Artık Aralık ayının son günlerindeyiz. 2022’ye merhaba diyeceğiz.
Tabi ki, öncelikle, ‘sağlık, huzur, güven ve moral…’ kalbi temennimizdir.
29 Aralık 1995 tarihinde, “Türkiye ile Yunanistan arasında Kardak Krizi…”
O krizin üzerinden 26 yıl geçmiş… Kriz bitti mi? Hayır!
30 Aralık 1517 tarihi, “Osmanlı Orduları Kudüs’e girdi!”
Kudüs, 9 Aralık 1817 tarihinde İngilizlerin eline geçecektir.
‘sancılar ve acılar…’ bizimle birlikte yol arkadaşımız!
30 Aralık 1960 tarihi, “IMF ve İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı Türkiye’ye kredi vermeyi kabul edecekti!”
Bir lütuf gibi algılanır, IMF Kredileri… 1960 sonrasından günümüze yaşanan, ‘ekonomik krizler’
Sadece krizler üzerinde odaklanmayalım. Yüzümüzü geleceğe çevirelim!
İdealimiz ne olmalıdır, “çalışan ve üreten bir Türkiye…”
İdealimiz ne olmalıdır, “yerli ve milli ekonomi…” üzerinde siyaseti inşa edelim!
30 Aralık 1977 tarihi, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 104 milyon liraya ihale edilir!”
Hayatın sizlere tebessüm eden yüzüdür, ‘güzel işler…’ insanlığı ihya eden yatırımlar.
31 Aralık 1879 tarihi, “Thomas Edison, elektrik ampulünü kamuya tanıtır!”
1879’lardan 2021’lere, nerelerden nerelere gelmişiz!
31 Aralık 1939 tarihi, “İstanbul- Berlin arası düzenli uçak seferleri başladı!”
Nereden nerelere dedik ya! Günümüzde, ‘İstanbul’dan dünyanın dört bir yanına uçuşlar!’
31 Aralık 1989 tarihi, “Dünya Azerbaycanlıların Dayanışma Günü!”
Tarih için ne diyoruz, ‘insanlık tarihi’
Öyle bir tarih ki, ‘milletlerin yaşanmış ecel defteri…’
Bizlere, yaşanmış o defterleri aç oku! Akıbetleri nice olmuş, deniyor…
Ahzab Suresi 3 ayette şöyle buyrulur; “Allah’a güven, Allah vekil olarak yeter.”
Allah’ın veli kullarına; onların hallerine bakınız?
“O’nun takdirine teslim olduklarından, gam ve kederden uzaktırlar…”
İnsana iç huzuru veren de, sosyal barışı temin eden de, “Güven ve Emniyettir!”
Voltaire, “Kendine güvenen herkes, dünyayı idare edebilir.”
İdeal Toplum, aynı zamanda; ‘güvenilir toplumdur’
İnsan hayatında iki önemli kavram, ‘güvenilir olmak ve yüksek moral’
Her iki kaynağın temelinde, ‘yüksek bir iman’ vardır.
Moral için ne diyoruz, “yürek gücü, ruhsal güç, maneviyat…”
En sıkıntılı bir dönemde, “De ki; Allah bana yeter!” “Yalnız O’na güveniyorum!” (Tevbe, 129)
Biz öyle bir milletiz ki, “Allah Resulünün (sav) yolunda yürüyen bir millet!”
Amenna! Allah’a güvenimiz sonsuzdur… Dualar, bizim uğrağımız; asıl limanımızdır
Orada huzur bulur, ‘moral depolarız’
Dünya için insanoğlunun irade zemini; Ekin tarlası… Azim, irade, mücadele sofrası…
Albert Einstein’dan, “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere!”
Hayal, ‘gönlünüzde çizdiğiniz tasarımlar’
Akıl, irade, azim, yüreğinizle çizdiğiniz o tasarımlar; gün gelir, ‘hayat bulur’
Mevlana’nın güzel bir sözü, “insan akılla pir olur; saçı sakalı ağarmakla değil!”
Akıl ve ona güç verecek olan da, ‘maneviyat harcı’
Moral kaynağında, ‘hayatın çimentosu’ gizlidir.
Moralsizlik nedir? “Artık bittim, tükendim, daraldım, mahvoldum!”
İnancımız, ‘ümitsizliği’ kesinlikle yasaklıyor!
İnsana, “hayata, hayatın zorluklarına yürü!” diyor
Fussilat Suresi 49. Ayette ne buyruluyor?
“insan, iyilik istemekten usanmaz da, kendisine bir kötülük gelince,
Umutsuzluğa düşer, meyus olur!”
Kur’an bizleri uyarıyor; “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.
Çünkü kâfirler topluluğundan başkası, Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” (Yusuf, 87)
ANLAT BANA ECDADINI
Anlat bana ecdadını bir defa olsun
‘Ben kimim’ sorusu hayatınla bir olsun
Unutma, unutulmak ölümden de beter
Ki, seni yaşatacak ‘yüce ülkün’ olsun
GÖNÜL MAKAMLARI
Sanma gönül makamları viranedir
Dünyalar, ondaki ‘âlem…’ divanedir
Âşıkta kâinat, bir ırmak misali;
Cemali görmeyen gözler bigânedir…
AT ÜSTÜNDE YILDIRIM!
At üstünde yıldırım, karanlığı yırtan ses;
'Bre Doğan... Dayan... Yettim...' günü sarsan nefes
Kızaran ufuk, sanki cehennem misali
Niğbolu, şecaatin küfre attığı kafes
SABIR KİRİŞİ…
Yetmiş yılın hicreti, hasret odunu yaktı
Ufuklar yıldız yıldız, kesret yüküyle aktı
Adalar kin göleti, insaf tanımaz halde;
Sabır kirişinde, yay nusret okunu taktı…
BİR RENK CÜMBÜŞÜ…
Bir renk cümbüşüdür, ebemkuşağı
Bir çeşni makamdır, dil de uşağı
Söyler Anadolu’m tiz ıslıklarda;
Rüzgâr bulut taşır, rahmettir ağı…
BİR TOHUMDA…
Bir tohumda, bir koca âlem saklı
Âlemde sırrı çözen kalem haklı
Bir damla su da, göz görür deryayı
Yüzer deryada, ariflerin aklı...
ZEHİR KUSAN DİLLER…
Zehir kusan diller gördük şu âlemde
İnkâr eden eller gördük, nice kalemde
Bir tufan yetti, zulmün sarayına;
Hala ibret almayan başlar ne âlemde!
KÂİNAT…
Yemyeşil tabiat, nasıl da kömürleşiyor
Ana rahminde cenin, can bulup ömürleşiyor
Bir vücut veren var, kudret eli şu nizamda;
Bir fidan ki, ilahi filtrede gürleşiyor…
BİR ZAMAN İNKILABI
Bir zaman inkılâbı, ruhumu devamlı besler
Sırra mazhar tefekkür, zaman tünelinde sesler
Nurlu günlere rağbet, doğacaktır elbet bir gün;
Dağlar dahi yol verir, kenetlenirse nefesler!