Yüce Mevla’m, “Oku” der, kati emir
İç ve dış dünyamı ihlasla tamir
Cehalet, Âdem’e en büyük bir ceza
Niza, dünyayı zindan eder, keza
İnsan, karanlığı yıkmakla memur
İnsan, aydınlığa çıkmakla memur
SİL KALBİNDEN
Gözü kör, kulağı sağır olanı
Bedeni kendine ağır olanı
Nefretle, âleme hırs bileyeni
Benlik hevesinde yol dileyeni
Sil kalbinden, zulme nefes olanı!
Ha kimdir,
Kapın çalan kimdir?
Er kişi kendi nefsine hâkimdir
BİR MASAL ANLAT
Bir masal anlat, “bir varmış, bir yokmuş”
Sözün burası, ‘bağrıma bir okmuş’
Ok yarası, gözyaşına yol olmuş!
Bugün, yarını; değişmez dün yası
Çığlık çığlığa, feryadı; davası;
Bir defa yol olmuş dünya hevesi!
İNSAN
İnsan, et ile tırnaktan yaratılmış!
Toprağa hayat tohumu atılmış
Canlar için, ‘emanet yurdu’ dünya
Hasretle, ‘karar yurdu’ aratılmış
Göç, yaman göç; bu dünyadan ayrılık
İlla ki kalmaz arada gayrılık!
Bu dünyada, donatılmış ne varsa
Takvayla varsa, sana kalır ancak!
VATANIN BAĞRINDA
Gafil ne bilir, nur-u şahadeti?
Yemeden, içmeden gayri yok adedi
Aşk ile sev vatanı, hürriyeti
Vatanın bağrında ara saadeti
DUR HELE
Dur hele dili, burnu uzayanlar!
Dünyanın kaç bucak olduğunu anlar
Bayrak kan kırmızı, toprak gül bahçesi
Mehmet’im, batan güneşleri anlar
İZ BIRAKTIN MI?
“Hiçbir şey sebepsiz yaratılmadı!”
Hiçbir adım, sebepsiz atılmadı
Gayretin, hayretin, ‘iz bırakmak mı?’
Bu nefesler yüreksiz katılmadı
Şu cihana bir meşale de sen tut!
GÜZEL TÜRKÇE’M
Türkçe, fütüvvet dilim, ses bayrağım
Dalgalan gönüllerde, beş kıtada
Türkçeyle asra kucak açacağım
Türkçeyi öğren; doğu da, batı da
Bu dille cihanla barışacağım
Cihanla konuşacağım!
Parça, bütünde güzel
Hakk’a esaret güzel
Dertlere şifa veren
Hazreti Furkan güzel
YEŞERMEK İÇİN
Toprak tohum ister, yeşermek için
Gönül sevgi ister, yaşarmak için
Bedri, elindeki testiyi doldur;
Sanatı kabından taşırmak için
BİR BARDAK ÇAY
“Çayhane” derler, sohbetin adına
Hele demlensin, varılmaz tadına
Düşersen yollara, garip illere;
Bir bardak çay yetişir imdadına
“ORMANLARIMDAN BİR DAL KESENİN!”
“Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim”
Rüzgâr der, ‘ormanlarda ılgıt ılgıt eserim’
Her orman yangınında, ciğerlerimiz yanıyor!
Kızıl alevlerde, medeniyet yanıyor
Tahammülü yok, başımıza zehir akıyor
Ağaç, çiçek, yeşil, bahar;
Bize hayat veren iksirimiz yanıyor!
Ecdat mirası, cennet vatanım yanıyor
Sözün bittiği yerde, gözyaşım yanıyor
HAYATIN HER ANI
Hayatın her anını, ibadet bil
Güzel hasleti, kendine adet bil
İhlasla bak, kâinat sarayına;
Her zor anını Rabbinden medet bil
Huzura doğan günü saadet bil
İyilik ile ihsanı Cevdet bil
Gök kubbeni kandillerle donatmış
Her kıyamda miracını avdet bil