Hesap ederim, ölçerim, biçerim
Vicdanımla muhasebe ederim!
Belalar, musibetler, felaketler!
Vicdana, şuura buyur ederim…
İHANET EDENE!
İhanet edene, insan diyemem!
“Aldığı nefese bile ihanet…”
Bu nasıl bir, ‘emanete sadakat’
Doğa bizimdir, bütün insanlığın…
Doğaya dost olan, yaşama da dost!
Doğaya düşman olan, bizden değil!
Gaflet, ilk basamağı; ‘ihanetin’
İhanetin üstüne düşer, ‘lanetin’
Hamiyetli duruş, ‘kıyam ibadetin’
Dik dur, eğilme…
Kahramanlar, ‘Yalnız Kurttur’
Hak birdir, sevda bizim yolumuz
Yol çetin, aşılmaz olsa da;
Dağları delecek, feryadın olsun!
“Çileye tebessüm eder” geçeriz!
“Zayıf, bizim gönlümüzde güçlüdür!”
Ezcümle; “Ya Hak!” deriz.
NİYAZİ YILDIRIM’A
Nil, Tuna, Fırat’ı, Türk’ün suyolu!
İçinde Oğuz’un, yirmi dört boyu…
Yürür meydanlarda, ‘Horasan gülü!
Adı, “Niyazi!” Destanlar Burcunda;
Zafere adanmış, “Genç Osman…” soyu
İfadem, ‘bir nesli ihya harcında’
DESTANLARIN EFENDİSİNE
Destanların Efendisine, rahmet
Gördü, hayatında bin türlü zahmet!
Son nefesine kadar, ‘VATAN’ dedi
‘Ülkü davasında…’ canlara hürmet!
Şiirin, Sanatın piri, üstadı
Destanlarda yiğitleşen ‘Kürşat’ı
TRAFİK KAZASI
Kaza mı, bela mı, ‘memleket yasta’
Antep’te gözyaşı, Mardin’de ağıt
Trafik mi, canavar mı, ‘felaket’
Ölüm kusan yollar, karalar bağlar!
Genci, ihtiyarı; memleket ağlar
Ah, kızıllığında şafak söker mi?
Gün bulut bulut gözyaşı döker mi?
BİR DİLİM EKMEK
Yoğurt, zeytin, peynir; bir dilim ekmek!
Zamanı, ‘akıl yüreğiyle’ çekmek!
Yürürüm, gün üstüne, gül üstüne…
Bir şarkıdır dünya, özlem üstüne
Derdimi, içli gönüllere açmak
EY ÇOCUK
Ey çocuk, dünyaya geldiğin ilk ses;
“Bir kulağın ezan, bir kulağın gamet!”
Rabbim, ‘tevhit nuruyla yıkan’ gel, der
Muştular yüreğin, ‘varlığa hamdet’
TOPRAĞIN DİLİ
Toprağın dili yok; sözü bağrından!
Sevdası imandır; anlar çağrından!
Şehide, ‘gül bahçesi’ der, derinden
Ah, ‘gurbet’ gözyaşı döker kahrından!
ŞİİR
Şiir, aklın, gönlün, vicdanın sesi
Öz ile tartıya alma, ‘hevesi…’
Kanayan yüreğime, ‘merhem’ olur
Söz bulutu, ilham yağmuru, ‘nefesi’
VEFA NEDİR?
Sorar, sorgu ederim, ‘vefa nedir?’
İstanbul’da, kadim semtin adı mı?
Vefalı dost, ay-yıldızlı bayrak
Vefa, bir büyük sevdanın adı mı?
Vefalı dost, huzur veren sevdadır.
NAĞMEDİR
Dağlar, ‘yeşil örtüyle’ daha güzel
Gök mavisi, parça parça bulutlar
Serin selvi altında söyler, gazel!
Nağmedir, gönlümün iç geçirmesi
BABAM DERDİ
Babam derdi, ‘yaşıtlarım göçtüler’
“Şu dünyada giderek yalnız kaldım!”
Yalnızlık sırası, ‘bizlere geldi’
Nice dost, ‘bakı âleme’ göçtüler
Bu dünya, iki kapılı bir handır!
Geride kalan, hidayet, ihsandır!
MALAZGİRT
Malazgirt, tarihe yazmış adını
Meydanlar içinde, ‘Vatan Tuğrası’
Fethi Mübin’le, yükseltir şanını
Artuk, Afşin, Danişmendi, Buğrası…
Malazgirt ders; muallimi Alparslan
Vatanı aşk ile sevmek ibadet!
KUTLU SEFER
Malazgirt Ovası, ruhumun duası…
Alparslan ordusu, mahşer kurgusu!
Rabbim vermiş Türk’e, zafer doğası
Vatan olmaya hey, kahraman nefer
Ebed-i devlet için kutlu sefer
DOĞAR GÖNLÜME
Doğar gönlüme, bahar gibi gün
His denizinde yüzer hayallerim
Gün ışır, serin dalgalarla yürür
Kaf Dağı’na uzanır emellerim!
NE KALIR
Karanlık bir dünyada, ‘gözler kör’
Ufuk yok, gaye yok, gayret yok; nefret!
Hissiz, aşksız, rağbetsiz bir âlemde
Derin vadilere inmek kadar zor
Aklı, gönlü al, dünyada ne kalır?
Vicdanı, teraziyi al, ne kalır?