SELAMİ SERHATLIOĞLU’NA
(Akrostiş Şiir)
Selami’n gitti ey Şehir, Baki Âleme
Elveda dedik bir yürekli dosta daha
Lâkin gözyaşı sızısı düşer kaleme
Âminlerle toprak ıslanırken bir daha
Mazide kalan hatıralarla badema
İlaç niyetine dertleşiriz bir daha
Serhat boyu gibi görürüz biz dünyayı
“Elest Bezmi” ile çözeriz biz dünyayı
Hayır-hasenat, ebedi kazanç biliriz
Rızasını kazanmaktır, Hakk’ın biliriz
Âlemde gayemiz, sulhu sükûn biliriz
Tabii halimizle insana yaklaşır;
Oğul deriz, bu saçlar hizmetle aklaşır
Gül ikram edersen, gönül ehlin sıklaşır
Lezzet taam değil, hal ehliyle birlikte
Uğurlar olsun ebed, rahmetle birlikte
***
Ne demişler, “acı haber çabuk duyulur!”
Prof. Dr. Selami Serhatlıoğlu’nun vefat haberi…
İçimizdeki yangın büyüdükçe büyüdü!
Hey gidi dünya… Yıldızların kayıyor!
Her geçen gün daha da yalnızlaşıyorsun!
Hatıralar, bir film şeridi gibi uzanıyor…
“Ölümlü-Dirimli Dünya!”
Fani Âlemden, Baki Âlem’e yürüyüş…
Ölüm için, “Hakk’a yürüdü!” deriz
Elbette ki, buluşacağımız âlem, “Baki Âlem!”
Ama yakınlardan ayrılık o kadar zor ki, “Ölümü Yazmak…”
Gün biraz daha soğur ecel terinden
Dünyamız biraz daha yalnızlaşır
Gözyaşı içinde hasreti, “Ölümü Düşünmek…”
Düşlerinizle birlikte hakikate uyanmak…
“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar”
Bu dünyada, ‘uyku nöbetindeyiz’
O nöbette, ‘hırs tuvali…’
Dünyayı bizlere sevdiren boyamız!
Yaş kemale varınca, ‘çığlığımız başlar’
O çığlıkta, ‘gafletten uyanış…’
O çığlıkta, ‘bilgeler yolunu özleyiş…’
Hüznümüzü dağıtan bir ses gelir maveradan,
“Erken ölüm yoktur, kadere iman vardır!”
Nefsimin her dayatmasında Şemsi Tebrizi’yi dinlerim;
“Ne diye böbürlenip, büyükleniyorsun!
Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?”
Bizim Yunus yüreklere su serper;
“Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.”
İnancımız, ‘ölüme hazırlanın…’ diyor
Hz. Ebubekir (r.a), “Ölümü özüne sevdir, nasıl olsa gelecek!”
N.F. Kısakürek’te bir şiirinde;
“Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”
Ölüm mukadder, “ayrılıklar zor!”
İçimizde dem ve dem kopan fırtınalar…
Beyazid-i Bestami ne diyorlar?
“Her kalbin çarpıntısı, kendi ecelinin ayak sesidir!”
Dinle ey can, ‘kendi ecelimize yürüyoruz’
Korkularımız ölüm değil, ‘amel defterimiz…’ olmalı?
Bilmeliyiz, “dünya ekin tarlamız…”
Ahirde, işte hasatın; işte amelin denilecek!
Hz. Mevlana; “ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız.
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.”
Bu dünya da, ‘kızıl elmamız’ ne olmalıdır?
Sadece ve sadece, ‘gönül insanı’ olabilmektir!
Sadece ve sadece, ‘iyiliklerle’ anılmaktır
Şurası bir hakikat, “Herkes kendi ameliyle birlikte ölecektir”
Ölümü, “ebedi hayata bir köprü…” bileceğiz!
Kıyamet ne zaman kopacaktır? Hadis, “ölenin kıyameti kopmuştur!”
Birlikte yürüdüğünüz, birlikte sohbetlerde bulunduğunuz,
Nice birliktelikler…
Her gecenin bir sabahı olduğu gibi,
Her kışın da bir baharını yaşıyorsunuz!
Bizim muradımız, “Çileye tebessüm edebilen…”
Kahramanlardan olabilmek…
Nisa Suresi 69. Ayette şöyle buyrulur;
“Öyle ya, kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse,
İşte onlar Allah’ın kendilerine nimet sunduğu,
Peygamberler, Sıddıklar, Şehitler ve Salihlerle beraberdirler.
Bunlar ise ne güzel arkadaşlardır”
Yunus Suresi 62. Ayette, ‘Allah Dostları’ için şöyle buyrulur;
“Bilesiniz ki Allah dostlarına asla korku yoktur;
Onlar üzüntü de çekmeyecekler.”
Hadis, “Kişi arkadaşının yolu üzerindedir!”
Dr. Selami Hocamız, ‘hayırsever bir gönül insanıydı’
Rahmetli Ahmet Tevfik Ozan gibi bir Harput Ereniydi!
Onu bilenler, ‘derviş ruhlu…’ olduğuna şahittirler!
Hizmeti severdi… Sürekli tebessüm ederdi!
Dostlarıyla hemhâldı… Zor günlerin insanıydı!
F.Ü. Tıp Fakültesinden emekli olduktan sonra Adıyaman’a gittiler.
Sonrası malum, ‘der yakaladı…’
Hz. Eyüp derdi misali… Yakasını bırakmadı!
Ölüm zor… Ayrılık çetin… Dünya fani…
Fani dünyanın, keder ve acı düğümleri…
O düğümleri bir an, boynunuzda hissediyorsunuz!
“Ölümü yazmak!” Alın yazısında vuslat!
Ey dost insan bıraktığın o güzelim haslet!
İnşallah öğüttür bize,
İnşallah iyiliklerle birlikte öğütür bizleri…
İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN…
ALLAH MEKÂNLARINI CENNET KILSIN (âmin)