Bu sütunlarda, ‘kültürü, sanatı, edebiyatı, musikiyi…’ sürekli yazdım.
Gazi ne diyorlar, “Bizim gerçek musikimiz Anadolu halkında işitilebilir!”
O halde, ‘halka gideceğiz’ insanımızla bütünleşeceğiz
Montaigne ne diyorlar; “Halkı bir tek insan, bir tek insanı da bütün halk gibi gör!”
Her zaman için söyleriz, “erdemli insandan erdemli topluma…”
1971 yılında, bu şehirde; “bir cemiyet kurulur!”
Bu şehrin, ‘vefalı dostları bir araya gelirler’
Yürekleriyle, ‘gövdelerini taşın altına koyarlar’
Bu hareket, ‘halkın içinden filizlenen aksiyoner…’ bir harekettir.
Orada, ‘geleneklerimi, inançlarımı, adetlerimi, efsanelerimi, türkülerimi, oyunlarımı…’
Bilumum bir bütün olarak yaşatan, ‘idealizmden…’ söz edebiliriz!
“Sanatı ve sanatçıyı ilim muhiti besler!”
1970’li yıllara şöyle bir baktığımızda bu şehirde,
“geçmiş yılların geleceğe taşıdığı aydın hareketinin varlığından söz edebiliriz!”
Av. Fikret Memişoğlu ve arkadaşlarının; “Yeni Fırat Dergisi…” gerçekte bir okuldur.
Bu yıllarda; İshak Sunguroğlu, Nurettin Ardıçoğlu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu gibi isimler;
Her biri bu şehre çok önemli eserler kazandırmışlardır.
A’raf Suresi 58 ayette şöyle buyrulur;
“Toprağı iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar.
Toprağı kötü ve elverişsiz olandan ise faydasız bitkiden başkası çıkmaz
Şükredecek bir toplum için biz ayetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz!”
Elazığ Şehri, insanıyla, iklimiyle; ‘mümbit bir toprağa…’ benzetilebilir.
Bizler genellikle tarih bilimiyle ‘sosyal hareketleri daha sağlıklı analiz edebiliyoruz’
Dönem dönem bu şehirde, ‘aydınlanma hareketi’ olduğunu söyleyebiliriz.
“Her milletin kendine mahsus an’anesi, kendine mahsus adetleri, kendine göre milli hususiyetleri vardır!”
“Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde, yüksek faaliyette dünya birinciliğini tutmaktır!”
Düşünelim, Av. Fikret Memişoğlu’nun yönetimindeki, “Halk Oyunları ekibi…” İngiltere’de yapılan bir yarışmada, ‘tarihi bir derece alacaklar’ Bu şehrin bir oyunu, “Avrupa Kıtasında mumlu dans olarak bilinecektir!”
Böyle bir başarı Elazığ Şehrini geleceğe hazırlayacak!
1971 yılında kurulan Elazığ Musiki Konservatuarı Derneği yıllar içerisinde, ‘sivil hayatımızın çınarı…’ olacaktır.
Sanatı, Edebiyatı, Musikiyi seven bir nesil yetişecektir!
Bunun adı, ‘modernleşmedir’
Bunun adı, ‘yüksek bir moral ve kültürdür’
O kültürle yoğrulan insanlar; Elazığ Musiki Konservatuvarı Derneği bünyesinde;
“Harput Musikisi ve Halk Oyunları Şubelerini Açacaklar!”
Şehri besleyen önemli bir kaynağa dönüşecektir.
Ferdinand Stangel ne diyorlar; “zavallı insan; oyun neşesinden yoksun olandır!”
Bizim üzerimizde bir muallim olan rahmetli babamız şöyle derlerdi;
“Babam beni yöre oyunlarında yetiştirmek için o gün yaşadığımız Ağın’a,
Arapgir ’den dönemin usta sanatçılarını getirirdi…”
Burada, Konfüçyüs’ün bir sözü aklıma geldi;
“Devlet gemiye, Halk ’da suya benzer;
Gemiyi taşıyan sudur; ama gemiyi deviren de sudur!”
Ananevi kültürümüze sahip çıkacağız! Kültürümüzün, ‘bilgesi’ olacağız!
“Kültür Yozlaşması…” kadar tehlikeli bir şey göremiyorum.
Bir sanatkâr ne diyorlar; “Dünyaya bir daha gelsem; ne kadar tank, tüfek ve silah varsa hepsini eritip saz, cümbüş ve zurna yapacağım!”
Bu bir niyettir. İnsanı yaşatma arzusunu ön plana çıkaran bir niyettir.
Her zaman, her asırda, “iyilerle kötüler bir arada…”
Bizim mücadelemiz nedir, “iyilerin söz sahibi olmasıdır!”
Kötülere, kötü niyetlilere fırsat vermemesidir.
Şehrin son 35 yılını gözlerimin önüne getiriyorum;
Elazığ Şehri, Kültür Sanat Edebiyat ve Musikide zirvededir!
“Uluslararası Hazar Şiir Akşamları”
“Türk Dünyası Hizmet Ödülleri”
“Kardeş Şehirler Projeleri”
Bütün bunlar, “sivil inisiyatifin güçlü olmasıyla!” kazanılmıştır.
“Köklü ve güçlü bir maziden daha güçlü bir geleceğe…”
Her birimize çok önemli sorumluluklar düşüyor.
Kendi şehrimize ve insanımıza, ‘vefa borcumuz’ var.
Daha çok çalışacak, daha çok ter dökeceğiz!
İnancımız, “Fe men ya’mel miskâle zerretin hayren yereh”
“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir”
Ne diyoruz, “Niyet hayır, akıbet hayır ola!”