kanal Fırat Televizyonu’nda Zekeriya Bican kendilerinin
yönettiği programda “Kent İçi Raylı Sistemi…” Kent Konseyi Başkanı Av.
Rüstem Kadri Septioğlu ve konunun uzmanı Öğr. Gör. Dr. Muhammed Nesih
Demirdağ ile birlikte şehrin gündemine taşımışlardı.
Bu güzel programı takip ederken en büyük üzüntüm millet olarak,
“teknolojiyi çok geç alışımız…”
Bir eğitimci-gazeteci-yazar olarak gözlemlediğimiz husus dünden
bugünlere/ günümüze bizlerde, “iletişim teknolojilerinin kullanımı…”
batı dünyasından çok sonradır. Resmi Kurum ve Kuruluşlara Bilgisayar
Teknolojilerinin girişi de aynı şekilde yakın bir zaman dilimi
sayılır.
Elâzığ Şehri, Cumhuriyet Döneminde gelişen/ giderek büyüyen bir
şehrimiz. Şehrin münevverleri, akademisyenleri, iş dünyası,
seçilmişleri olarak da, “bir asır sonrasını düşüneceğiz!”
Şunu tekrar ifade edebiliriz, “Hafif Raylı sistem…” Elâzığ Şehrimizde,
‘uygulanabilir’ bir proje… Yeter ki bu konularda, ‘niyet, gayret, azim
ve irade ortaya konsun…’ Artık bu konular, oturulsun tartışılsın.
Şehrimizde, ‘ortak bir akıl ve de kanaat…’ oluşsun. Öyle ki, Elâzığ
Şehri için, “Hafif Raylı sistem…” kaçınılmaz acil ihtiyaçtır. Hatta
ihtiyacın da, ötesinde, ‘geç kalındığını…’ rahatlıkla söyleyebilirim.
Dünyada ve Türkiye'de, “raylı sistemlerin tarihi geçmişini…’ iyi
bilelim. “İlk elektrikli tramvay 1886 tarihinde saatte 9,7
kilometrelik hızla ABD’de Montgomery şehrinde devreye girmiştir”
Günümüzden 138 yıl öncesine gidiyorsunuz.
Bizler ne yapıyoruz. Elâzığ Şehrinde, ‘olabilirliğini…’ konuşuyoruz.
İnsanımıza anlatmaya çalışıyoruz. Tabi ki, öncelikle, ‘düşünce’ ve
sonrasında, ‘karar’ aşaması! İyi bir niyetle, sağlıklı bir yaklaşımla
hızla yol alabiliriz.
Türkiye'ye baktığımızda, “hafif raylı sistemlerin…” Ankara, İstanbul,
Bursa, Adana, Antalya, Samsun, Kayseri, Eskişehir, Konya, Malatya gibi
illerimizi sayabiliriz…
Hafif Raylı Sistemleri ifade ederken, ‘daha yüksek bir kapasite ile
çalışan kentsel bir tramvay sistemi…’ Günümüzde de, toplu taşıma
sistemlerinin en gözde olan modelidir. Öncelikle, ‘yüksek bir
kapasite…’ söz konusudur. Daha doğal ve daha ekonomik ve de ‘çevreci
bir projedir’. İnsanımız zamandan daha fazla tasarruf edebilir.
Mahiyeti, elektrik enerjisinden ibarettir. Her şeyden önce, ‘doğal ve
çevrecidir’
Elâzığ Şehrimizde, TUİK Temmuz ayı 2022 trafiğe kayıtlı motorlu kara
taşıt sayısı, “139 bin 409”
Elâzığ Şehrinde 79 bin 981 otomobil bulunuyor… Şehir içerisinde seyri
sefer halinde bulunan on binlerce aracın çevre kirliliğini
düşünebiliyor musunuz?
Ekonomik olarak insanımıza ve dolayısıyla devletimize getirdiği yükü
düşünebiliyor musunuz? Artık günümüzde, şehir içi trafiğin bir, ‘sinir
harbine döndüğünü…’ insanımız üzerinde psikolojik olarak da menfi
tesirler oluşturduğunu söyleyebiliriz.
İnsan merkezli düşündüğümüzde, ‘daha sağlıklı, daha esenlikli, daha
duyarlı, daha kaliteli bir anlayışı…’ model olarak almak istersiniz.
Şehirlerimizin en ürkütücü tarafı, ‘aşırı kalabalıklar ve gürültüdür…’
Her insan, ‘daha sessiz, daha sakin, daha duyarlı, daha ulaşılabilir…’
bir hayatın özlemindedir.
Şehir hayatı bizleri niye daha huzurlu, daha mutlu, daha sağlıklı,
daha güvenilebilir bir atmosfere bizleri taşımasın…
“Hafif Raylı Sistemler…” konuşulurken/ veya tartışılırken, merkezde
insanı ele alıyorsunuz. Yıllarca bu ülkede, ‘çirkin yapılaşmadan…’
bahsedildi. İnancımız, ‘mekânlarda birbirlerini rahatsız etmemeli…’
Birbirlerinin görüş ufkunu kapatmamalı… Eğitimde de, sağlıkta da ve
diğer hassas sektörlerde, ‘ulaşılabilirliğin önemine…’ vurgular
yapıldı.
Sadece bir konu bile bizlerde, ‘ufuk derinliği açıyor…’ Her
adımımızda, ‘insanımız için de mükemmeli arayacağız’ Daha duyarlı,
daha sağlıklı, daha mutlu bir şehir özlemiyle…
AKSARAY MAHALLESİ ve HAVACI ŞEHİTLERİ
Fırat Üniversitesinden emekli Av. Mehmet Savaş Gürkan’ın “Aksaray
Mahallesi ve Havacı Şehitleri” isimli çalışmalarını dikkatle okudum.
Büyük bir zevk aldım. Kısa fakat özlü bir şekilde kaleme alınan bu
makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Elazığ Aksaray Mahallesi; şehrin güneyinde yeşil bir vadi içinde bulunmaktadır.
Geniş arazi, bahçe ve yeşil alanlara sahip olan belde de, Şorşor (
Azgın Çay ) deresi de, burada ki su kaynaklarından beslenmekte ve
mahalle içerisinden akmaktadır. Yüzyıllardır akan bu dere, Uluova ’da
ki Haringet çayına ve oradan Keban baraj gölüne ulaşmakta ve şimdi
etrafı da ıslah edilmektedir. Tabii şekilde suları dipten kaynamakta
olan ve Aksaray ovasını sulamada kullanılan Dipsiz göl de bu
yörededir. 1516 tarihinden itibaren Harput Sancağına bağlı Aksaray
Mahallesi (Iğıki) o dönemlerde (karye) ,köy dür. Daha sonra 1900’lü
yılların başında mahalle olmuştur. Tarihi mahallede, yangın ve
depremde tahrip olan 350 yıllık tarihi bir camide bulunmaktadır.
Yüzyıllar öncesinden burada dericilik, ipekçilik, bezir yağı imalatı,
dereler üzerinde un ve bulgur değirmenciliği, esnaflık ve geniş bir
şekilde tarım yapılmıştır.
Harput Vilayeti, valiliği ilk defa, Elazığ çarşı merkezinden önce
resmi dairelerle beraber, 1834 yılında Harput’tan geçici olarak buraya
taşınmış ve 1858 tarihine kadar burada ki konaklar, kiralanıp ve satın
alınarak görev bu yörede yürütülmüştür. 1858 de bir yangınla hükümet
konağı ve bitişiğindeki daireler tamamen yanmıştır.
Bunun üzerine Vilayet daireleri yeni yapılan ELAZIĞ çarşı merkezindeki
binalara taşınmıştır. Tarihi bir niteliği olan, eğitime de önem veren
Aksaray da birçok değerli kişiler yetişmiştir. Bunlar arasında, şehit
Yüzbaşı Sabit Noyan da bulunmaktadır.
ŞEHİT PİLOT YÜZBAŞI SABİT NOYAN
Aynı zamanda sporcu da olan Yüzbaşı Noyan 1919 da Aksaray mahallesinde
doğmuş, ilk ve ortaokulu Elazığ da, lise eğitimini ise Kuleli Askeri
lisesinde yapmıştır. Liseden sonra girdiği Harp Okulundan 1938 yılında
mezun olmuştur. Başarılı olarak Uçuş, pilotaj okullarını bitirmesini
takiben 1940 yılında tayyare alayına pilot teğmen olarak atanmış, daha
sonra Hava okulu ve keşif gurup komutanlığında görev yapmıştır. Üstün
başarılı bir pilot olan Sabit Noyan yüzbaşı rütbesinde iken, 1948 de
5. Tayyare Alay komutanlığın da ki görevine atanmıştır. Burada, Mart
1949 da Bursa ili Dimbos nahiyesi civarında görev uçuşunda iken uçağı
arızalanmıştır. Paraşütle atlayıp kurtulma imkânı varken atlamamış,
yerleşim bölgesi üzerinde olduğunu düşünerek uçağını bu bölgeden
uzaklaştırmıştır. Ancak bu zaman içerisinde atlama imkânı kaybolmuş ve
irtifa kaybeden uçağın düşmesi sonucu şehit olmuştur. Evleri tarihi
camiin tam karşısında, Yamak pınar çeşmesinin de karşısında idi, evin
bulunduğu sokağa, Şehit pilot Yüzbaşı SABİT NOYAN ismi verilmişti.
Ancak depremde evler ve bu sokaklar da hep yıkıldı. Sokak ve isim
tabelası da kalmadı.
Şehit Yüzbaşı Noyan, Elazığ adliyesinde uzun yıllar Savcılık yazı
işleri müdürlüğü yapan rahmetli Hacı Kamil Bütev in dayısı idi.
Aksaray mahallesinden o dönem komşusu olan eski milletvekili ve
öğretmen rahmetli Fethi Ülkü ,Ankara Elazığ vakfı dergisinde bir
anısını şöyle yazıyordu.; Arkadaşım rahmetli sabit Noyan ,komşumuzdu
ve 11-12 yaşlarında iken pilotluğa meraklıydı , çok özeniyordu. Bir
gün oyun oynuyorduk. Kendisi evlerinin damına çıktı. İki katlı kerpiç
evlerinin üstündeki dam da, yağmur sularının tahliyesi için ağaçtan
yapılmış (çortun-oluk) üzerinde pilotluk taklidi yaparken, 8 metre
yükseklikten damdan düştü, yaralanmıştı. Biz de koşarak kendisine
yardım etmiştik. Sonradan iyileşti, diye güzel bir çocukluk anısını
ifade etmişti. Bütün şehitlerimize rahmetler diliyor, minnetle
anıyorum.”
Elâzığ Şehri, kendi bağrından birçok değerleri yetiştiren, tarihinde
de derin izler bırakan coğrafyamızın her bakımdan münevver bir
şehridir.