Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Nihat Kazezoğlu'na Vefa Gecesi

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Koca bir ömrünü Harput Musikisine ve folkloruna adayan her yönüyle
Elâzığ Beyefendisi…
Elâzığ Belediyesinin, “geçmişe vefa insanımıza değer…” programını
Elâzığ dışında da olsam dikkatle takip ettim.

Elâzığ Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ile Çaydaçıra
Musiki Derneğinin birlikte gerçekleştirdiği ‘ahde vefa dolu program…’
bizleri de geçmişe; şehrin son yarım asrına taşıdı…
Elâzığ Belediyesi Bünyamin Eroğlu Kültür ve Kongre Merkezinde sımsıcak
bir atmosfer…

O atmosferde yapılan konuşmaları hissedebiliyorsunuz…
Nazif Bilginoğlu,  Hüseyin Karadağ, Tahsin Öztürk, Naci Sönmez, Kenan
Çimtay, Fethi Ahmet Deniz, Zülfü Bircan, Adnan Çamlıbel, Bülent Şen,
Mustafa Gül, Niyazi Atıcı, Osman Bulut…

Konuşmalarda, ‘vefa yolculuğu…’ Elâzığ İlimizin zenginliğini günümüze taşıyordu.
O yolculuk bu şehirde, ‘yeni toplulukları…’ kazandırıyordu.
Bu şehirde, ‘yeni bir nesli…’ hazırlıyordu.
Nihat Kazazoğlu ile birlikte bir münevver insan, Lokman Tasalı’yı
burada yâd etmeliyiz.

Nihat Kazazoğlu ile birlikte,  bu şehrin efsane ismi ‘Av. Fikret
Memişoğlu’nu…’ ve onun günümüze taşıdığı öğrencilerini yâd etmeliyiz.
Nihat Kazazoğlu ile birlikte, 1970’li yıllarda Naci Sönmez’in
önderliğinde kurulan Elâzığ Musiki Konservatuvarı Derneğini 52 yılını
dolduran Elâzığ Şehrinin yarım asrına geliniz birlikte dokunarak yâd
edelim…

Şehrimizdeki, ‘ahde vefa bayrağının dalgalandığı bu toplantı da…’
geleceğe yönelik güzel mesajların verildiğini de belirtmek isterim.
Nihat Kazazoğlu, “iyi bir aile reisi olmanın yanında iyi bir öğretmendir!”
Elâzığ Milli Eğitim Müdürünün de bu toplantı da olmalarını arzu ederdim!
Bizler, ‘yetişen nesillerimize…’ kültürümüzü, sanatımızı,
edebiyatımızı, musikimizi, folklorumuzu ne kadar verebiliyoruz?
Sanatımızı bizler; zevk, estetik, incelik, sadelik, bilgelik ve bir
vakarlı duruşla birlikte düşünüyoruz.
Bu gecelerin anlamı büyüktür.

Nihat Kazazoğlu gibi değerlerimizin kıymetini bilelim
Onlar bu şehrin, aksaçlıları, kendi alanlarında kaynak kişileri, bilge
insanları olarak düşünülür.
Bu vefa dolu geceye emeği geçenleri, katılım sağlayanları gönülden kutlarım
Selam ve Muhabbetle

HARPUT DİYANET EĞİTİM MERKEZİ

Harput’a layık bir devasa eser…
Türkiye'nin ilkleri arasında yakın bir gelecekte yerini alacak olan,
“Eğitim Birimleri Araştırma ve Kongre Merkezi…”
Elâzığ’ın, Vatan Coğrafyamızın ilim ve irfan merkezlerine o kadar çok
ihtiyacı var ki…

Projenin mimarisine şöyle bir göz atıyorsunuz;
“5.000 m2 temel alanı, 25.000 m2 kapalı inşaat alanı…”
30 dönümlük arazi üzerinde inşa edilen dev proje Harput’un çehresini
daha da tebessüm hale getireceğinden eminiz…

Bizler, Harput mimarisinde, “Selçuklu ve Osmanlı Mimarisini içiçe görmekteyiz.”
Harput Diyanet Eğitim Merkezi/ Külliyesi, bizleri 9 asra taşımaktadır.
O 9 asır içerisinde; Selçuklu Dönemini de, Osmanlı Dönemini de sizlere
yaşatacak bir mimari üslup sizlere merhaba diyor.

Harput Diyanet Eğitim Merkezi İçerisinde;
“İdari Bina, Eğitim Binası (sınıflar), Kursiyer Konaklama, Sosyal
Tesisler, Kapalı Spor ki,
O kadar muazzam bir eser ki, emeği geçenlerden Allah razı olsun diyoruz.
Harput İkliminin ne kadar zengin bir iklime sahip olduğunu bilmekteyiz.
Dünü bugüne taşıyalım…

Geliniz, hafızamızı daha da güçlendirelim…
İlim, Hikmet ve Marifet Dünyamıza birlikte, “Sıla-i Rahim…” yapalı.
Mesela, Eğitim Binasında; 300 kişinin eğitim alabileceği şekilde
planlanmış 10 adet derslik…

Araştırma Kongre Merkezi'nde, 4 adet Konferans Salonu…
2 Adet Doktora Ders Sınıfı, 2 Adet Araştırma ve Kongre Salonu…
Ve binalar arasındaki yürüyüş alanları…
Her Konferans Salonu’na, her dersliğe, Harput’un bağrından çıkardığı
‘âlim, Ulema ve mütefekkirlerin isimleri verilsin…’
O Külliye içerisinde, ‘tarihi yaşamak isterim…’

Son dönemde aramızdan ayrılan yüzlerce hafız yetiştiren hocaların
hocası rahmetli Abdullah Nazırlı Beyefendinin, isminin de bu güzide
eserle birlikte yaşatılması manevi bir ikram olur, inancına sahip
olduğumu ifade etmek isterim.

Her ne olursa olsun, ‘tarihimizle, kültürümüzle, irfan ocaklarımızla,
âlim ve ulemalarımızla,  hak aşığı kâmil insanlarımızla, mütefekkir
dünyamızla…’ buluşmalıyız.

Elâzığ Şehrinde son 30 yıl içerisine dikkat edilirse; “Cadde, Sokak,
Park, Bahçe vesaire isimlere Elâzığ’ın veya Türk Dünyasının
yetiştirmiş olduğu müstesna isimlere verildiğini görmekteyiz.”
Şehrin tebessüm eden yüzlerinin günümüze aksetmesi ne evla bir
güzellik değil mi?

Yazarın Diğer Yazıları