Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Nedamet Kavramı

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Sözlükte nedamet, ‘pişmanlık’ anlamına geliyor.
Olgun insan, ‘hatasını gören…’ hatasında ısrar etmeyendir.
Tevbe nedir, Hadis, “Nedamet/ yani pişmanlıktır.
Hayatımızla iç içe olan bir kavramdır.
İnsana da, ‘yakışan…’ bir kavramdır.
Bakara Suresi 222 ayette nu buyruluyor;
“Allah, tevbe edenleri sever.” 

Bir söz vardır; “Kul kusursuz olmaz. Beşer, şaşar!”
İnsanın kendi kusurunu görmesidir.
İnsanlara karşı, “özür beyan edip, af dilemek!”
F. Attar, “Gönlünün arzusuna göre iş yapma ki,
Sırtına pişmanlık yükü almayasın”
Bizim aklımız, örfümüz, inancımız ne diyor?
İlla ki, “İstişare…” diyoruz.

İstişare de; “hayır, bereket, keramet, sağduyu, orta yol vardır!”
Elinde olanın kıymetini bileceksin… “El aklına uyan yolda yaya kalır”
Bir soru; “sadece neden pişmanlık duymayız’
Coşkun Ertepınar, “pişman olmadım, insan olduğuma…”
En büyük nimettir, insan oluşumuz…
O nimetin en güzel yanı da, ‘nedamettir’ 
İnsanın kendisini ve kusurunu görmesi…
Yüce Yaratıcıdan, “af dileyişidir!”

Ali İmran Suresi 16. Ayette şöyle buyrulur;
“Onlar ki: “Rabbimiz! Muhakkak ki biz iman ettik;
Artık bizim günahlarımızı bağışla,
Ve bizi o ateşin azabından muhafaza eyle!” derler.”
Seher Vakti, ‘duaların sıcaklığını…’ serin rüzgârlar okşar.
İnsan da, bir iç rahatlığı, iç huzuru oluşur.
İslam Âlimleri, ‘bağışlanma…’ tabirini şöyle yorumlarlar;
“işlediği günaha pişman olup, bir daha o günahı işlememeye;
Kati niyet olarak karar verenlerdir!”
Ali İmran Suresi 136. Ayette şöyle buyrulur;
“İşte onların mükâfatı, Rablerinden bir mağfiret
Ve altlarından akan cennetlerdir…”
O sebepledir ki, bizim inancımız;
“Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız…” buyuruyor.

İlk nedameti yaşayan kimdir, Hz. Âdem (as.) dır.
Nihayet Âdem, Rabbından birtakım kelimeler aldı
(ve onlarla yalvardı, tevbe etti), bunun üzerine (Rabbi) tevbesini kabul etti.
Çünkü Tevvâb (tevbeleri çok kabul eden),
Rahim (merhameti bol olan) ancak O’dur.” Bakara, 37)
Hud Suresi 90. Ayette de şöyle buyrulur;
“O halde ”Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin!
Şüphesiz ki Rabbim, Rahim (çok merhamet eden)dir,
Vedûd (kullarını çok seven)’dir.”

Yarabbi! Senden geldik, yine Sana dönüyoruz…
Yarabbi! Senden yine Sana sığınıyoruz…
Dua kadar, Yakarış kadar güzel bir şey var mı?
Hz. Âdem ile Havva nasıl dua edecekler?
(Âdem ile Havvâ) dediler ki; “Rabbimiz (Biz) kendimize zulmettik;
Eğer bize mağfiret etmez ve bize merhamet etmezsen;
Mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” (A’raf, 23)
Günah kavramında; insanın ‘kendisine zulmü’ vardır.
Nedamette, ‘hidayete’ manevi kurtuluşa özlem vardır.
Asıl hüsrandan kaçış… 

A’raf Suresi 25. Ayette şöyle buyrulur;
“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz
Ve yine oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız!” buyurdu”
Yusuf Has Hacip, “çok mal açgözlüyü doyurmaz. 
Ecel gelince, pişman olur fakat artık işini yoluna koyamaz”
Ebedi hayatı hedeflediğimiz zaman dünya hayatı daha da anlam kazanır.
Dünyadan istifademiz, ‘daha anlamlı, daha verimli olur’

Şems Suresi 8. Ayette şöyle buyrulur;
“Sonra da ona (o kişiye) günahını ve takvasını
(neyin isyan, neyin itaat olduğunu bildirerek) ilham edene (yemin olsun)”
Allah Resulü(sav) şöyle buyuruyorlar;
“Bütün insanlar günah işlerler. 
Fakat günah işleyenlerin en hayırlısı tevbe edenlerdir.”
Hadis, “Kim istiğfara yapışırsa, Allah onu darlıktan çıkarır,
Sıkıntıdan korur, rızkını bereketlendirir.” 

Bakara Suresi 222. Ayette, “Allah tevbe edenleri sever.”
Sözün özüne gelinde; “Nedamet ve Ümidin adı; Tevbedir!”
Mevlana, “Nedamet ateşiyle dolu bir gönülle, nemli gözlerle tevbe et!
Zira papatyalar güneşli ve ıslak yerlerde açarlar.”
Hz. Ömer, “pişmanlık duymayanın günahı affolmaz!”
Bir söz vardır, “pişmanlık, ıslahat habercisidir”
Hz. Osman, “Ya bela ve musibetlere sabredersin yahut nedamet edersin.”

Yazarın Diğer Yazıları