Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Mücadelemiz...

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Dikkat ederseniz sıklıkla, “2023, 2053, 2071 tarihi vurguları yapılır!”
Rahmetli Ahmet Kabaklı Hocamızın bir sözünü tekrar ifade edeceğim;
“1071- Malazgirt, 1453 İstanbul’un Fethi ve 1923 Cumhuriyetin İlanı…” 
O tarihlerde, “Alperen ruhu…” vardır. 
O ruhu sorarsanız, “bütünüyle Kur’an ahlakıdır!”
Bu köşemizde, “Erdemli, Faziletli, Nitelikli…” insandan bahsederiz!
Mücadelemizin önceliğinde, ‘insan…’ vardır.
Bizler, ‘insan merkezli…’ olarak hareket edersek, ‘hayata olan bağlılığımız…’ daha da artacaktır.
Büyük bir aşkla, “birliği, beraberliği, huzuru, güveni, morali velhasıl bilumum insan kaynaklarını…” düşüneceğiz. 
En büyük korkumuz nedir, “toprağın çoraklaşması gibi gönüllerinde çoraklaşmasıdır!”
Ve hele, “kalplerin katılaşması…” büyük bir felakettir.
Keban İlçemizin Nimri Köyünden rahmetli Nimri Dede bir şiirinde şöyle seslenir;
“İkilik kinini içimden atıp, 
Özde ben bir insan olmaya geldim
Taht kuralı ariflerin gönlünde
Sözde ben bir insan olmaya geldim
Serimi meydana koymaya geldim.”
Özellikle de, “siyaset yapanlara da söylüyorum!”
Allah Resul’ünün (sav.) bir sözü bizleri hizaya çekmeye yetiyor da, artıyor bile!
“Nefsim elimde olana yemin olsun ki, siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz;
Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız!”
Şu toprağın altına girdiğimizde sorgu melekleri gelecekler, 
Sorgu melekleri sizlere, ‘hangi siyasi parti…’ diye sormayacaklar! 
Sizlerden, “İslâm ahlak ve faziletinin ruhani ikliminden…” soracaklar.
İnancımız, “Bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir!”
İnancımız, “zerre kadar iyilik/ veya kötülük yapanlar …” karşılığını alacaktır.
Ölçüden, tartıdan, teraziden kimse kaçamaz!
Sıkça kullanılır, “insanı yaşat ki, devlet yaşasın!”
Müslüman kimdir denildiğinde?
“insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”
Yaşadığımız şu yerküresinin en huzurlu ülkesi neresi olmalıdır?
“Müslüman Ülkesi…” olmalıdır!
2021 yılında, dünyanın en güvenli ülkeler sıralamasında, Türk ve İslam Âleminin gözbebeği Türkiye,  “134 ülke arasından 107. Sırada yer alıyor!”
Şurası bir realite, ‘en azılı düşmanımda, en yakınımdaki dostumda bu ülkeyi/ veya bu milleti en güvenilir millet olarak/ ülke olarak tanımlamalı…’ 
Bu ülke insanıyla da, “o duruşu, vakarı, edebi, adabı…” gösterebilmelidir.
Tarihimizde bunun örnekleri var. Türkler hakkında yüzlerce makale yazılmış! O yazıları/ o eserleri okudukça, ‘gönül rahatlığına…’ erişiyor. Huzur gözyaşları döküyorum.
İnancımız, ‘fitneye, fesata, bozgunculuğa vesaire kapı aralamayın…’ buyuruyor.
Ecdat bizlere, “söz emanet, yalancılık ise ihanet…” der.
Mücadelemizin bütün kurgusu, ‘insan üzerine…’
Samimi ve dürüst olacağız. Nasıl mı, “başımız dik ve de alnımız açık olacak!”
Saff Suresi 3 ayette şöyle buyrulur; “yapamayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.”
Hud Suresi, 112 ayette de şöyle buyrulur, “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”
Düşünüyorum da, ‘işimiz o kadar zor ki…’ 
O kadar çok vebal yüklenmişiz ki…
Derinden, “bir ah çekiyorum!” 
Yusuf Suresi 53 ayette şöyle buyrulur; “Nefsimi temize çıkaramam, çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emredicidir!” 
Siyasette de, ticarette de, sosyal hayatımızın bizleri kuşatan alanlarda da, “nefis mücadelesi verildiğini görmekten hicap duyarız!”
Bizim asıl mücadelemiz, “gönül seferberliği…” olmalıdır. 
Bu milletin o güzelim hasletlerini yaşatacak/ veya ayağa kaldıracak haysiyetli bir mücadele…
Her halükarda o iklime ihtiyacımız var.
İnancımız, “zayıfı ayağa kaldırınız!” diyor.
Bu ülkede öncelikle, ‘yoksulluk kültürünü…’ yeneceğiz!
Hadis, “Nerede ise fakirlik küfre denk olacaktı!”
Ücretler açıklanırken, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı nedir?
O soruya cevap ararım! 
Kasım 2022 ayında Açlık Sınırı, “7 bin 245…” lira civarında!
Allah kimseleri, “açlıkla imtihan etmesin!”
Bizim Cumhuriyet Döneminde başaramadığımız; “refah seviyesini tabana yayamadık!”
Önceliğimiz, ‘eğitimin her hâlükârda seviyesini yükseltmek…’ 
Erdemli ve de haysiyetli insanlarla, ‘cehaleti…’ yeneceğiz!
Ve belki de, ‘en büyük mücadelemiz’ mutlaka ki, ‘yoksullukla…’ onun getirdiği/ veya getirebileceği, ‘yoksulluk kültürüyle…’ olacaktır.
Bununla da, ‘içimizde ki, kör olası ataleti atacağız’
Selam ve muhabbetle efendim.


 

Yazarın Diğer Yazıları