Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Mısraların Diliyle

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

ŞİİR NEDİR

Şiiri, ‘kelâm, hikmet sözü’ bilirim
İnsanı, âlemin özü’ bilirim
Her manayı, ‘sırrın közü’ bilirim
Gönle inen ruhumun derinliği
İçime huzur veren serinliği

SEFERDİR
Her sabah kalkar, sefere çıkarız
Arza dağılır, dört yana akarız
Seferdir; rızık için hayra hizmet
Âleme, hizmet için ter dökeriz

HER DERDİN DEVASI
Her derdin bir devası, şifası var
Her mevsimin bir rengi, sefası var
“Tebdil-i mekân eyle” gez dünyayı
Gönlün, ibret almaya hevesi var

ESKİYE ÖZLEM
Nedendir içimde, eskiye özlem!
“Eski günler, eski bayramlar” deriz
Günümüz, ‘bilim çağı’ odur, gözlem
Dünyamız, “büyük bir köy oldu” deriz
Dün, ‘saygı yüklü’ gönül bağı vardı
Sevgiyle yüklü, ‘bağlarımız koptu’
İki insan arasında dağlar var

VAH HALİNE
Laf götürüp taşıtan, ‘vah haline’
Fal açıp kapayan, ‘yuh diline’
Zan peşinde, insan avına giren;
Fitne, fesat koparan, ‘tuh aklına’

AHİRİ YIKMAK
İnsan öldürmek, ‘ebedi cehennem’
Cinnet mi nedir, bu vahşice cinnet!
Ahiri yıkmak, ‘nasıl bir terennüm’
Nefsinle beslenir, şeytani hiddet!

ANI FARK ETMEK
Bedri, başını yastığa koydun mu?
“Bugün için ben ne yaptım!” dedin mi?
Hak emrine, ‘zerre miskâl’ uydun mu?
Hissetmek, hislenmek, anı fark etmek!

KAVGA
Kavga, ‘ahir için’ ebed içindir
Dünyada kalacak kavga, n’ola ki?
Gönüller kavgası, ‘medet içindir’
Rüzgârla savrulan kavga n’ola ki?


NACİ SÖNMEZ’E
Naci ismiyle, ‘kurtuluşa eren’
Sönmeyen bir alevsin bu şehir de
Gayreti seyreyle; ‘yüreğe saran’
Hisseder kendini, ‘coşkulu nehir de’

BABAM DERDİ!
Babam derdi, “üç şey istemem oğul”
Bilesin, “unuttum, zannettim, sonra!”
Bedri, “sözü, emanet bileceksin!”
Sözünü, ‘ehil ellere teslim et’

DUR, ZAMAN!
Dur zaman, dur; akma öyle çılgınca
Sinemden neler koparır dalgınca!
Uğrunda seferber olduğum yıllar
Geçmişe gözlerim kalır, ‘yılgınca’

HANİ NEREDE!
Hani, dünya için tasa edenler
Hep geleceği temaşa edenler!
Mali mülkü, makamı asa edenler
Birer birer göçtüler bu dünyadan!

NEREDE KALDI
Neyi kaldı bu şehrin, Maden’imi?
Sırlarıyla göç eden nedeni mi?
Toprağını, havasını, suyunu,
Hatıralarını yâd edenimi?
“Maden Dağı dört tarafı dumanlı”
Yâd edelim, o cüretkâr huyunu!

DERT ETME
Dert etme dünyayı, ‘dünya da kaldın’
Er kişi ola, yükü hayır ola
İyilik heybesini yanına alsın!
Gönlün, yüreğin, âminlerle dola
Sevdası ahir olanın müşkülü olmaz!

BİLİR MİSİN?
Günah nedir, vebal nedir, bilir misin?
Masum nedir, mazlum nedir, bilir misin?
Ah çekenlerin ‘AH’ını duyar mısın?
Dağlarında kökleri var, derinlerde
İnsanın kökü başında, bilir misin?
Yanarım ben, ‘köksüzler’ yanarım!
Otlar gibi, sağa sola savrulana…

PERŞEMBENİN GELİŞİ
“Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur!”
Emeğin, göz nuru karşılığını bulur!
Tembel tembel oturan, ahiri berbad olur
“Bugün ne ekersen, yarın hasatı o olur!” 


ÖLÜM İKİ HECE
Ölüm iki hece, ‘yakamızda gündüz-gece’
“Bir varmış bir yokmuş”
Gelmişi geçmiş hayat sürmüş nice
Dünya misali, ‘oyun-eğlence’
“Ölmeden önce ölün der!” hakikat,
İyilik rüzgârı esince
Anılmak isterim!

SES DÜNYAMIZ
Türküler, şarkılar ses dünyamız!
Türkülerle söyleşir, dertleşiriz
Şiir, Sanat, Edebiyat, söz dünyamız;
Sözümüzle halleşir, eyleşiriz!


 

Yorumlar 1
Süreyya kaya 21 Şubat 2022 13:16

Yüreğine sağlık Bedrettin hocam .. Kaleminiz susmasin...

Yazarın Diğer Yazıları