Ölüm için bizler, ‘sözün bittiği yer’ deriz
Bakara Suresi 156 ayette şöyle buyrulur;
“Onlar; başlarına bir musibet gelinde, Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz derler!”
18 Kasım 2020 tarihinde Babamızı kaybettik!
Çok büyük bir acıydı.
Acılar peş peşe geldi!
Son iki yıl içerisinde birçok yakınlarımızı,
Akrabalarımızı, kadim dostlarımızı kaybettik!
Yıldızlar, birer birer kayıyorlardı aramızdan!
Bizler için, her geçen gün hayat daha da yalnızlaşıyordu!
Bir yakınımızın vefatıyla; 05 Haziran 2022 tarihinde kaleme aldığımız, “Ölüm!” şiirimizden;
“Ölüm kader de, keder gözyaşımız
Kim bilir nerde, son lokma aşımız
Ürküntü verir; her ölüm, ayrılış!
Taşınır, fani âlemden na’şımız
Yolumuz mahşer, tevhide sarılış
Müjdedir en kutlu nida, “Kurtuluş!”
Acılar, sıkıntılar, sarsıntılar insanın bazen içine doğuyor.
Huzursuz oluyorsunuz!
Zamanı, huzursuz geçiriyorsunuz!
“UYKUSUZ GECELER!” şiirimde, ‘içimdeki anı…’sizlerle paylaşmak istedim;
“Uykusuz geceler; günün yorgun katığı
Düşlerin hıncında, dünün dargın yüzüğü!
Yollar dert yüklü, günün argın tuzağı
Düştüm, düşeli yanarım ikiyüzlülüğe!”
Müslüman’ın en büyük ve sinsi düşmanı, “ikiyüzlülük” diğer adıyla, ‘riya…’
Ölüm kusan gecelerde; “yollar, düşler vesaire her biri yorgundur!”
O an, hüznü yaşarsınız! Gözleriniz dolu doludur.
Mahzun bakışlar her haliyle kendisini belli eder.
,”BİR İÇLİ NAĞME” şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Yaprağın hışırtısından anlarım,
Bir içli nağmeyi, serin nidayı
Yürek telinden, özümden dilerim;
Secdeye giden mahşeri sedayı!”
Şöyle geriye dönüp bakıyorum,
“uzayıp giden hayat serüvenime…”
Bir vakanüvis dikkatiyle geçmişe nazar ederim;
“bir nesilmiş meğer
Aramızdan ayrılanlar bir dönemmiş,
Güzel atlara binip de gittiler birer birer!”
Her yıldız kaydığında, ‘ağlarım…’ o sebeplerle!
Şu kaleme aldığım gün de, bir yıldız kaydı aramızdan!
Bir tebessüm eksildi,
Bir güler yüz daha Hakk’a yürüdü!
Emanetini teslim etti!
Ölüm üzerine çok yazılar yazdım!
Her yazı, “her kelimesi, her cümlesi, her ifadesiyle…” beni derinden etkiler!
Kendime sorarım bazen, “Bedri, yolun çoğu gitti, azı kaldı!”
Her şeye rağmen ‘ölümü kendimize yaklaştırmayız’
Erenler Hakikat Yurdumuz!” ne derler; “bu dünya emanet yurdu!”
Öte
Son sözümüz, “ölümü istemek değil…” Aksine, “büyük bir yüreklilikle ölüme hazırlanmak!”