24 Kasım Tarihi, bir eğitimci-yazar olarak bizler için farklı bir gündür.
Bu günü, enine boyuna tefekkür ederiz. Geçmişe doğru bir zaman yolculuğu yaparız.
Çoğu defa birlikte/ beraber dostlarla hatıralarımızı/ anılarımızı paylaşırız.
Geçmişi yâd ederiz.
Şehrin hemen merkezinde, ‘tarihi bir taş bina bütün vakarıyla heybetiyle sizleri selâmlar’
Şunu hemen ifade edelim, ‘mekânlarında dili vardır’
Hikâyelerde, romanlarda, anılarda, ‘dile gelir…’ sükûtunu bozar, sizlerle konuşur!
O tarihi bina kâh bu aziz ve mualla bildiğimiz şehirde, “Halkevi…” olarak yıllarca büyük bir edeple hizmet vermiş… 17 Kasım 1937 tarihinde, Gazi Atatürk’ü ağırlamış… Bu mekânda, hala bütün sıcaklığı ile hafızalarda saklanan/ veya korunan tarihi bir günü yaşamıştır.
Bu tarihi mekân, 1960’lı yıllardan itibaren, “Kız İlköğretmen Okulu…” olarak da, en kutsi olarak bildiğimiz “Ey Yükselen Nesil, Gelecek Sizleri Eseri Olacaktır!” tok bir sesin ve yüreğin vicdanlardaki nağmesi/ çağlayanı olmuştur.
24 Kasım Sabahı, Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde buluşalım…
24 Kasım Öğle Sonrası, Ahmet Tevfik Ozan Kültür ve Kongre Merkezinde tekrar bir araya gelelim…
Sizlerle birlikte, “Yarım asır öncesine zaman yolculuğu yapalım!”
Tekirdağ Çorlu’da halen öğretmenlik görevini sürdüren, Elâzığ Kız İlköğretmen Okulu Mezunu Zehragül Köseli Yılmaz ne diyorlar birlikte dinleyelim; “Naçizane bir önerim olacaktır. O dönemlerde yatılı okul olduğu için Elâzığ’ın bütün ilçelerinden özellikle Maden’den tüm genç kızlar öğretmen oldu. Bu nasıl güzel bir misyon, toplumsal gelişmeye ne güzel katkıda bulundular. Hepsi birer Çalıkuşu. Nereden mi biliyorum? Dayımın kızı Medine Bakır Erol, akrabalarım Bilge Göçüm Kuruyer, Necla Göçüm Çubukçu, Seval Koçak Temiz, daha niceleri. Palu’nun, Arıcak’ın, dağ köylerinde uzun yıllar çalıştılar. Birer meşale gibi etraflarına ışık saçtılar. Onların izinden gitmeye çalıştım hep. Son söz o okul Elâzığ’la beraber tüm ilçelerin kültür ve refah seviyesine çok değerli katkı sunmuştur. Eminim toplantılarda bunlar da dile gelecektir. İçimden geldi yazmak istedim. Saygı ve hürmetle…”
Bu tarihi programla eğitimciler; ‘geçmiş ile gelecek arasında köprüler kuracaklar’ Bu vesile ile dün ile bugünlerin muhasebesini yapacaklar.
Bir şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Akif’in nazarında öyle bir nesil ki, Asım…
Düşürmeyecek asla kendi kültürüne hasım
Medeniyet irfandır, şol kaynağında marifet
Ahlak ve şeciyeye rağbet her yirmi dört Kasım!”
J.Joured, “Öğretmen iki defa öğrenmek demektir!”
Hem öğrenci hem de öğretmen olmak… Sadece, ‘kürsüde değil…’ sıralarda da oturmak. Her daim, ‘öğrenmenin de…’ sıcaklığını hissetmek!
“Okul olur,
Millete ocak, okul olur
Tüter bacası nefesinden;
‘İlmel yakin’ O/kul olur!”
Kur’an’ın ilk emri; “Oku…” Bakara Suresi 31. Ayette buyruluyor “Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti”
Öğretmenlik o kadar, ‘kutlu bir sanat ki’nİnanınız, derslerde; o kürsülerde titrerim!
“Oku,
“İkra” ilk emir oku
Kelimeler ışıl ışıl;
İlmin sadaktaki oku!”
Diliniz, kalbinizle birlikte, ‘talim edecek’ efendim. İlme, hikmete, marifete ihlasla yürüyeceğiz!
İnsanlığın en büyük düşmanı, ‘cehalet’ Bütün kötülüklerin anası da, ‘cehalet’
“Cehaletin taassup kokan
Evladını gömdüğü o/ kuma
Pusatlanır kelimeler;
Kalbe huzur verir okuma!”
Bilgiye yürümek, ‘huzura, güvene, hayata yürümektir’ Geçmişle gelecek arasında; ‘bağ kurmak’ köprü olmak! Eğitim, geleceği de bir bakıma inşa etmektir… O sebepledir ki, ‘gönül seferberliği’ eğitimde başlar. O seferberliği, bu milletin ‘kimliğiyle…’ gerçekleştirebiliriz
En fazla nelerden yakınırım; “Şekilci, kopyacı, taklitçi, nakilci, ezberci…” zihniyetten!
Ne diyoruz; “derdi, devası taşır!”
Ne diyoruz; “kurdu, meyvesi taşır!”
Ne sıkıntılarımızı abartalım, ne de bizleri bekleyen problemlerden kaçalım!
Bir realitedir; “Geleceğin güvencesi eğitime, eğitimde öğretmene dayalıdır!”
Huang ce, “Planınız bir yıl içinse pirinç ekin,
On yıl için se ağaç dikin, yüz yıl için ise insanları eğitin!”
Sözün başında da, ortasında da, sonunda da; “Eğitim… Eğitim… Eğitim…” diyoruz.
Hz. Ali (ra.) “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” Eğitime olan; “saygı, sevgi, güven, moral…” bakış budur! Bir öğretmeni unutulmaz yapan şey, “Öğrencisinin yüreğine dokunmaktır!”
Sıklıkla ifade ederim, “Fütüvvet Dili…” veya “Gönül Dili…”
Addison, “Heykeltıraş mermere ne ise öğretmen de çocuğa odur!”
Ali İmran Suresi 159. Ayette İnsanlığın muallimi, Allah Resulünün(sav) eğitim metodu bizlere ders olarak verilir; “Allah’ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, Fakat karar verdin mi Allah’a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever.”
Öğretmen bizim nazarımızda ‘kendisine danışılan kişi’ Bilge İnsandır!
Öğretmen, “zariftir, narindir, incedir, kibardır, naziktir, esnektir, sağduyu sahibidir…”
Akıl, izan, idrak, niyet, amel, irade, rağbet ve büyük ideallere; ‘hasret…’
Hedefimiz, geleceği şuurla inşa etmek, ‘erdemli insanlar…’ yetiştirmektir!
“Anılardaki Kız İlköğretim Okulu” programı için F.Ü. Eğitim Fakültesi Dekanı, Prof. Dr. Mehmet Nuri Gömleksiz, “Dünün Çalıkuşları ile geleceğin öğretmenlerinin buluşması muhteşem olacak.”
Eğitim Fakültesi Dekanı Sayın Gömleksiz, “böylesinde dopdolu ve nitelikli bir programa ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını…” ifade ediyorlar.
Bir kadim dostumuz Selahattin Deniz bizleri Düzce’den aradılar. Kendilerinin de, “Elâzığ Kız İlköğretmen Okulundan mezun olduklarını…” 50 yıl öncesinin hayali ve ilk öğretmenlik yıllarının heyecanına bir daha döndüklerini belirttiler.
Şöyle düşünelim, “Anne şefkatinden ve sıcaklığından sonraki ilk durak öğretmendir!”
Öyle kolay mı bu meslek, “Bir öğretmen bir nesil demektir!”
İnsanlığın en vefalı, kadirşinas, muhterem dostu, ‘öğretmendir’ bir başkası değil!
Bir sınıfın havasını teneffüs etmeyi dünyalara değişmem!
Kürsüye geçtiğiniz zaman, ‘gözleriniz ufuklara dalacak…’
Kalbiniz küt küt atacak…
Gözlerinizin önünde sessiz sedasız yürüyen bir nesil…
O nesle, o kürsülerden sevda dolu bir yürekle kalbi ve hasbi bir seslenişle;
“Dost Ol!” bilumum değerlerinize dost ol diyorsunuz!
24 Kasım’da, o yürekler bir arada…
Tarihi bir buluşma… Tarihi bir kaynaşma… Birlikte geleceğe ufuk açma!
Merhaba! Bütün erdemli düşüncelere… O ideallerle kutlu yürüyüşe Merhaba…